Piyasalar...

Dışarda başlayan dalgalanma, bizi fena vurdu.Doların birdenbire yükselişi ve borsanın darbe yiyişi, çalışanları ve iş verenleri sarstı. Üstelik, tüm önlemlere rağmen deprem fırtınası bir türlü durulmuyor. Durum böyle olunca da, ister istemez hep aynı soru soruluyor: Bu iş nereye kadar gidecek? Ne yapmak gerekiyor?Bu soruların yanıtlarını belirli bir oranda bulabilmek için, sözüne güvendiğim uzmanlarla konuştum. Herkesin farklı bir görüşü var. Ancak, ayrıntılarda kaybolmadan, sizin merakınızı gidecerecek ortak görüşleri topladım.1. Uluslararası dalgalanmanın ne zaman durulacağı belli değil. Önümüzdeki haftaları beklemek gerekiyor. Amerika'nın faizleri yükseltmesiyle başlayan bu gelişme farklı nedenlerle yaygınlaştı. Mutlaka durulacaktır, ancak bugünden kesin birşey söylemek imkansız.2. Türkiye'deki dalgalanmayı yatıştırmak için alınan kararlar, beklenen etkiyi göstermedi. Bunun nedeni, dış dalganın büyüklüğüne bağlanıyor.3. Sonuçta, durumu izlemekten ve yerinden kıpırdamamak gerekli görülüyor. Bugün paniğe kapılıp, elinizdeki para, borsadaki varlıklarınız veya iş bağlantılarınız konusunda ani kararlar verilmemesi tavsiye ediliyor. Fırtına'nın dinmesi ve ardından durumunuzu değerlendirmeniz öneriliyor.İyisi mi, bir süre kulaklarınızı kapayın, sipere yatın ve toz toprak yatıştıktan sonra hesaplarınızı yeniden yapın. Hafta sonunuzu iyi geçirmeye bakın... Bu haftanın gündemi para etrafında döndü. Başbakan'ın son TRT'de Nermin Tuğuşlu ile yaptığı söyleşisinde "Değişmedim…Değişemem" sözleri, toplum olarak çok meraklı olduğumuz bir konuyu tekrar gündemimize soktu.Aramızda sürekli, tanıdığımız kişilerin değişip değişmediklerini tartışırız. Herkesin ayrı bir fikri vardır.Aslında, hepimiz her yaşta değişiriz. Daha doğrusu, fikirlerimiz değişir. Bu fikirlerimizi karşımızdakilere iletme yöntemi, kullandığımız kelimeler değişir. Genç yaşlarımızdaki fikirlerimiz, inandığımız kavramlar farklıdır, ileri yaşlarda farklı olurlar.Ancak bu farklılıklar her konuda ve her alanda gerçekleşmez. Bazı düşüncelerimiz aynı kalır, buna karşılık iletişimimiz değişir.Benim, Başbakan'ın sözlerinden anladığım bu... Erdoğan, dindar bir kişi olduğunu ve bu yönüyle değişmediğini, değişemeyeceğini söylüyor.Buna karşılık, karşımızda eski Erdoğan'ın bulunmadığı da bir gerçek. Temel inançlarını dışa vurma konusunda eski yaklaşımları, eski söylemi yok. Çok daha dikkatli, çok daha nüanslı konuşuyor.Galiba en iyisi, karşımızdakilerin değişip değişmedikleri konusunda fazla kafa yormak yerine, insanları oldukları gibi kabul etmek. Etiket yapıştırmadan, oldukları gibi benimsemek. Beğendiğimiz, beğenmediğimiz yönleriyle değerlendirmek... İNSANLAR DEĞİŞEBİLİR Mİ? Suna Kıraç'ın yaşamıyla ilgili kitap yayına hazırlanırken, ne ben ne kitabı yayına hazırlayan Rıdvan Akar, ne de Suna-İnan Kıraç çifti böyle bir sonuç alınacağını sanmıyorduk. Mutlaka ilgi duyulacaktı, ancak kısa bir sürede onbinleri aşacak bir tiraja çıkması tahmin edilmiyordu. Hepimiz için çok hoş bir sürpriz oldu.Peki neden ?Türk toplumu nasıl oldu da, Suna Kıraç'a böylesine ilgi duydu ?Sanıyorum işin tılsımı, Suna'nın gösterdiği özgüven ve hastalığına meydan okumasında saklı. Onun çelik iradesine herkes hayran kaldı. Genelde bizim insanımız hastalığını saklar. İçine kapanır ve kaderine boyun eğer. Suna işte bunu yapmadı. Tam aksine hareket etti. Üstelik her şeyini de açıkça ortaya koydu. Kızıyla ilişkilerinden, günlük yaşamına kadar, her şeyini toplumla paylaştı. Yani tabuları yıktı.Kitabı okuyanların ortak söylemi aynı: Biz Suna Kıraç'ı farklı tanırdık, şimdi bambaşka bir insanla karşılaştık.Haklılar, Suna gerçekten çok farklı bir insan… SUNA'NIN KİTABI REKOR KIRIYOR… Garanti Bankası 60 ıncı yaşını kutladı. Birçok bankanın bu tip kutlamalarına tanıklık ettim, ancak böylesine görkemlisiyle karşılaşmadım.Garanti'yi yönetenlere baktığınız zaman bu bankanın başarı performansını çok daha kolaylıkla anlayabiliyorsunuz.Ferit Şahenk ve Ergun Özen ikilisinin her şeyi bankaya yansımış.Vizyonları, çağdaş yaklaşımları, verdikleri sözlerin aksamaması ve sürekli atılımlar yapmaları bankaya damgalarını vurmuş.Ben de bir Garanti Bankası müşterisi olduğumdan dolayı, neden söz ettiğimi çok iyi biliyorum. Kişisel deneyimlerim sonucunda yazıyorum.Garanti'yi ,Türk piyasasının gurur duyacağı bir kuruluş konumuna getirdiler. GARANTİ'NİN 60 ıncı GURUR YAŞI… Günlerdir yazılıyor, bir söylentiye göre TRT yönetimi Walt Disney'in o dünya şekeri tiplemesini yasaklamış. Piglet adındaki çizgi film kahramanı olan domuz yavrusunun maceraları ekranlara getirilmeyecekmiş.Bu bilgiyi ilk defa eski TRT Genel Müdürü Yücel Yener, bir söyleşisi sırasında vermişti.Buna göre TRT'ciler çizgi film dahil olmak üzere, domuz görüntülerini ekrana getirmemeye çalışıyorlarmış.İnanılacak gibi değil.TRT yönetimi ve TRT'den sorumlu Devlet Bakanlığı bu haberi yalanladılar, ancak kamuoyunda resmi kuruluşların bürokrasisine karşı öylesine bir kuşkuculuk yerleşmiş ki, herkes kabulleniverdi. Üstelik böyle bir şeyin gerçek olup olmadığını somut biçimde kontrol etmekte imkansız. Ne zaman TRT bu çizgi filmi ekranına taşır, işte o zaman yalanlayabilir. Aksi halde bu suçlamanın altından kalkamaz. Zira TRT, her yönetime boyun eğmeye alışmış, boyun eğmesi için kurulmuş bir kurum. Ayrıca bu konularda sabıkası çok olan bir kurum… PİGLET'İ SEVMEYEN TRT'YE BRAVO ! Şemdinli olaylarıyla ilgili yargı kararının bir yıldırım hızıyla çıkması, gariptir ancak bazı çevrelerde soru işaretleriyle karşılandı. Aralarında hukukçu milletvekillerinin de bulunduğu bazıları "bu işin içinde bir şey var" diye tepki gösterdiler. Avrupa Birliği böyle istediğinden dolayı Astsubaylara bu kadar fazla ceza verilmiş ve AB raporu öncesinde karar alınmıştı. Acaba, yargı sisteminde alışılmamış bir hızla karşılaşmanın yarattığı kuşkuculuk mu, yoksa işin içinde hükümetin parmağından kuşku duyduklarından mı böyle tepkililerdi, ben anlayamadım.Oysa yargıçlar son derece önemli bir şey yaptılar.Uzatmadılar ve olağanüstü bir çabayla davayı noktaladılar."Demek ki, istenince oluyormuş " dedirttiler. Geciktirilmeyen adaletin ne kadar önemli olduğunun bir örneğini verdiler.Adalet sistemimizi hızlandırabildiğimiz gün, ne siyasetin gölgesi kuşkuları kalır, ne de komplo teorileri. Gerçekten de, istenirse olur… DEMEK Kİ, İSTENİNCE OLUYORMUŞ Koç Holding 80 inci yıldönümünü yaşıyor. Birçok etkinliklerle kutlamalar yapıyorlar, ancak doğrusunu söyleyelim, yaptıkları en hayırlı iş 8 bin öğrenciye burs vermeleri oldu.Eğitim için kim ne yaparsa başımızın üstünde yeri var. Koç grubunun eğitime verdiği önemi hepimiz biliyoruz. Koç lisesi ve Koç Üniversitesi bu ülkeye pırıl pırıl insanlar yetiştiriyor. Ancak 80 inci yılında, imkanları olmayan çocuklara kollarını açmaları son derece güzel bir jest.Bu köşeyi okuyanlar bilir, biz Türkiye'nin 20-25 yıl sonra cüceleşmemesi için eğitim reformunu ön plana çıkarılmasını ve herkes tarafından desteklenmesini isteyenler arasındayız.Mustafa Koç'a bu jest çok yakıştı.Dedesi Vehbi Koç bundan daha güzel anılamazdı. KOÇ'TAN 8 BİN BURS… (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net