Toplum neden askere güveniyor?

Bu, son derece önemli bir sonuçtur. Gallup'un, hem AB ülkelerinde, hem de Türkiye'de yaptığı ankette çıkan rakamlar çok çarpıcıdır.AB gibi, askeri konulara alerji duyan bir toplumda bile bu oran yüzde 67. Türkiye'de yüzde 87.Neden?Türk toplumunun ordusuna düşkünlüğü nereden kaynaklanıyor?Bu konuyu yıllardır incelerim. Elde ettiğim sonuçlar ile kamuoyundaki genel izlenim birbirinden çok farklı. 1. Türk toplumunun gözünde, asker devleti temsil eder. Bu simgenin içinde biraz korku, biraz saygı, ancak en önemlisi kurulmuş mekanizmaya güven vardır.2. TSK'nın başarılı şekilde yürüttüğü iç disiplini, ciddiyeti, sivil bürokrasideki yolsuzluk haberlerinin dışında kalması ve kendi içindeki organizasyonu da toplumda beğeni ve güveni arttırır.3. TSK özellikle Anadolu'da daima yardıma koşan, felaketlerde duruma el koyan bir kurum olduğu için, insanlarda sevgi hissini arttırır.En büyük tehlike, toplumdaki bu prestiji, TSK'yı darbe yapmaya kışkırtmak isteyenlerin kullanmasıdır. Türk topulumu ordusunu sever ve sayar. Onu, "darbe yapsın" diye alkışlamaz. Bu saptamanın doğruluğu, her darbe sonrasındaki karşı tepkilerle ortaya çıkmıştır. Darbeler, günün koşulları ve bazı çevrelerin itmeleriyle gerçekleşmiş ve artık tarih olmuştur.Darbelerden arınmış Türk ordusu, bu ülkenin en değerli kurumudur ve öyle kalacaktır. Anketlerde sorulduğu zaman, Türk toplumunun genelde yüzde 75-85 bölümü askerine güven duyduğunu açıklar. Pek dikkat çekmedi. Oysa Başbakan, son dönemlerin en önemli genelgelerinden birini yayınladı. Aile içinde ve çocuklara karşı şiddet, kadınlara karşı ayırımcılık, töre cinayetlerini engelleyici önlemlerin alınmasını istedi.Genelgede, her bakanlığa düşen görevler var. Bu çerçevede nasıl hareket edeceklerini saptamaları ve uygulamaya geçmeleri gerekiyor.Ben bu genelgeyi çok önemsedim. Ancak, kafamın kenarında yine de bir kuşku var.Acaba bakanlıklar gerçekten harekete geçip gerekeni yapacaklar mı, yoksa genelgeyi sümen altı edip, göstermelik bir iki karar ile geçiştirecekler mi?Eğer Başbakan, genelgesinin takipçisi olur, ilgili bakanlara her pazartesi kabine toplantısında "bu hafta ne yaptınız" diye sorarsa, bürokrasi kımıldar. Yoksa hiç kimse keyfini bozmaz. Bakanlık arşivleri, uygulanmamış binlerce genelge ile doludur. Bunu da en üste koyarlar, olur biter.Bakalım, Başbakanlık Müsteşarlığı ne oranda sahip çıkacak. Böylesine önemli bir genelge çar çur olmamalı... BAŞBAKAN'IN GENELGESİ UYGULANACAK MI? Türkiye, değişen koşullara kendini uydurabildiğinin en ilginç örneğini, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin resmi ziyaretinde gösterdi.Bir dönemler, Kürt kökenli olduğundan dolayı, Zebari'ye ters bakılırdı. Barzani'nin sağ koluydu. Üst düzey görüşmeler yapılmazdı. Küçümsenir, görmezden gelinirdi.Ankara'ya yaptığı resmi ziyarette, kırmızı halıyla karşılandı. Eskortlu arabalarla taşındı. En üst düzeyde kabul edildi ve daha da önemlisi, büyük dikkatle dinlendi. Söyledikleri ciddiye alındı. Türkiye de, Kürtler'e ve Kuzey Irak'a bakışının değiştiğinin işaretlerini verdi.Kim ne derse desin, kısa süre öncesine kadar "bölücü" diye nitelenen Kürtler bugün Irak'ı bir arada tutan "yapıştırıcı" rolü oynamaya başladılar. Irak'ın parçası olarak kalmanın çok daha yararlı olduğunu gördüler. Merkezi bütçe imkanlarından yararlanmak, Irak'ın dev olanaklarını, derinliğini kullanmak varken, dört bir yanı ters bakan ülkelerle çevrili, dışa çıkışı olmayan bir bağımsızlık macerasına kapılmanın anlamsızlığını gördüler.Türkiye'nin Kuzey Irak'a bakışı da giderek değişiyor. Her ne kadar PKK konusundaki beklentileri hala karşılanabilmiş olmasa dahi, Ankara Kuzey Irak yöneticilerini belirli bir oranda anlıyorlar.Hoşyar Zebari'nin Abdullah Gül'e bir önerisi olmuş ki, gerçekleştiği taktirde ilişkiler üzerinde çok etki yapacaktır. "Neden Bağdat'a hiç gelmiyorsunuz? Herkes geliyor, ayrıca Irak Başbakanı, Dışişleri Bakanı Ankara'yı ziyaret ediyor, ancak sizleri göremiyoruz" demiş ve eklemiş "Hele dönüş yolunuzda bir de Erbil'e uğrasanız, ilişkileri inanılmaz şekilde etkilersiniz."Çok doğru...Gül neden gitmedi acaba?Bağdat'ta hükümetle görüşse, Cumhurbaşkanı Talabani'yi ziyaret etse ve dönüş yolunda da Erbil'e uğrayıp Mesud Barzani ile görüşüp, Türkiye'nin kaygılarını birinci elden anlatsa, ülke olarak küçük mü düşeriz?Bence tam aksine, buzları büyük oranda eritiriz.Hoşyar Zebari, Ankara'daki temaslarıyla bu gerçeği gösterdi. GÜL NEDEN BAĞDAT VE ERBİL'E GİTMİYOR? (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net