Irak'a girmek için, ne yapmalı, ne yapmamalı?

Ben şimdiye kadar, herhangi bir Sivil Toplum Kuruluşu tarafından böylesine kapsamlı, olayı birçok açıdan inceleyebilen, böylesine ayrıntılı bir Irak raporu yapıldığını görmedim. Laf üretmeye geldiğinde, Sivil Toplum Kuruluşlarının önüne geçilemiyor. Kimi bilgisiz, kimi sırf bir ideolojiye bağlı olarak fikir ileri sürenlerle dolu. TV kanallarını şöyle bir dolaşın ve bilgi yerine ne kadar boş söz edildiğini hemen görebilirsiniz.Prof.Sedat Laçiner'in başkanlığındaki USAK ise tam tersini yapmış.2.5 yılda, 100'den fazla güvenlik, hukuk,Uluslararası bilimci, akademisyen ve güvenlik konularında, bölgeyi iyi bilen uzmanlarla görüşmeler yapılıp hazırlanmış bir rapor. Belki içeriği daha iyi tasnif edilebilirdi, ancak önemli değil. Böylesine bilgi kıtlığı çekilen bir konuda, bu kadarı dahi büyük başarı.Rapordan çok şey öğrendim. Sırf bundan dolayı, meraklı okurlarım için , özetin de özetini çıkardım. Eğer raporun tümünü okumak istiyorsanız -ki, mutlaka okumalısınız- www.usak.org.tr'ye girebilirsiniz. Hem bu Vakıf hakkında bilgi edinebilir, hem de diğer yayınlarını görebilirsiniz. Bizzat konuşmak isterseniz 0312.2122886'dan da ulaşabilirsiniz.Bu köşe'de bulacağınız özeti benden yaptım. Cümleler bana aittir. Dolayısiyle hata veya yanlış anlama olursa, bunun sorumluluğu tamamen, bana aittir. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) ilk defa geçen yıl, yine Irak konusunda bir rapor hazırlamıştı.Aradan geçen yıl içindeki gelişmeleri de dikkate alarak raporunu güncelleştirmiş ve yeniden dağıttı. PKK, Türkiyeyi terörize etmektedir.1990'lı yıllardaki kadar büyük olaylar yaşanmıyor olsa dahi, kamu oyu büyük bir gerilim içindedir.Bütün gözler de, K.Irak'a dönmektedir. PKK, K.Irak'I ana üs gibi, eğitim,kadrolarını dinlendirmek,silahlanmak,kışı rahat geçirmek için, bir sığınak gibi kullanmaktadır.Kamuoyunda giderek artan biçimde, Kuzey Irak'a askeri bir müdahelede bulunulduğu taktirde, PKK terörünün biteceği inancı yerleşmekte ve müdahele için kamu oyunun baskıları artmaktadır.Şu anda sadece karmaşa içinde bir tartışma yapılmakta,adeta bir sağırlar diyaloğu yaşanmaktadır. Sınır ötesi bir operasyonun hedefleri tarif edilmemekte, işin PKK kampları dışına da genişleyeceği izlenimi doğmaktadır.Sınır ötesi operasyon ve terörle mücadele konusunda, bu görevi yerine getirecek kurumlar arasında güvensizlik, iletişim eksikliği, koordinasyonsuzluk ve görüş ayrılığı vardır.Kamuoyu önünde ülke liderleri arasındaki tartışma, hem kamu oyunu ümitsizliğe itmekte, hem de PKK'nın uzun süredir hareketsizlikten dolayı, rehavete ve yılgınlığa kapılmış kadrolarının yeniden canlanmasına yol açmaktadır.Ne kadar başarılı olursa olsun, bir sınır ötesi operasyon Türkiye'nin PKK terörünü ve Kürt sorununu çözemez. Çünkü sorunun temelinde yatan kaynak Kuzey Irak değildir.Bir sınır ötesi operasyon için ne iç ne de dış kamu oyu hazırlanmıştır. Buna karşılık kamu oyunun beklentileri giderek arttırılmaktadır. Buna ek olarak, karşımızdaki cephe de daraltılacağına, aksine genişletilmiştir.Başta müttefiklerimiz olmak üzere, dışardan destek alınmadığı ve Uluslararası kamu oyu hazırlanmadığından dolayı, Türkiye'nin militarist görünümü güçlenmekte, Ermeniler ve Rumların ekmeklerine yağ sürülmektedir.Habur kapısının kapatılması, elektriğin kesilmesi gibi, ekonomik ambargolar sadece bir defalık uygulanabilir ve etkinliliği sınırlıdır.Yukardaki saptamalar değişmediği taktirde, bir dış harekata girişmek imkansız değilse, inanılmaz riskler taşımaktadır. SAPTAMALAR... Sınır ötesi operasyon çok sayıda teröristin ölmesiyle sonuçlanabilir. Ancak böyle bir harekat, PKK terörünü daha da arttırarak, Kuzey Irak ile Güneydoğu'yu tek bir bölgeye dönüştürebilir ve Kürtçülüğün daha da patlamasına yol açabilir. Türkiye'nin tüm Kürtlere karşı harekata geçtiği izlenimi artar. Barzani liderliğinde Kürtçü hareketi yaygınlaştırabilir. PKK'ya katılımlarda patlama yaşanabilir. Bugüne kadar olayları uzaktan seyreden Kürtlerin PKK'ye kaymasıyla sonuçlanabilir.Harekat Irak'ın tümüne yöneltilmiş olarak algılanabilir ve sadece Kürtler değil, Sünni ve Şii'lerinde Türkiye'ye karşı hareketlenmesine neden olabilir.Irak'a karşı girişim, Arap dünyası tarafından, Türkiyenin bir Arap ülkesini işgali olarak algılanacak ve büyük tepki toplayacaktır.Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi, İran tarafından kuşkuyla karşılanabilir ve onların da harekata katılmalarıyla sonuçlanabilir ki, bu durum tüm bölgenin savaşa kaymasıyla sonuçlanabilir.ABD ile temel bir anlaşmaya varmadan yapılacak bir harekat, yanlış algılamalar sonucunda, Türkiyenin Irak'I yutma operasyonu gibi nitelenip, PKK'ya dış dünyanın desteğinin artmasıyla sonuçlanabileceği gibi, Türkiye'yi ABD ile karşı karşıya getirebilir ki, en korkulacak senaryo budur.Hedefleri iyi saptanmamış, müttefiklerimizin desteği alınmadan , iç ve dış kamuoyları iyi hazırlanmadan yapılmış bir harekat, Türkiye'nin ekonomisine büyük darbe indirebileceği gibi, Türkiye'yi Avrupa Birliğinden ve genelde de Batı dünyasından koparabilir. Türkiye Orta Doğu'lulaşabilir ki, en büyük tehlikelerden biri de budur.Kuzey Irak'a girecek Türk birliklerinin ellerini kollarını sallıyarak, kolaylıkla her istediklerini yapabileceklerini de sanmamak gerekir. Bölgedeki nüfus dağılımı, yapılacak harekatın ateş gücü ve hatalar hesaba katıldığında, hem sivil halkın, hem de Türk askerinin büyük zaiyata uğrayabileceğini unutmamak gerekir. Her iki olasılığın da, hem içerde, hem de dışarda önemli yansımaları olacaktır.Hatalı bir adım Türkiye'nin uzun vadeli çıkarlarını büyük oranda zarara uğratır. RİSKLER NELERDİR ? Harekatın kısa,orta ve uzun vadeli hedefleri çok iyi tartılıp hazırlanmalı, diplomasi iyi kullanılmalı ve müttefiklerimiz ve bölge ülkeleri ile anlaşılmalıdır. Tek başına fevri kararlarla yapılacak bir harekat ülkeye büyük zarar verir.Harekat asker yoğun bir güçle değil, daha ziyade terör uzmanı özel timler tarafından gerçekleştirilmelidir.Kandil ve çevresine yönelik bir operasyonda İran ile birlikte hareket edilmesi, PKK'nın zararını arttırdığı gibi, Barzani-Talabani ikilisine de önemli bir mesaj verilmiş olur.Dışarda, Bağdat-Washington-Erbil- Ankara- Brüksel hattı kurulmalı ve ne yapılmak istendiği iyi anlatılmalıdır.İçerde de, asker-sivil uyumsuzluğu izlenimi biran önce giderilmelidir. İçiçinde birliği oluşturamamış bir ülkenin sınır dışı operasyon yapması, imkansız denecek kadar riskli ve zordur.Kuzey Irak'ta Türkiye'ye düşman, Güneydoğu'daki Kürt unsurlarla birlikte hareket etmeye hazır, PKK'ya daha da destek veren bir Kürt oluşumu yaratmamalı, aksine, Kuzey Irak'ın zenginleşmesine katkıda bulunan ve sıkıştığından yardım isteyebileceği bir ülke konumuna girilmelidir.Türkiye'nin uzun vadeli hedefi, kendine dost ve Türkiye ile entegre olmuş bir yapının yaratılmasından geçmektedir.Operasyonun hedefleri Kuzey Irak'taki belli hedeflerin ötesine geçmemeli, kışkırtmalar sonucunda Irak'ın daha da içlerine girilecek bir tuzaktan korunmak gerekmektedir.Operasyonun farklı mecralara kayması ve Uluslararası Kurumların müdahelelerine yol açılmaması için azami dikkat sağlanmalıdır.Operasyonun, Türk-Kürt ilişkilerinde tamir edilemeyecek yaralar açmaması gerektiğini herkesin bilmesi ve buna göre hareket etmesi gerekir. Aksi halde, operasyon hem beklenen sonucu vermez, hem de Türkiye'nin gerçekten büyük zararlara uğramasına neden olabilir. NE YAPILMALI ? (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net