İçişleri Bakanlığı'nın 19 Mayıs ayıbı...

19 Mayıs törenlerine yeni bir düzen getirilmişti. Eski askeri görüntü yerine, halkın katılımı ön plana alınmıştı.
Ben de bu düzenlemeyi alkışlayanlar arasındaydım. Zaten oldum olası, törenlerdeki askeri gösterilere karşı çıkmışımdır.
Bir de ne görelim! Bazı illerdeki valiler, Atatürk heykellerine çiçek bırakmayı yasakladıkları gibi, kimileri de polisi kullanıp bu yasağı uygulamaya kadar gitmişler.
Neden?
Böyle bir emir mi var?
Hayır! Araştırdım, böyle bir emir yok!
Hürriyet’te Yalçın Doğan’ın geçen hafaki yazısından anladığımız üzere İller İdaresi Müdürlüğü’ ne bayramdan bir gün önce “Çok acele” kaydıyla gönderilen genelge yollanmış. Bu günlerde Atatürk anıtlarına çiçek koymak başkentte Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, iller ve ilçelerde ise Gençlik ve Spor Müdürlükleri’ nin tekeline bırakılmış. Başka kimse çelenk koyamayacak. Tamam da hani bu halkın bayramıydı?
Polis kullanarak engellemek ne demek? Lütfen kimse bana yasayı uyguladık demesin.
Anlaşılan vali beyler, 19 Mayıs genelgesini böyle yorumlamışlar. Hele CHP’ liler organize olup, çelenk koyma kampanyası başlatınca, daha da paniklemişler. Herhalde “Bakanlarını” kızdırmamak için kaşlarını çatıp, duruma el koymuşlar. Günlerdir İçişleri Bakanlığı’ ndan bir açıklama bekliyorum.
Derin bir sessizlik var. Bu durumda da sanki iktidar “Atatürk heykellerine çiçek bırakılmasını” istemiyormuş gibi bir izlenim doğdu.
Doğru mu?
Gerçekten böyle bir yasaklama söz konusu mu?
İçişleri Bakanlığı korkuyorsa, Hüseyin Çelik mutlaka bizleri aydınlatmalı.
Bazı CHP’liler çiçek koymak istedikleri için yasak getirildiyse bunu da bilmeliyiz. Ayrıca, hani Ak Parti yasaklara karşıydı?
İster CHP’liler, ister diğer vatandaşlar olsun, neden Atatürk heykeline çiçek kolmamalıymış, anlayamadım gitti...
Hani, 19 Mayıs kutlamalarında halk ön plana çıkarılacaktı?
İçişleri Bakanlığı bir an önce bu konuya açıklık getirmeli ve ayıbını düzeltmelidir.
İktidara şirinlik gösterisi yapmak isteyen valiler bu tutumlarıyla aslında Ak Parti’ ye kötülük ettikleri bilmelilerdir.


Pakistan bölünmenin arifesinde...
Başbakan Erdoğan ile Pakistan gezisine katılan gazeteciler bize sürekli şekilde, iki ülke başbakanının birbirlerine gülücükler atarak el sıkışmalarını, basın toplantısındaki resmi açıklamalarını ve Pakistan basınının övgü dolu sözlerini yansıttılar. Oysa, bütün bu dış görüntünün altında bir dram yaşanıyor. O dramın adı da; Pakistan' ın bölünmesi.
Pakistan, bölgenin en kırılgan, en zayıf halkasını oluşturuyor. Başbakan Gilani, iktidarını pamuk ipliğiyle elinde tutabiliyor. Bir yanda radikal dincilerin ve muhaliflerin kavgasıyla kaynayan inanılmaz bir iç mücadele, öte yandan ordu ve Washington' un büyük baskısı.
İslamabad, 2014' te Amerikan ve NATO askerlerinin çekilmesiyle birlikte, Afganistan üzerinde etkin olmak istiyor. Taliban ile birlikte bu ülkenin İran veya dolaylı şekilde, baş düşmanı Hindistan' ın etki sahasına girmesini engellemeye çalışıyor. ABD ise buna karşı çıkıyor. Anlayacağınız tam bir karmaşa yaşanıyor.
Pakistan' ı asıl tehlikeli yapan, böylesine bölünmüş bir ülkenin elinde nükleer bomba bulunması. Hele içerideki radikal-ılımlı çatışmasının getirdiği bölünme riski, bu tehlikeyi daha da arttırıyor.
Erdoğan, işte böyle bir dost-kardeş ülkeyi ziyaret etti. Ülkenin nereye gittiğini gördü ve eminim tüyleri diken diken olmuştur. Zira Pakistan' ın infilak etmesi, bu bölgeyi birbirine sokacaktır.
Türk toplumu Pakistan' ın gerçeklerini öğrenemedi, ancak resimlerdeki gülücüklerin doğruları yansıtmadığını da gördü...


Hüseyin'e en çok engelli çocuklar ağladı...
Hüseyin Yarsuvat ' ı bütün Türkiye tanımazdı. Tanıyanları ise, onu içten severdi.
Galatasaray Lisesi’ nde sınıf arkadaşımdı. Salı günü kaybettik, Perşembe günü de cenazesini kaldırdık. Bilmiyorum, belki böyle kayıplar, çok yakınınızda patlayan bombalara benzeyince daha bir başka etkileniyorsunuz. Hüseyin' in kaybı, yakınları gibi beni de çok üzdü.
Ona hiç yakıştıramadım.
Uzunca bir süredir, ardı ardına gelen hastalıklarla mücadele etti ve sonunda pili bitti. Oysa canavar gibi mücadeleci, göründüğünün aksine son derece sevecen bir insandı. Avukatlığı da kavgalı davalarla geçmişti. Ancak öyle bir yanı vardı ki, başka hiçbir babayiğit kolay kolay öyle davranamazdı.
Engelli çocuklar için yıllar boyunca çırpındı. Cebinden harcadı, arkadaşlarını teşvik etti ve yüzlerce genci mutlu etti.
Hüseyin Yarsuvat için en çok, engelli yavrular göz yaşı dökecekler.


Kitap Köşesi
Kongar'dan ABD ve siyasal İslam

Emre Kongar’ ın Amerika Birleşik Devletleri ve Siyasal İslam’ı incelediği son kitabı adeta güncel gelişmeleri aydınlatıyor. Remzi Kitabevi’ nden çıkan “ABD’nin Siyasal İslam’la Dansı” adlı kitap önce Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) ardından Arap Baharı ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ da neler olduğunu anlatıyor. ABD’ nin bölge ülkeleri için nasıl bir yönetim tarzını öngördüğünü, İslam alemi ile ABD’ nin ilişkileri açısından irdeliyor. Kitap Türkiye’ nin bu gelişmelerde nerede durduğunu, Ak Parti’ nin “Ilımlı İslam” modelinin ve “Model olma” seçeneğinin ne anlam ifade ettiğini değerlendiriyor. Konu hakkında çalışmak isteyen araştırmacılar için de son derece önemli belgeler Kongar’ ın son kitabında. (www.remzi.com.tr)