Solda birleşme olmayacak...

Perşembe gecesi, önce KANAL D Ana Haber Bülteni DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'i konuk etti. Birkaç saat sonra, yine Kanal D'de yayınlanan 32.GÜN programında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal konuştu ve birleşme projesi suya düştü.Zeki Sezer çok hoş ve olgun bir politikacı, ancak ne yazık ki gerçekleri tam anlamıyla görmediği izlenimini edindim.İşin ayrıntılarında kaybolmadan, durumu şöyle özetleyebilirim:CHP, tüm sol partilerin, özellikle DSP'nin kepenklerini kapatıp, onun şemsiye altına gelmesini istiyor.DSP ise, kepenk kapatmak istemiyor. Seçimlere, çeşitli formüllerle CHP şemsiyesi altında Parlamentoya girmek, sonra ise yine DSP şapkasına geri dönmek istiyor.Ben kimin haklı, kimin haksız olduğunu tartışmak istemiyorum. Ancak, DSP'ye olan tüm saygıma rağmen, hata ettiğine inanıyorum.DSP'nin iyi bir pazarlık yapıp, kepenk kapatıp CHP'ye girmekten başka hiçbir şansı olduğuna inanmıyorum. Zeki Sezer'in çok yetenekli ve çok iyi niyetli bir politikacı olduğundan kuşkum yok. Ancak, politikada ne iyi niyet, ne de yetenek yetmiyor. Günün gerçeklerini görmek gerekiyor. Ne yazık ki, bugünün gerçeği de, DSP'nin elindeki kartları iyi kullanıp, iyi bir pazarlık yaparak CHP'ye katılmasını gerektiriyor.Deniz Baykal'ın yönetimini sevmeyebilirsiniz, ancak hakkını vermek gerekir ki, bugün ön planda duruyor ve Sezer aynı konumda değil.Hayat çok nankördür. Bu gerçeği görmezseniz, kaybeden siz olursunuz. Unutmayalım ki, bugün beğenmediğimiz Deniz Baykal, şu veya bu nedenle ön plandadır. O zaman, onun koşullarına uymak zorundasınız. "Hayır, yapmam" diyorsanız sorun değil, ancak gelecek seçimlerde erime riskini de hesaplamanız gerekir.Deniz Baykal'ın politika yapış şekliyle aynı fikirde olmayabilirsiniz, hatta birçok fikrine karşı da olabilirsiniz, ancak ne olursa olsun, onun mücadele performansına da hak vermelisiniz. Herkes, ben dahil, CHP-DSP birleşmesini bekliyordu. CHP veya DSP'ye tek başına oy vermek istemeyen, ancak birleştikleri taktirde, koşarak bu koalisyona oy verecek olan milyonlar hayal kırıklığına uğradılar. Bu iki partinin birleşmesinin imkansız olduğu açıkça anlaşıldı. Deniz Baykal'ın, Perşembe akşamki 32.GÜN programında, muhtıra ve asker ile ilişkilerini anlattığı bölüm çok ilginçti. Ben, ilk defa duydum. Eğer yanlış değerlendirimiyorsam, İsmet İnönü ile hemen hemen aynı yaklaşımı benimsiyor. Programda anlattığı bir anektod bana bu izlenimi verdi. 12 Mart muhtırasında, İnönü'nün önce karşı çıkması ve sonra kabullenmesine dikkat çekişi, "Türkiye'de darbe olmaz" deyişi, kafasındaki Asker konumunu bana çok açıkça anlattı.Baykal fiili bir darbeye inanmıyor. Ancak Asker'in kamuoyunu etkileme gücüne önem veriyor. Buna karşı çıkmıyor. "Halk, Asker'e karşı çıkanı, efelik yapanı sevmez" diyerek, Askeri kafasında nereye yerleştirdiğini gösteriyor."Kimse bana Asker aleyhtarı söz söyletemez" diyor.Demokrasiye bağlılığını"Asker darbe yapmaz" diye gösteriyor, darbeye kesin karşı çıkıyor ancak Asker'den uzaklaşmakta istemiyor. Türkiye'de bazı dengelerin, haklı veya haksız Asker sayesinde korunabildiğine inandığı izlenimi veriyor. Birçok konuda, Askerin bazı yaklaşımına (örneğin; Ne mutlu Türküm demeyen düşmandır, sözüne...) karşı çıkıyor, ancak yaşadığı politik gerçekler nedeniyle, Askeri başka bir yere koyuyor. Kendine ve partisine daha yakın gördüğü, CHP ile TSK'nın aynı dünya ve Türkiye görüşüne sahip olduğu izlenimini veriyor.32.GÜN'ün Perşembe akşamki programı bu açıdan da son derece ilginçti. BAYKAL'IN ASKER'E BAKIŞI... Cem Uzan'ın reklam kampanyasını, eminim izlemişsinizdir. İnanılmaz vaatlerle dolu. Gerçekleştirilmesi, bugünkü koşullarda imkansız bir dizi söz.Her işsize maaş bağlanacak... Herşey ucuzlatılacak, vs..vs.İnsana "atmanın bu kadarı da olmaz" dedirtiyor. İçi doldurulması öylesine zor olmasına rağmen, bu reklamlar hala bazı kesimlerde ilgiyle izleniyor. Toplumun bir bölümü Cem Uzan'a inanıyor. Ne kurduğu şirketlere el konması, ne babası ve kardeşinin kırmızı bültenle aranması önemseniyor.Eğer Cem Uzan'a böyle bir ilgi varsa, biran için durup, kendi kendimize "neden?" diye sormamız gerekiyor.Demek ki, bu ülkede kendini ezilen ve ne yaparsa yapsın kazanamayacağına inanmış çok insan var.Demek ki bu ülkede, kim olursa olsun bir kurtarıcı arayan bir kesim var...Cem Uzan'ı kurtarıcı gibi görenler, onun başına gelenlerin bir rastlantı olduğuna inanıyorlar. Bir diğer bölümü de, sırf politikaya atıldığı için AKP tarafından cezalandırıldığı görüşünde. Koyu bir milliyetçilik, batı düşmanlığı, AB'ye karşı tutumu, bir kesime cazip geliyor. Bütün bunlar bir araya geliyor ve Cem Uzan kurtarıcı konumuna giriyor.Gerçekten düşünmeli ve bu sosyal olayı (!) incelemeliyiz. Bu kadar suçlanan, devlet tarafından böylesine silinmek istenen bir kişinin yükselişe geçişinin nedenleri ortaya çıkarılmalı.Genç Parti, Cem Uzan'ın zengin olduğu dönemlerde şirketlerin paralarıyla besleniyordu. Ancak ,bugün artık eski paralar yok. O zama, Uzan olayını nasıl anlatabiliriz?Bir yol kazasıyla mı karşı karşıyayız, yoksa tepki oyları mı?Cem Uzan, Türk insanının farklı bir yönünü keşfetmiş gibi görünüyor... CEM UZAN NEDEN CİDDİYE ALINIYOR? Glafkos Klerides, Kıbrıs Rum toplumunun efsane liderlerinden biridir.Niyazi Kızılyürek'te, Kıbrıs konusunu en iyi bilen, hem Rumları hem de Türkleri en iyi anlayan bir yazardır.Bu iki kişi bir araya gelmiş ve nefis bir eser doğmuş. Kızılyürek sormuş, Klerides yanıtlamış.İletişim'in yayınladığı Glafkos Klerides (Tarihten Güncelliğe bir Kıbrıs Yolculuğu) kitabı benim için bir hazine değerinde. Eğer sizlerde Kıbrıs konusunda gerçekleri merak ediyorsanız ve farklı bir gözle, Kıbrıs Rum yönetiminin en akil insanının olayları nasıl gördüğünü öğrenmek istiyorsanız, mutlaka bu kitabı okuyun.Ama mutlaka okuyun.Glafkos Klerides, bu kitapta Devlet Adamı olduğunu gösteriyor. Kızılyürek'te ustalığını ispatlıyor. BU KİTABI MUTLAKA OKUYUN Türk toplumu, Cem Kozlu'yu çeşitli yönleriyle tanır. Türk Hava Yollarını uçurması, politikacı yönü, Coca Cola'daki başarılı performansı sık sık yazılıp çizilmiştir. Ancak benim, onun en çok beğendiğim yönü yazarlığıdır. Konuştuğu gibi yazan, yazdığı gibi konuşan bir insandır.Remzi Kitabevi. Bu hafta Kozlu'nun yeni bir çalışmasını piyasaya çıkardı. Konusu, Türk Hava Yolları. Size belki itici gibi gelebilir, ancak tam aksine, kendini ilgiyle okutan bir kitap olmuş. Cem, bu şirketi nereden nereye getirdiğini anlatıyor. Öylesine güzel anektodlarla süslenmiş ki, hem çok şey öğrendim, hem de keyif duydum.Cem'in ellerine sağlık...Size de tavsiye ederim. CEM KOZLU UÇURUYOR... (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net

DİĞER YENİ YAZILAR