Hamas Türkiye'ye ne getirir, ne götürür?

Hamas Örgütü kendine yer arıyor. Şam'da kalamayacaklarını artık anlamış olmalılar ki, kendilerine yakın gördükleri başkentleri yokluyorlar. Belli ki, Ankara'ya haber yollanmış ve hükümet bu konuda kafa yormuş. Hükümet sözcüsü Arınç, pazartesi günkü kabine toplantısından sonra açıklama yaptı. Bana pek ikna edici gelmedi. Şimdilik Hamas lideri Halid Meşal'in Türkiye'de büro açmasının söz konusu olmadığını söyledi. Bana, hükümet biraz müteredditmiş gibi geldi. Hani bu durum ileride değişebilirmiş de şimdiden bağlayıcı birşey söylemek istenmiyormuş gibi konuştu. Yanılıyor olabilirim, ancak konunun tümüyle kapandığı yönünde kuşkularım var.
Unutmayalım ki Hamas tartışmalı bir partidir. Gazze’deki Filistinliler için “Kurtarıcı”, Batı Şeria’daki Filistinliler için El Fetih'in düşmanıdır. Özellikle İsrail yanlısı birçok ülke tarafından ise sivilleri de öldüren bir “Terör örgütü” olarak kabul edilir. Türkiye için ise Hamas, Gazze' de seçimleri kazanmış, Filistin halkını temsil eden “yasal” bir partidir. Şimdi isterseniz gelin, Hamas'ın bürolarını Ankara'ya taşımasının bize ne yararı olacağına, ne zarar verdirebileceğine bakalım. Yani, çıkarımız nedir onu sorgulayalım:
( - )
- Türkiye eskiden, Filistin sorununun tüm tarafları ile görüşebilen bir ülke olarak etkin bir konumdaydı. Bu konumunu, Mavi Marmara olayıyla önemli ölçüde kaybetmişti. Hamas'ın Ankara'ya gelişiyle tam olarak TARAF durumuna düşecek ve eski etkinliği tümüyle bitecek.
- ABD ile ilişkilerindeki kuşkular artacak. İsrail ile ilişkileri bir daha düzeltilemez aşamaya girecek. Ak Parti iktidarının Türkiye'ye eksen kaydırdığı tartışmaları yeniden başlatılacak.
- Türkiye, Hamas'ın Gazze'deki faaliyetlerini, işgal altındaki topraklara saldırılarını kontrol edemeyecek, dolayısı ile atılan her füze veya her saldırı sonrasında birçok başkent Ankara'ya dönecek, hatta suçlayacak.
( + )
- Türkiye 'nin uluslararası profili özellikle İslam ülkeleri arasında yükselir.
- Filistin anlaşmazlığının çözümü pazarlıklarındaki rolü, çok abartmayalım ancak, belirli bir oranda artar.
- Bölgedeki dengeler içinde, Ankara'nın ne dediği biraz daha fazla dinlenir.
Özetlemek gerekirse, Hamas' a ev sahipliği yapmanın riskleri daha fazlaymış gibi görünüyor. Götürecekleri, getireceklerinden daha fazla. Hele El Fetih-Hamas ortaklığı gerçekleşirse, Türkiye' nin avantajları daha da azalacaktır. El Fetih' in ağırlığı kendini hissettirecektir. Tabii bu arada, başta Mısır ve Ürdün gibi, Filistin sorununun ağırlığını en fazla taşıyan Arap ülkelerinin Türkiye' ye bakışlarının da değişeceğini unutmamamız gerekir. Bu ülkeler, kendi arka bahçeleri olarak gördükleri bu alana Türkiye' nin girmesinden rahatsızlık duyacaklardır.
Orta Doğu, son derece tehlikeli bir bataklıktır.
Filistin sorunu da çözülmesi çok güç diğer bir bataktır.
Bu batağa böylesine boğazımıza kadar girmemizin bizlere ne kazandıracağını anlayamıyorum.
Önemli bir yarar da göremiyorum.


Aydınlar doğru yaptı...
Futbol Federasyonu Başkanı M. Ali Aydınlar, neresinden bakılırsa bakılsın, istifa etmeyerek en doğru kararı aldı. Onun gibi başarılı bir iş adamının futbol dünyasının çirkinlikleri içinde acı çektiğini hepimiz biliyoruz. "Kardeşim, neden kendimi böylesine hırpalatayım. Bırakırım, kendi sorunlarını çözsüzler" demesini de anlayışla karşılayanlar arasındaydım. Ancak başından beri de istifa etmemesi gerektiğini savundum.
Aydınlar, belki hiç istemediği kararlar almak zorunda kalacak. Belki, canı gibi sevdiği kulübüne zarar verdirecek kararlara imza atacak. Omuzladığınız görev bunu gerektiriyor. Federasyon başkanlığına soyundunuz mu, zamanında hiç istemediğiniz durumlarla da karşı karşıya kalırsınız.
Eğer istifa etmiş olsaydı, belki FB'liler tarafından omuzlarda taşınacaktı. Kahraman ilan edilecekti. İleride FB'nin başkanlık koltuğuna dahi oturabilecekti. Ancak istifası, Türk futbolunu hem içerde hem de dışarıda, daha fazla karmaşaya düşürecek ve büyük prestij kaybına uğratacaktı.
Türk milli takımına kapılar kapanacak, Türk kulüpleri Avrupa şampiyonalarına katılamamak gibi son derece aşağılayıcı bir duruma düşecekti. Türkiye' yi böyle bir duruma itmek, Aydınlar’ a çok daha büyük bir fatura çıkarılmasına yol açacaktı.
Aydınlar kişisel hesaplar yapmadı.
Hissi davranmadı.
Özellikle başta BJK olmak üzere, bazı kulüplerin çok ince hesaplarına da kanmadı.
Kalbine taş bastı ve kendine yakışanı yaptı.