Irak Kürtleri kimle dans edeceklerini bilemiyorlar

Bugün Başbakanın Irak gezisi var. Eğer son anda iptal edilmez veya ertelenmezse bu bir “ilk” olacak.  Bağdat ziyareti, birçok açıdan son derece önemli mesajlarla dolu geçecek. Her ne kadar AKP’nin kapanma davası nedeniyle toplumun dikkati bambaşka konulara yönelmiş olsa dahi, Türk Başbakanı’nın ilk ziyareti, hem Sünniler, hem Şiiler, hem de Irak’lı Kürtler tarafından büyük bir dikkatle izlenecek. Bölge ülkeleri de Türk Başbakan’ının neler söyleyeceğini ve nasıl bir tutum alacağını merak ediyorlar.
Türkiye, Irak için bölgedeki en önemli denge unsurlarından biri.
İran’ın Şiiler üzerindeki etkinliği arttıkça, Türkiye’nin yaklaşımı da değer kazanıyor. Ankara’nın tutumu, Sünni ve Şii’ler arasındaki dengeleri etkiliyor. İran’ın ağırlığı yaygınlaştıkça, Türkiye’ye bakışlar değişiyor. Irak’ın, İran hegemonyasına girmemesi için Ankara’nın tutumu daha önemseniyor. Amerika’nın gözünde Türkiye, İran’ın önünde bir kalkan gibi görülüyor.
Tabii bir de Kuzey Irak Kürtleriyle ilişkiler var ki, o kendi başına bambaşka dengelerle ilgili. Bölgedeki Kürt sorununun anahtarı, giderek Mesud Barzani ve Celal Talabani’nin eline geçiyor. Eskiden bu ikili küçük birer oyuncuydu. Bugün politika yapıcı konumundalar.
Kürtler, Sünni-Şii mücadelesi sırasında kendi statülerini çok başarılı bicimde sağlamlaştırdılar. Hem otonom bölgelerini anayasa soktular, hem de merkezi hükümetteki etkinliklerini arttırdılar. Irak’ın tek istikrarlı bölgesi durumundaki Kuzey Yönetimi, hem içerde hem de dışarıda saygınlık kazandı.
Kürtler ellerindeki kartları çok iyi kullandılar.
Herhalde Başbakan’ın Bağdat ziyaretini en yakından izleyecek olan diğer bir ülke de  Amerika olacak. Erdoğan’ın her adımı Washington tarafından büyük bir dikkatle izlenecek. Zaten ziyaretin şekli, tarihi ve içeriği, ABD’nin yakın gözetimi altında hazırlandı. Irak, ABD için öylesine önemli ki, hiçbir Türk Başbakan’ının burada istediği politikaları uygulayabilme şansı yok. Erdoğan’ın da, durumun gerektirdiğinin dışında fazla bir hareket yeteneği olmayacak.
Yine de, önemli sonuçların çıkacağı bir ziyaret yaşanacak.
Ancak Türkiye açısından en önemlisi, Kürt politikalarındaki nüanslar olacak.                         

Kürt politikasını kim saptıyor ?
Kuzey Irak Kürtleri artık kararlarını vermiş durumdalar.
Türkiye ile çatışma değil, uyuşma politikası izleyecekler.
Ancak bunun bir koşulu var.
O da, Türkiye’nin de Kuzey Irak Yönetimine saygı göstermesi. Yan bahçedeki disiplinsiz ve yaramaz, söz dinlemeyen mahalle çocuklarına terbiye vermek isteyen, mahallenin büyüğü gibi davranılmaması. Eğer Türk yöneticileri , Kürtlerin gururunu kırıp burunlarını sürterek bazı şeyleri kabul ettirmek isteyeceklerse, Kürtler de “ rahatsızlık vermek için” ellerinden geleni yapacaklar.
Şu aşamada durum sakin görünüyor.
İki tarafın da niyeti iyi geçinmekten yanaymış gibi görünüyor.
Kürtler, İran’ın Irak’ın genelindeki etkinliğinden çekiniyorlar. Kuzey Irak Yönetimi sırtını İran’a dayamak istemiyor. Aksine, Türkiye’yi tam anlamıyla bir denge unsuru olarak görüyor. Batı dünyasına açılmanın ve petrollerini Avrupa’ya akıtmanın anahtarının Ankara’da bulunduğunun farkındalar. Üstelik, Güneydoğudaki Kürt akrabaları sayesinde, Ankara üzerindeki etkilerinin çok daha yüksek olduğunu biliyorlar. Tahran ile böyle bir ilişkileri yok.
Yeter ki, Türkiye böyle bir ilişki düzenini kabul etsin.
Başbakan’ın Bağdat ziyareti sırasında birkaç saatliğine dahi olsa, Erbil’e inip Kuzey Irak Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile el sıkışması çok istediler. Bunun ne kadar güç olduğunun da farkındalar. Zira, Kürt politikasının oluşturulmasındaki asker ağırlığının oranını bir türlü saptayabilmiş değiller.
“Türkiye ile dans etmeye hazırız, ancak kaç kişiyle dans edeceğimizi bilemiyoruz. Tango iki kişi arasında olur, oysa Ankara’da çok fazla muhatap var.” diyen, Kuzey Irak Yönetiminin önde gelen isimlerinden biri, hükümetin duruma ne kadar hakim olduğunun bilinmediğine dikkat çekti.
Tabii öte yandan da kapanma davası var.
Bu dava bitmeden, AKP ve özellikle de Erdoğan’ın geleceği kesinleşmeden kimse elindeki kartları çıkarmak istemiyor. Dramatik jestler yapmanın zamanı olmadığının altı çiziliyor.
Başbakan’ın Erbil’e uğramak istememesinin nedenleri arasında bu belirsizlikte sayılıyor. Ayrıca Kuzey Irak Yönetimine bu jestin yapılması için henüz erken olduğu görüşünün ağır bastığı belirtiliyor.
Aslında büyük bir fırsat kaçmış değil.
AKP ve Erdoğan’ ın durumları belli olduktan sonra, gelecek yıl aynı tip bir başka gezi daha yapılabilir ve Erbil de dahil edilebilir.

DİĞER YENİ YAZILAR