Korktuğumuz başımıza gelmiyor galiba...

Laik çevrelerin, Ak Parti iktidar olduğu günden bu yana en büyük korkusu, birgün mahalle baskısı altında, günlük yaşamını değiştirme zorunda kalmaktı.
Neler konuşulurdu, hatırlayın.
- Gün gelecek, bunlar bizi kör testere ile kesecekler.
- Kardeşim ben namaz da kılmam, oruç'ta tutmam. Şimdi üstüme gelecekler. Mahallede baskı altında kalacağız. Çocuklarımız da baskı altında kalacaklar.
- İş yerimde camiye gitmediğim için kötü gözle bakacaklarını adım gibi biliyorum.
Daha neler neler...
Yıllar boyunca ülkenin yönetiminde egemen olmuş, şimdi birden bire Ak Parti ortaya çıkmış ve tüm dengeleri değiştirivermişti. Üstelik her seçimde daha da büyüdü, daha da güçlendi. Dindar kesimlerin temsilcisiydi. O kesimin isteklerini yerine getirir oldu.
Laikler arasında "Bu iş nereye kadar gidecek " denirdi. Her kararın, her taşın altında bir " İranlaşma-Suudileşme-Din Devleti" aranırdı.İşte şu sıralarda çıkan bir araştırma, bütük korkuların boş olduğunu ortaya çıkardı.

BU ARAŞTIRMA, BEKLENTİNİN AKSİNE,
TOPLUMUN DAHA RAHATLADIĞINI, DAHA
HOŞGÖRÜLÜ OLDUĞUNU ORTAYA ÇIKARDI

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz yönetiminde ve Açık Toplum Vakfi'nın desteğiyle yapılan "Türkiye'de Muhafazakarlık: Aile-Cinsellik-Din" adlı araştırma, tüm korkuları boşa çıkardı. Bu araştırma, ilk olarak 2006 yılında da gerçekleştirilmişti. Yani elde zaten data vardı ve şimdiki bulgularla karşılaştırılınca çok daha sağlam bir sonuç elde edilmiş oldu.
Eğer ayrıntılarını merak ediyorsanız (www.aciktoplumvakfi.org.tr) adresinde bulabilirsiniz. Ben burada ana hatlarını vermekle yetineceğim. Önemli gördüğüm sonuçları sizlerle paylaşacağım:
- Türkiye, korkulanın aksine dindarlaşmıyor.Hatta kendilerini uç noktada muhafazakar olarak görenler artık ortalara doğru geriledikleri görülüyor. Kendilerini muhafazakar görenlerin sayılarında azalma var...Türk insanının ortalama yüzde 70-75'i, tercih ettiği parti veya lidere inancına göre oy veriyor. Aynı şekilde, eş dost seçiminde ve evleneceği kişiyi seçerken de dini inançlarını dikkate alıyor.

ÖZGÜRLÜKLERİME DOKUNMA...
- Araştırmanın bence en önemli yanı, Türk toplumunda gözle görülür biçimde bir Özgürlük ve Eşitlik duyarlığının arttığının ortaya çıkmasıdır. 6 yıl öncesine oranla yüzde 5'lik bir artış çok çarpıcı. Bu iki unsur, toplum tarafından "muhafaza edilmesi gereken en önemli siyasal değer "olarak nitelendiriliyor.

ARTIK KOYUN DEĞİLİM...
- Toplumdaki değişim çok çarpıcı. Artık boynu bükük, başında bir çoban isteyen, haddini bilen insan olmadığını açıkça söylüyor. Tam aksine, olduğu konumda kalmak değil, daha fazla kazanmak, daha fazla zenginleşmek istiyor. 2006'ya oranla bu bölümde neredeyse yüzde 10'luk bir artış gözleniyor.
- Diğer ilgimi çeken unsur, Geleneklerimizin camilerde, tarikatlarda değil, daha çok aile ortamında ve okullarda öğrenildiğinin çıkması. Oysa çok kimse bunun tersini düşünürdü...Korkulan Mahalle Baskısı bu ankette ortaya çıkmıyor. Namaz kılmayan, oruç tutmayan veya başını örtmeyenlerden rahatsız olmayanların oranı da yüzde 75-80 arası.

DEVLET BU HAKLARA ASLA DOKUNMAMALI
- Beklemediğim bir diğer veri, HAKLARIMIZ ASLA KISITLANMAMALI bölümünde karşımıza çıkıyor. Toplumun yüzde 90'ı, elde ettiği özgürlüklerin (düşünce- seçim- dini inanç- işkenceye sıfır tolerans- Kürtlerin Ana Dillerini kullanmaları) devlet tarafından asla kısıtlanmaması gerektiğini vurguluyor. Kanun önünde eşitlik ve dini inanç ve ibadetin serbestisi en fazla istenenlerin başında geliyor. Bu çok önemli bir sonuç.

AYIPLARIMIZ DA VAR...
- Böylesine özgürlükçü bir görüntü veren, kürtaj konusunda tahminlerin ötesinde hoşgörülü olan bu toplumun, Homoseksüellik gibi cinsel tercihler konusundaki katılığı çok şaşırtıcı. O alanda hiç hoşgörü yok. Hatta, devletin bu eşcinsellik gibi konularda müdahele edebileceğini düşünenlerin oranı yüzde 50 leri buluyor. Aynı şekilde, devletin işkence yapabileceğini kabul edenlerin oranı da hala yüzde 23 lerde.

SONUÇ:
TOPLUM RAHATLAMIŞ

Bu araştırma, toplumun eskiye oranla rahatladığını gösteriyor. Beklenen, Ak Parti'nin genel yaklaşımı sayesinde bir dinci patlama yaratması, mahalle baskısının artmasıydı. Genel olarak muhafazakar bir toplumolduğumuz açıkça ortada, ancak 2006 ile 2012 arasındaki karşılaştırmalı sonuçlar, bu eğilimin Ak Parti'nin iktidara gelmesinden sonra büyük oranda arttığı yolundaki değerlendirmelerin yanlışlığını ortaya koyuyor.
Yani, korkulan gerçekleşmemiş.