Gelin, kim gazeteci kim değil kararlaştıralım...

Başbakan, KCK tutuklamaları arasında karambole gidip tutuklanan veya yazdıkları haberlerden dolayı içeri alınanların "Sarı kartlı basın mensubu olmadıklarını" söyledi.
Fatih Altaylı ve Aslı Aydıntaşbaş haklı olarak itiraz ettiler. Sarı basın kartı olmadan da gazetecilik yapan çok kişi var. Benim de basın kartım yok ve gazetecilik yapıyorum.
Eğer kişi teröre yataklık yapmıyor, propagandasını yaymıyor, bomba imal etmiyor, insan öldürmüyorsa, istediği gibi fikirlerini yazabilir. Hatta PKK' nın politikalarını dahi savunabilir. O kişilere de "Siz gazeteci değilsiniz" diyemeyiz. Sarı basın kartı olup olmamasına göre meslek tanımı yapamayız.
Aslı, yazısında çok doğru bir tespitte bulunmuş. Başbakan' ın, bilgi veren bürokratlar tarafından yanıltıldığına dikkat çekmiş. Tabi, Adalet Bakanlığı olsun, İçişleri Bakanlığı olsun, başka türlü hareket edemezler. "Sayın Başbakan’ım bunlar PKK' yı destekliyorlar" dediler mi akan sular duruyor. Başbakan da verip veriştiriyor.
Bu yaklaşım yeni de değil. Kendimi bildim bileli, resmi ideolojiye ters düşen gazeteciler daima kovalanmış, avlanmışlardır. Eskilerde doğal karşılardım da Ak Parti' ye hiç yakıştıramıyorum.


Antalya'nın yıldızı D Smart idi...
Geçen hafta sonu Doğan Yayın Holding yönetimi geleneksel yıllık toplantısını bu defa Antalya Mardan Otel 'de yaptı. Kanal D - CNN Türk - D Smart' tan 185 kişi katıldı. Antalya' ya uzun zamandır gitmemiştim. Ağzım açık dolaştım. Mardan Otel’ i hiç görmemiştim, hayretler içinde kaldım. Hem çalıştık hem de eğlendik. Bu tip organizasyonlar, özellikle büyük şirketler için son derece önemli. Günlük iş içinde kaybolup gidiyorsunuz. Ne diğer çalışanları ne de diğer gurupları tanıyabiliyorsunuz. Ayrıca, hem Doğan ailesi hem de bizim için 2009-11 dönemi çok zor geçmişti. Mücadeleler bitti, küçülme politikası tamamlandı ve ilk defa rahata ulaştık. Toplantının yıldızı, D Smart idi. Yeni yönetim (Ali Güven ve Başar Başarır) öylesine harika bir sunum yaptı ki hayretler içinde kaldık. 1 milyona yakın “Paralı abonesi” ve müthiş içeriğiyle, D Smart tamamen değişmiş. Yanıbaşımızdaki bu şirketi Antalya' da yeniden tanıdık. Anlayacağınız, hem çalıştık hem eğlendik. Mutlu ayrıldık.


Nice yıllara...
Medya Faresi onuncu yılını kutladı. Medyadan bu kadar insanı bir araya getirebilen internet sitesi azdır. Üstelik 10 yıldır ayakta kalmak ve giderek genişlemek de hiç kolay bir şey değildir. İnternet Habercileri artık hepimizin kaynağı durumundalar. Bundan dolayı sorumlulukları da artıyor. Eskiden yalan yanlış haber verenler de okunurdu, oysa artık doğru ve sorumlu olanlar tercih ediliyor. Medya Faresi’ne nice yıllar dilerim...


Haber Oscar'ı çok sevindirdi...
Radyo-TV Gazetecileri Derneği Medya Oscarları dağıtıldı ve Ana Haber Bülteni Oscar'ını Kanal D Haber aldı. Aslında çok gitmek istiyordum, ancak son dakikada bir "Balans ayarı!" ameliyatı yaptırmam gerekti. Belki de iyi oldu. Zira hep beni ekranda görüyorsunuz ve herşeyi benim yaptığımı sanıyorsunuz. Oysa bu işin asıl kahramanları gerideki az görünenlerdir. Süleyman Sarılar başta, bütün ekip oradaydılar. Ben hastanede bıçak altındayken ödüllendirilmiş oldum. O da ilginç bir his. Bizi bu ödüle layık görenlere binlerce teşekkür borcumuz var.


Genelkurmay Başkanları asla yalan söylemez...
Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında her şey söyleyebiliriz.
İyi yönetilmediğinden tutun da siyasete karışma merakına kadar birçok eleştiri de yapılabilir. Genelkurmay Başkanlığı makamının kimi zaman kurallara uymayan bazı kararlara imza attığı da söylenebilir. Hatta, bunlar ispatlanabilir de. Ancak, Genelkurmay başkanlarının yalan söyleyebileceği ileri sürülemez.
Benim gibi, hayatı TSK' yı gözlemekle geçmiş, zamanında son derece sert eleştirilerde bulunmuş bir kişi dahi, bugüne kadar böyle bir örnek gösteremez.
İşte bu açıdan İlker Başbuğ' un geçen hafta mahkemedeki sözlerini çok ciddiye aldım.
Doğrudur, Genelkurmay başkanları yalan söylemez. Kurmay heyetinden ona gelen haberler yanlış olabilir, eksik olabilir, ancak bir Genelkurmay başkanı çıkıp, kendi kurumunu korumak için dahi olsa, herkesin gözünün içine bakarak yalan söylemez.
Hatırlayın, gazetecilere yönelik “Andıç” düzenlendiği ve Sakık' ın ifadesine yalan cümleler eklendiği olaydan iki yıl sonra ortaya çıkınca, Genelkurmay Başkanlığı hiçbir şeyi saklamadı veya saklayamadı ve "Bu andıç doğrudur" dedi.
Benim kabul edemediğim, Dönemin Genelkurmay Başkanı' nın böylesine bir rezaletin doğruluğunu kabul ettikten sonra, olay hakkında hiçbir inceleme yapmaması ve aradan yıllar geçmesine kadar, mağdur duruma düşenlerden bir özür dahi dilememesidir.
Bu da, ne yazık ki bu makamın nadanlığını, tepeden bakışını gösterir.


Simge yaratmak amatör işi değildir...
Türk Lirası’nın yeni simgesi kesinleşti, kabul edildi ve hayatımıza girdi. Her yeni şey kamuoyunda önce eleştirel bir gözle izlenir, zaman içinde ise yavaş yavaş alışılır.
Burada ve bu saatte simge hakkında fikir ileri sürmek, beğenip beğenmediğimi anlatmak istemiyorum. Üstünde duracağım nokta başka.
“Simge” yaratmak, hele milli bir paraya “Simge” çizdirmek çok ciddi bir iştir.
Amatörlere bırakılamayacak kadar önemlidir.
“Simge” yaratan, bunun için yıllarını veren, yüzlerce uzmanın çalıştığı uluslararası firmalar vardır. Milyonlarca dolar harcanır. Yıllarca süren incelemelerden sonra bir “Simge” yaratılır. Piyasaya çıkacak yeni bir TV kanalı veya büyük bir ürün için “Simge” bulma çalışmalarına harcanan enerji ve paraları tahmin edemezsiniz. Son derece ciddiye alınan bir çalışmadır.
T.C Merkez Bankası hiç kusura bakmasın ancak, TL'ye simge böyle bulunmamalıydı. Yarışmaya katılanlar ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, böylesine donanıma sahip kişiler değillerdir. "Bizimkiler de yapar, zarar yok" denemez.
TL artık uluslararası bir para olma iddiasındadır. Ona bizim de uluslararası muamele yapmamız gerekirdi. Bu yöntem çok amatörce oldu. Umarım bundan sonra başka “Simgeler” aranırken aynı yöntemler uygulanmaz...


Önce konuşma dersi alınmalı, sonra bakan olunmalı...
Saygıdeğer bakanlarımızın dikkatine;
Beyefendiler, lütfen; şunu iyi bilmeniz gerekir ki herhangi bir iktidarın kabinesine girdiğiniz zaman kamuoyu sizleri sadece ne kadar iyi bir bakan olup olmadığınıza göre değerlendirmez. Daha doğrusu, başarılı olabilmek için sadece işinizi iyi yapmak yeterli değildir.
Dün de böyleydi, bugün de böyle...
Kamuoyu sizi ne dediğiniz ve nasıl dediğinize bakarak değerlendirir.
İletişime önem vermeyen, ne dediği anlaşılamayan bir bakan hiçbir zaman başarılı sayılmaz.
Bugün kabinedeki bazı anlı şanlı bakanlara bakacak olursanız, doğru dürüst bir Türkçe ile niyetini anlatabilen, toplum ile iletişim kurabilen sayısı çok azdır. İsim versem herhalde havalara sıçrarsınız, ancak benim de hayatım kararır. Bundan dolayı, bu konudaki kararı sizlere bırakıyorum.
İletişim açısından kendini geri gören saygıdeğer bakanlarımıza verebileceğim tek tavsiye, aman önce konuşma ve iletişim dersi alın, sonra yola çıkın. Açıklarınızı da medyayı suçluyarak kapatmaya çalışmayın.