Hillary ile 7 konuda büyük pazarlık

Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Ankara ziyaretinde, aslında son derece önemli süreçler başlatıldı. Aşağıda sıralayacağım konularda belirli adımlar atıldı. Sonuç alınması çok zaman alacaktır, artık büyük bir “alış-veriş” veya “pazarlık” döneminin açıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaman içinde yeni gelişmeler yaşanacak ve bu alış-verişe yeni “mallar” eklenecektir mutlaka, ancak ben size şimdilik gözlediğimiz kadarını aktaracağım.

ERMENİSTAN:
Obama yönetimi, seçim sürecinde Ermenilere söz verdi. Soykırım iddialarını destekleyeceğini söyledi. Şimdi bu vaatlerinden geri dönebilmek için Ankara’dan bir jest bekliyor. Örneğin, sınır kapısının açılması durumunda, Erivan o kadar memnun olacak ki, soykırım konusunun ertelenmesı Obama’ya prestij kaybı getirmeyecek.
Burada sorun, Türkiye’nin bu adımı atıp atmayacağıdır. Alış-veriş işte bu noktada düğümlenecektir.

AFGANİSTAN:
ABD, Afganistan konusunda çok sıkıştı. NATO müttefiklerinden ilave asker istiyor. Bu konuda eli en rahat ülke de, Türkiye. Almanya veya Hollanda hükümetlerinin asker göndermeleri kamuoyunda çok tepkiye yol açıyor, oysa Türkiye’de olay alkış topluyor. Kahraman Türk Askerinin sınır dışı görevi, milli gurur kaynağı oluyor.
Türkiye’nin elindeki en önemli joker kartı da bu. Hemen her alanda oynanabilinecek bir kart.

KIBRIS :
Bu konuda da, Türkiye sıkışık durumda. Rumlar, KKTC’ye uyguladıkları ambargoyu kaldırmadıkları sürece, Türkiye de Rum gemilerine limanlarını açmıyor. Limanlar açılmadıkça da, Türkiye-AB katılma müzekereleri ilerlemiyor. Zira 8 başlık sırf bu nedenle askıya alındı. Eğer Washington, Rumları ikna eder ve ambargoyu kaldırtabilirse, hem AB müzakerelerinin önü açılacak, hem de Kıbrıs sorununun çözüm olasılığı artacak. Bu da, ABD’nin elindeki, her alanda kullanılabilinecek son derece kıymetli bir kart.

ENERJİ:
Nabucco adlı doğal gaz hattının Türkiye üzerinden Avrupa’ya, Rus gazına alternatif enerji taşıması son derece önemli bir proje. Bu projenin gerçekleşmesi durumunda, Türkiye hem önemli bir gelir sağlayacak, hem kendi enerji kaynaklarını çeşitlendirecek ve böylece AB’ye karşı elini güçlendirecek. Ancak, bu projenin Türkiye’nin istediği gibi gerçekleşmesi de yine ABD’nin desteğine bağlı. Washington isterse, Ankara’nın beklentileri büyük oranda karşılanacak. Bu da, ABD’nin bir diğer pazarlık kartı.

ORTADOĞU- İRAN:
Bu konudaki kartların büyük bir bölümü ABD’nin elinde. İstediği zaman Türkiye’ye yer açar, istemediğinde Türkiye’yi oyunun dışında bırakabilir. Türkiye’nin Filistin ve İran konusundaki kartları çok güçlü değil. Biri Hamas ile iyi ilişki kurmasının verdiği avantaj, diğeri de İran ile bölgede en iyi geçinen büyük ülke oluşu. Her ikisindeki rolü de “müzakereyi kolaylaştırıcı” olmanın dışına pek çıkmıyor. Türkiye’nin asıl kartı, şimdiye kadar kullanmadığı ancak isterse çok ters etki yapabilecek olan negatif politikalarıdır. Yani İsrail aleyhtarı ve dibine kadar Tahran yanlısı bir politika izlemeye kalkması, bölge dengelerini bozar. Böyle bir tutum kendine de zarar verdirir tabii. Yine de, genel pazarlık yapılırken dikkate alınması gereken bir karttır.

IRAK:
Türkiye’nin elindeki orta boy kartlardan biri uzun vadede Irak’ın istikrarına katkıda bulunmak Bağdat’a destek olmak, kısa vadede ise, 2010’da bölgeyi terkedecek Amerikan askerlerine kara-hava ve deniz yollarını kullanma izni. Ankara’da bu konuda çok olumlu işaret verildi. Babacan yeşil ışık yaktı ve bu kartını Washington’dan yana oynayacağını gösterdi.

KUZEY IRAK VE PKK:
Türkiye’nin en büyük sorunu PKK. ABD’nin elindeki en önemli kart, Kuzey Irak üzerinden PKK’ya istediğini yaptırabilme gücü.
Washington, Ankara’nın Barzani ile iyi geçinmesini, onu itip kakmamasını ve ülke içinde de hem Kürt sorununa, hem de PKK’ya yönelik bazı adımlar atmasını istiyor. Pazarlık, bu “adımlar” etrafında dönüyor.
Ankara bunu yaparsa, Washington’un “PKK’yı tasfiye planı” devreye sokulabilecek.
Bugün yerimiz kalmadı. Bu konuyu yarın daha geniş şekilde ele alacağım.