Hollanda, tabutu çiviledi...

Anayasanın tabutu çivilendi.Diğer ülkelerde oylamalarına devam edilse dahi, bu anayasanın kurtarılacak yanı kalmadı. Şimdi, 25 hükümet ve devlet başkanı 16 Haziran'a kadar düşünüp bir çıkış yolu arayacaklar. Ne olursa olsun, bu anayasanın şurasını burasını değiştirip,yeniden referanduma sunulması, son derece zor görülüyor. Hollanda halkının anayasayı reddetmesinin gerekçeleri, Fransızlarınkinden biraz daha farklı. Ancak yine de, Fransız ve Hollanda oylarının en belirgin ortak noktaları, yine ekonomik gerekçeler, işsizliğin artışı, genişlemeye duyulan tepki ve Avrupa Birliği'nin halktan kopması, halkın beklentilerini dikkate almadan kararlar alınması.Yıllardan beri kararlar hep kapalı kapılar ardında alındı. Konular son derece teknikti ve kimseler çıkıp ,kararların ne anlama geldiğini halka anlatmadı. "Brükselde böyle kararlaştırıldı"demekle yetinildi. Kamu oyundan tepki geldiğinde de, sorumlu olarak Brüksel gösterildi. Brüksel suçlandı.Halkın tepkisi yıllar içinde birikti ve bu defa patladı.Bu gidişi değiştirebilmek ve 25 ay ülke halkının 25 ayrı beklentilerini karşılayabilmek son derece güç. İşte Avrupayı bekleyen en büyük meydan okuma da bu... * * * Beklenen oldu. Geçen Pazar akşamından bu yana, Avrupa basınını okuyorum, TV' leri izliyorum, yorumlara dikkat ediyorum. Merak ettiğim konu, referandum depreminin alt faturalarından hangisinin ve ne oranda Türkiye' ye çıkarılacağı idi.Ne olursa olsun, şu veya bu nedenlerle Türkiye kampanya sırasında, adından en çok söz edilen, daha doğrusu kullanılan ülkeydi.Türkiye yukarı, Türkiye aşağı..."Türkiye'ye HAYIR" afişleri, Fransa ve Hollanda sokaklarını süslemişti. Başka birçok ülkede de, genişlemenin en korkutucu örneği olarak hep Türkiye gösterilmişti.Ben de bu nedenle, deprem sonrasında, birkaç gündür medyayı taradım.İlginçtir, Fransa'da Türkiye'den fazla söz edilmedi.Adeta unutuldu veya yeterince etkili bir unsur olmadığı anlaşılınca, gündemde tutulmamaya başlandı.Oysa çok rahatlıkla "İşte AB' yi krize sokan nedenler " listesinin üst sıralarına Türkiye eklenebilirdi.Türkiye unsuru, genel genişleme çerçevesinde ele alınmakla sınırlı bırakıldı.Hollanda'da, referandum öncesinde Türkiye'nin etkisi daha ağır oldu. Referandum sonrası durum henüz belli değil.Özellikle sağ ve aşırı sağ partiler Türkiye'nin peşini bırakmayacaklardır. Hele Almanya'da Hristiyan Demokratlar kazanırsa, Merkel elinden geleni yapacaktır. Ancak unutmamamız gerekir ki, herşey onların elinde değildir. Herşeyi sağ iktidarlar saptayamazlar.Alınacak sonucun bir bölümünün, Türkiyeyi isteyen ülkeler tarafından, diğer ve önemli bir bölümünün de Türkiye tarafından belirleneceğini hiçbir zaman unutmamamız gerekir.Önümüzde daha 10-15 yıl var. Şimdiden varsayımlara dayanıp işin ucunu bırakırsak, Türkiye'yi istemeyenlerin ekmeğine yağ sürmüş olacağız. * * * TÜRKİYE NE FATURA ÖDEYECEK? Bu köşeyi izleyenler hatırlayacaklardır.17 Aralık 2004, Brüksel doruğu öncesinde, Jacques Chirac'ın Türkiye'ye verdiği destekle ne kadar büyük bir "Devlet Adamlığı "örneği verdiğini yazmıştık.Bugün, Fransız Devlet Başkanının geçen yılki tutumu çok daha çarpıcı şekilde ortaya çıkmaktadır.Chirac referandumun çok güç olacağını ve Türkiye'nin de HAYIR cephesi tarafından kullanılacağını çok iyi biliyordu. Bunu Türk yetkililere de anlatmıştı. Hatta sırf bu nedenle, 17 Aralık bildirisine, bizim hoşumuza gitmeyen bazı cümleler koydurtmuştu. Amacı bu paragrafları kullanıp, HAYIR' cıların Türkiye kozundan yararlanmalarını engellemekti.Chirac bir politika kurdudur. Tek amacı da, her politikacı gibi, iktidarda kalmaktır.Başına geler geleceğini koklamış olmasına rağmen, Türkiye' yi saf dışı etmemiş, aksine desteklemiştir. Oysa çok kolaylık, Erdoğan'a döner ve "Kusura bakma, iktidarım tehlikeye giriyor. Size müzakere tarihi verilmesini referandum sonrasına bırakmaktan başka çarem yok. Beni anlayışla karşılayın "diyebilirdi.Böyle bir yaklaşım karşısında ne yapabilirdik ki...Kızardık. Belki bağırıp çağırır, belki Fransız mallarını almama kampanyaları açar ve kısa bir süre sonra vazgeçerdik ancak, sonunda kabullenmek zorunda kalırdık. Ne Almanlar ne de diğer liderler Chirac'a karşı çıkıp, illaki Türkiye'ye tarih vereceğiz diye tepinmezlerdi.Chirac, bu ucuz politikacılığı yapmadı. Uzun vadeli düşünen, vizyonu olan bir Devlet Adamı gibi davrandı. Türkiye' yi destekledi.Bazı şeyleri unutmamak gerekir... CHİRAC'IN TÜRKİYE DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİYDİ (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net