TSK, Barzani boykotunu kaldırdı

Genelkurmay Başkanlığında, PKK terörü ile ilgili çalışmalar açısından son derece ümitli bir bekleyiş ve çalışma var.

Kamuoyu pek farkına varamıyor, ancak Genelkurmay PKK’nın büyük bir uluslararası baskı altına girdiğine ve dağılma sürecini yaşadığına inanıyor.

Org. Başbuğ’un son konuşmasındaki sözleri dikkatlice incelendiği zaman, Genelkurmay Başkanının bu konudaki beklentisi ve hazırlıkları anlaşılabiliyor.

Başbuğ’un çizdiği manzara, bize yaptığı özel değerlendirmeler ve Genelkurmay çevrelerinden edindiğim bilgiler, TSK’nın terör örgütüne karşı hemen her yönden harekete geçtiğini, hatta bir zamanlar tepki verdiği konularda dahi tutum değiştirmeye başladığını gösteriyor. Bunların başında da, Kuzey Irak Kürdistan yönetimiyle temaslar geliyor.

Hatırlayacaksınız, AKP iktidarı 2007-2008 döneminde Kuzey Irak yönetimi ve özellikle de Barzani ile ilişkileri düzeltmek ve PKK’ya karşı mücadelede Erbil’i yanına çekmek ister, TSK’da buna karşı çıkardı.

Bir önceki Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, “kim isterse konuşsun, biz görüşmeyiz” derdi. Genelkurmay Başkanlığı Başbuğ’a geçtikten sonra da, yine bir süre bu yaklaşım sürdü.

Barzani yönetimi, hükümetten yeşil ışık almasına, dışişleri ve MİT ile yakın ilişki kurmasına rağmen, TSK’nın kepenklerini bir türlü açamadığından şikayet eder ve “Anahtar askerin elinde, oysa bizi reddediyorlar” derlerdi.

Başbuğ, Barzani boykotunu geçen aylarda yumuşatmaya başladı ve nihayet “temas ve görüşme boykotunu” da kaldırdı. Ya şu günlerde ya da  yakın dönemde Genelkurmay’ın bir temsilcisi Barzani ekibiyle görüşme sürecini açıyor.

Bu, TSK açısandan çok önemli bir adım.

Şimdilik alt düzeyde tutulan bu süreç, karşıdan gelecek sinyallere göre daha yüksek bir protokol düzeyinde sürdürülecek.

Peki, bu değişim neden yaşanır oldu?

PKK BÜYÜK BASKI ALTINDA...

Aslında, gelişmeleri biraz dikkatlice izleyen herkes gözleyebilir. PKK, giderek artan biçimde uluslararası baskı altına giriyor.

Silah bırakması, suikastlerden vaz geçmesi ve sözünü siyasi kanallardan barışçı yöntemlerle söylemesi isteniyor. Her başkentten aynı sesler yükseliyor:

-       PKK’nın şu anda yaşamını sürdürdüğü Kuzey Irak yönetimi bunu istiyor. Türkiye ile ilişkileri geliştirebilmek için, PKK unsurunun aradan çıkmasını arzuluyor.

-       Bağdat, PKK’dan bıkmış durumda ve örgütün Türkiye ile aralarında sorun olmaktan çıkmasını bekliyor.

-       ABD, Irak’tan çekilme öncesinde, Türkiye-Irak ilişkilerinin rayına oturması ve bölgenin istikrarı için, PKK’yı silah bırakmaya zorluyor.

Genelkurmay bu gelişmelerin önemli bir fırsat yarattığını ve bu yıl sonuna kadar mutlaka birşeyler olmasını bekliyor.  

İşte bundan dolayı, Barzani yönetimi ile görüşme sürecini açıyor. PKK kadrolarını dağdan indirmek için hem içerde hareketleniyor, hem de Amerika’yı ortak harekat planlamasına ikna etmeye çalışıyor.

ADI “AF” OLMASIN, ANCAK KANDİLİ BOŞALTSIN

Genelkurmay’a “PKK’ya genel af var mı?” diye bir soru sorduğunuz anda, otomatik bir yanıt alıyorsunuz.:  Hayır, af söz konusu olamaz.

Ancak, adı “af” olmayan, buna karşılık kadroların dağdan inmesini kolaylaştıracak formüller üzerinde çalışılıyor. Örneğin, şu andaki yasanın uygulanmasına esneklik getirilmesini, bizzat Genelkurmay Başkanı istiyor. Hatta neredeyse kampanya açma noktasında.

4 yıldır uygulamada tutulan bu yasa “Güvenlik Güçlerine silah çekmemiş kişilerin affedilebilineceğini” yazıyor. Ancak öyle bir dilde kaleme alınmış ki, savcı ve yargıçlar açıkçası “vatan haini suçlamasından” çekindikleri için son derece kısıtlı şekilde uyguluyorlar. Adamlar, askerden korkuyor, medya’dan, milliyetçi partilerin hışmına uğramaktan ürküyor.

Başbuğ’un verdiği rakkamlara göre, son dört yılda birkaç bir başvuru olmuş, 660 kişi affedilmiş.

Çok az bir sayı.

Durum böyle olunca, PKK’lı genç başvurmaya korkuyor. Başvurusu reddedilerse, evine dönmek için yola çıkan kendini hapiste bulacak.

Kimin kime silah çektiğini nasıl saptarsınız?

Adam öldürmemiş, elini kana bulamamış olanlar, başvurduklarında affedileceklerini bilseler, Kandil’in önemli oranda boşalması söz konusu olabilecek.

Genelkurmay şimdi bu fırsatı kaçırmamak için, savcı ve hakimleri esnek davranmaya teşvik ediyor. Öte yandan da, Barzani yönetimini PKK konusunda daha sert tutum almaya davet ediyor.

Barzani de güç durumda.

Onlar da “Türkiye birşeyler yapsın ve bizim işimizi kolaylaştırsın. Biz tek başımıza PKK’yı Kandil’den indiremeyiz;” diyor ve Ankara’dan mesaj bekliyorlar.

Anlayacağınız, bir yemek pişiyor.

PKK’da bunu bildiği için, Ankara’dan birşeşler koparmaya çalışıyon. Yönetici kadroların serbest kalması, Öcalan’ın hapisten çıkarılması, Anaya değişikligi sırasında Kürtlere bazı ayrıcalıkların verilmesi gibi...

Türk toplumu, her şehit haberi geldiğinde biraz daha karamsar oluyor, ancak işin içindekilerde böyle bir karamsarlık yok. Tam aksine, ele geçen bir fırsattan yararlanabilmenin ümidi ve heyecanı var.