Neden, hep yanlış anlaşılıyorlar?

"Yanlış anlaşıldım" veya "sözlerim çarpıtıldı" açıklamaları hemen hergün karşımıza çıkıyor.Kimi politikacıdır, kimi bürokrat... Biri bakandır, diğeri herhangi bir partinin ileri gelen bir yöneticisi.Bazen parti toplantılarında, bazen seminer veya çalışma gruplarında heyecana gelip konuşurlar. Hele bir de tahrik eden olursa, kendilerini kaybederler ve ağızlarına geleni söylerler.Ertesi gün gazeteleri bir açarlar ki, söylediklerinin bir bölümü manşetleri süslemiş. Hepsini bir telaş alır. Hemen sağa sola telefon etmeye başlarlar:"Sözlerim yanlış anlaşıldı - Fikirlerim çarpıtıldı"Son zamanlarda Askerler de bu "yanlış anlaşılanlar grubuna" dahil olmaya başladılar. Ziyaretlerine gelen heyetlere veya katıldıkları bazı toplantılarda konuşup fikirlerini açıklarlar. Konuşmaları, ya dinleyicilerden biri tarafından veya 2-3 üncü elden basına yansır. Kızılca kıyamet kopar...Asker yalanlamalarının bir farkı, "yanlış anlaşıldık" açıklamalarından sonra bir de "kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma kampanyalarından biriyle karşı karşıyayız" suçlamasının eklenmesidir. Son yıllarda çok moda oldu. SORUN KİMDEN VE NEREDEN KAYNAKLANIYOR? Ancak, insanlar çuvaldızı biraz da kendilerine batırmalılar.Medya'nın tümü, geri zekalılardan oluşmuyor.Medya'nın tümü, her söyleneni çarpıtma yarısında da değil..."Yanlış anlaşıldıklarını" ileri sürenler, bir de neler söylediklerine ve bu sözlerden neyin yanlış anlaşıldığına bakmalarında büyük yarar vardır. Göreceklerdir ki, yanlış anlaşılmaların temelinde medya veya kötü niyetli insanlar yatmamaktadır. Büyük oranda, ne demek istediklerini yeterince iyi ve derli toplu şekilde anlatamamaları yatmaktadır.Gazetecilerin veya toplantıda bulunanların yanlış anlamalarını engellemek istiyorsanız, basit cümleler kurun. Fikrinizi net biçimde açıklayın ve sık sık tekrarlayın. Ayrıntılar arasında kaybolmayın.Ve son bir öneri...Eğer basına çıkmasından çekindiğiniz bir fikriniz varsa, susun... İlla söylemek istiyorsanız, o zaman cesur olun ve "yanlış anlaşılma" perdesinin arkasına saklanmayın... * * * Ben medya'nın hiçbir hatası olmadığını iddia etmiyorum. Ne yazık ki, kimi zaman katıldığı toplantıda söylenenleri anlatmaktan aciz, duyduğunu çarpıtan meslekdaşlarımız mevcuttur. Tümüyle yalan yazanlarımız dahi vardır. FARKLI BİR BAKAN: MEHMET AYDIN Diyanet işlerinden sorumlu bakan olarak, istese neler yapabilirdi. Partisinin muhafazakar kesimlerinin omuzlarından inmez ve yıldızını parlatabilirdi.Oysa tam aksini yaptı.Hoşgörülü yaklaşımı ile, Din unsuruna bakışı ile Mehmet Aydın hem kendi taraftarlarının, hem de laik kesimlerin saygı duymalarını sağladı.Mehmet Aydın'ı yakından izleyin. Bu insan Türkiye'yi ileri götürecek adımların mimarı olacaktır.AKP içindeki bazı kişiler var ki, Mehmet Aydın'ı herkesten fazla izlemeleri ve ondan birşeyler öğrenmeleri çok iyi olur. Milletvekili olana kadar Mehmet Aydın'ı tanımazdım. Şimdi de tanışıklığım yok. Ancak yaptığı açıklamalar, gazetelere yansıyan tutumu ve dünya görüşü ile Mehmet Aydın kendini çok farklı bir konuma oturttu. (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net