Sorun Erdoğan değil, başkaları...

Bu konuyu sürdürmemin, tekrar tekrar üstüne gelmemin nedeni, Başbakan'ın "Dindar nesiller yetiştireceğiz" sözünü çok ciddiye almamdır. Başbakan'ın nihayet gizli gündemini ortaya çıkardığına inananlardan değilim. Erdoğan’ı “yobaz-gerici-irticacı” olarak görenlerden hiç değilim. Benim derdim Başbakanla değil, başkalarıyla. Bu öyle bir açıklamaydı ki, din kutusunu açmaya niyetli kitleleri bir defa harekete geçirdi mi, önünü alamayız.
Başbakan'ın bu “Dindar nesil yetiştirme” sözünden sonra medya'da da uyarı dolu , çok ilginç yazılar, tepkiler çıktı. Erdoğan'a fikren yakın nice muhafazakar kalem, Başbakan'a destek vermiş veya vermeyi sürdüren liberal-demokrat yorumclulardan "dindar nesil yetiştirmenin" kaygı ve sakıncalarına dikkat çeken yazılar yayınlandı .
Laik kesim deseniz, henüz şaşkın. Ya ne diyeceklerini tam bilemedikleri için yanlış birşey söylemekten korkuyorlar veya hala Atatürk bayrağını sallıyarak mücadele edebileceklerini sanıyorlar.
İçtenlikle kaygı duyan , rahatsız olanlar çoğunlukta .
- "Benim oğlum dindar olmak istemiyorsa, ne olacak?" diyenden tutun "Ben çocuğumu dindar yetiştirmek istemiyorum" diyene kadar, dindarlar dünyasında kaybolmaktan korkanların kaygıları var . (Hasan Cemal - Can Dündar- Milliyet)
- "Evet, Devletin milletin dini inançlarından kaynaklanan sosyal taleplerine karşılık vermek gibi bir yükümlülüğü var...Ama dindar bir nesil yetiştirmek gibi bir görevi yok, olamaz da...İnsanları kalbine dindarlık ya da dinsizlikle ilgili bir duygu ekmek devletin işi değildir..." (Nihal Bengisu - Haber Türk )
- "Dindarların, devlet katında oluşturulmuş, dindar nesiller yetiştirme politikasına ihtiyaç yok. Başbakan'ın sözü dindarlara hiçbir kazandırmıyor..." (Müntaz'er Türköne- Zaman )
-“Laik bir devlette herhangi bir toplumsal grubun ‘dindarlaştırılması’ ile ilgili bir düzenleme yapılamaz, demokratik devletin böyle bir misyonu olamaz. Ama aynı laik devlette dindarları birtakım haklardan mahrum etme kararı da alınamaz.” Özlem Aybayrak- Yeni Şafak)
- "Kemalizm'in Müslüman versiyonuna dümen çevirdiniz mi, Batı'nın demokratik kanadından koparsınız...O zaman ya Batı'nın kanlı yüzü sizi savaşlarda asker olarak kullanır ki, bu da burada orduyu ve askeri vesayeti yeniden güçlendirir...Ya da siz Batı'dan tümüyle kopar, İran-Rusya arasında kendinize yeni bir ittifak ararsınız ki, bu da bütün dünya dengelerini sarsacağından buna izin vermemek için Türkiye'yi altüst ederler...Müslümanlığın demokrasiyle kaynaşan yüzü Türkiye için büyük bir şans yaratırken, Müslümanlığın Kemalizm'le kaynaşan yüzü Türkiye'yi kanlı bir bataklığa sokar..." (Ahmet Altan- Taraf)
- Yanlış, çok yanlış olan bunu bir devlet işlevi olarak görmektir. (Taha Akyol- Hürriyet)
-"Senin görevin inançlı nesil yetiştirmek değil. Özgürlüklerin önünü açmak. Nesli yetiştirecek olan ailelerdir" Dindar gençlik yetiştireceğiz demenin, Atatürkçü gençlik yetiştireceğiz demekten hiç bir farkı yoktur.” (İhsan Eliaçık Habertürk’te Balçiçek Pamir’in sunduğu Söz Sende programı)
Ben de kaygılıyım.
Ben de oğlumun dindarlar ordusu altında ezilmesini istemeyenlerdenim. Hangi dini istiyorsa, neye inanıyorsa onun yolunda gitmesini, hiçbir kimseye veya din'e inanmak istemiyorsa da, hayatını ona göre sürdürmesinden yanayım.
Birilerinin gösterdiklerini yapmak zorunda kalmak istemeyenlerdenim.


Asıl zor olan, çağdaş ve demokrat bir dindar yetiştirmektir
Dinini bilmek başka birşeydir.
Dindar olmak başka, Dinci olmak bambaşkadır.
Başbakan “Biz demokrat insan yetiştireceğiz” diyor. “Hem çağdaş hem dindar olunamaz mı?” diye soruyor.
Tabii olunur.
Gençlerin dinlerini öğrenmeleri son derece doğaldır. Ancak sadece Sünni'liği değil, Aleviliği de öğretmemiz gerekmez mi? Başka dinlerin felsefelerinden söz etmemeli miyiz? Budizm'in ne olduğuna hiç değinilmemeli mi? Diğer dinlere saygı gösterilmesi gerektiğini, o genç beyinlere sokmamız daha iyi olmaz mı?
Eğer bunları yaparsak “ Çağdaş ve Demokrat Dindar nesiller” yetiştirebiliriz. Asıl zor olan da budur. Ancak bunu başarabildiğimiz anda da ön alırız. Demokrat nesiller hiçbir zaman dinci olmazlar.
Böyle bir toplumda ateist (Allaha inanmayan) de kendine yer bulur, camiye gitmeyen oruç tutmayan da yaşam alanı bulur.
Aksi halde ne olur biliyor musunuz?
Dindar nesil yetiştiriyorum diye yola çıkarsınız ve birgün bir bakarsınız ki, o nesiller Dinci oluvermişler. Toplumdaki tüm dengeler bozuluvermiş. Bir daha yerli yerine de getiremezsiniz.
İşte yanı başımızda bir kaç örnek var... İran nasıl yola çıktı ve bugün nerede...Şah döneminde demokratlaşamamanın cezasını çekiyor...Pakistan'ın durumu daha da acı. Diktatör Eyüp Han ile atılan ilk adımlar, Pakistanı bugün paramparça etme noktasına getirdi.
İstediğiniz ince ayarı yapın, ancak Demokrasi ve laikliği elden bırakmayın .
Politika yapma adına, ülkedeki dengeleri bozmayın.
Fatura sonunda hepimize çıkar.