Emre ve Alex değiştirdi

10 Nisan 2011

Caner önde, Andre Santos arkada tercihi başta Fenerbahçe’yi defansif olarak eksik bıraktı. Emre’nin iki oyunucunun arasını doldurmaya başlamasına kadar bu kanat defansif olarak sorun yaşadı. Ancak Emre’nin o tarafta üçgeni tamamlamasının ardından iş tersine döndü. Maçın başında baskınların kaynağı olacağı açık seçik görünen, golü de yaratan Eskişehir sağ kanadını psikolojik olarak sıkıntıya soktular. Es Es sağ kanadı çıkamaz oldu. Maçın kilidi de buydu zaten.
Buradan hareketle bir iki konuya değinmeli;
1-Aykut Kocaman’ın - dün gayet iyi oynamış olsa da - Caner tercihi üzerinde durmalı. Mevcut durumu yabancı kısıtlamasından çok yerli zorunluluğu olarak değerlendirmek mümkün. Ancak ne olursa olsun Stoch’un bu durumu zorlayamıyor oluşu ilginç.
2- Bülent Uygun’un baskın taktiği, bir orta saha pas kaynağı arıyor. Bu da Sezer. Ancak yalnız kalıyor. Uygun, Pele’yle birlikte onu oynatmayı neden tercih etmiyor bilinmez. Bu iki oyuncu oyun zekalarıyla birbirlerini tamamlayabilirler. İkisinden biri eksik olunca sadece topu ‘kap ve koştura’ dönüyor iş.
3-Aslında aynı sorun Fenerbahçe’de de var. Emre gereğinden fazla defansif görevler alınca, pas kaynağı olarak sadece Alex kalıyor. Topu bir şekilde gol bölgesine taşıyabilirseniz sorun yok. 10 numara dünkü gibi 2 gol bulup işi değiştiriyor.
Ama golden sonra olduğu gibi kontraya yattığında işi yürümüyor. Çünkü Niang da al ve koşturcu... Bu iki yetenekle Fenerbahçe kontratakta bir ortak akıl oluşturamıyor.
Bu durumda dün ortaya çıkan şu oldu.

Yazının devamı...

Hücumcu Selçuk, savunmacı Umut

3 Nisan 2011

Milli Takım haftası dönüşü için vasatın üstünde bir maç oldu. İlginç olan Trabzonspor’un Konya’yı sürekli eksik yakalaması. Sürekli arkaya atılan toplarla pozisyona girmesi. Savunmasını öne çıkarmış, orta sahada baskı yapamayan ve topu ileride tutamayan Konyaspor’a karşı normalde umabileceğinden çok daha rahat gol şansı yakaladılar.
Umut’u ferahlatan gol de böyle bir akından. Burak gol vuruşunu yapabilir, penaltıya gidebilir, kaleciyi geçebilir. Çok seçenekli akın şansı var. Maç berabere, şampiyonluk adayına karşı böyle açıklar veriyor Konya.
Burak bunu değerlendirdi. Boştaki Umut’u görüp 100. golünü attırdı. Arkadaşını rahatlattı. Hem de kendi adına bu yıl boyunca yaptıklarına, ilklerine bir yenisini ekledi. Burak bu sene büyüyor. Geçmişte durup durup kendisini yere atan adam, bu yıl da bunları yapıyor belki ama darbe alıp ayakta kaldığı da çok. Alışkanlıklarını değiştirdikçe fiziğinin ve yeteneklerinin hakkını veriyor. Tamamen kurtulsa onlardan, uçup gidecek.

Şaşırtıcı bir takım

Konya’nın oyun yapısının Trabzonspor’a fazlasıyla uymasının temel nedeni, ev sahibinin ön liberosuz oynayışı. Tamamı topla oynamayı bilen orta sahayı önde kontrol etmeye çalıştığınızda sizinle fizik mücadeleye girmeden topu koşturabiliyorlar. Üstüne onların fizik gücü eksik ama savunma ve hücum hattında bu eksik kalan enerji fazlasıyla var. Örnekse, en iyi savunma adamları Umut, en iyi hücumcuları Selçuk belki de...
Dolayısıyla şaşırtıcı bir takım Trabzonspor. Standart Türk tipi taktiklerle durdurulması kolay olmuyor. Orta sahada kemik gibi bir ön stoper, önde pivot santrfor vs. Bunlar yok. Top oynama derdindeki orta saha işliyor.

Yazının devamı...

Arda, Semih, zeka...

30 Mart 2011

Ülkenin en iyi hücum oyuncuları Semih ve Arda. Ülkenin en iyi orta saha oyuncuları da Semih ve Arda. Çünkü, yeteneklerini, potansiyellerini optimumda kullanmalarını sağlayan bir zekaları, daha da önemlisi soğukkanlılıkları var. Bu seviyedeki ve bu becerideki adamlardan maksimumu almadan ne kulüplerinin, ne milli takımın başarılı olması mümkün değil. Gün itibariyle onlardan performans olarak daha yüksekte oyuncular her zaman olacak ama yine de onların vazgeçilmezliği son bulmayacak.
Birbirine çok benzeyen, yetenekli orta saha oyuncularından kurulu bir onbirle sahaya çıktık. Önlerinde de santrafor olmasa da hücum performansıyla ligin en iyisi Burak’la. Bu bir 4-6-0 denemesiydi ancak iki noktada plan iyi işlemedi. Oyuncular çok hareketsiz ve birbirine benzeyen tarzdaydılar, dolayısıyla topu hızlı çeviremedik ve rakibi eksik yakalayamadık. İkinci olarak da yeterli derecede agresif değildik. Avusturya hep bizi bekledi, bize saygı duydular, hata yapmaktan çekindiler. Onlar bizi bekledi ama biz kontrolün dozunu kaçırdık. Arda’nın isyankârlığı ve özel zekası olmasa oyun olduğundan daha da fazla sıkışabilirdi. Çünkü Burak’a destek veremiyor, onun savunma içinde kaybolmasına neden oluyorduk. Hamit, Nuri, Mehmet hücum yönünde oyuna hiç giremiyorlardı, yani ‘atıl’dık. İkinci yarıda Avusturya biraz vitesi yükseltince Hiddink’in doğru iki hamlesi geldi. Topuz agresifliğimizi artırdı, Semih de ileride orta sahaları oyuna sokan pivot oldu, maçı da koparan oydu. Müthiş ara paslarla rakip savunmayı açtı, Gökhan’a gol attırdı ve işi bitirdi. Daha sonra sıkıntıya girmemizi ise Volkan’ın kurtarışı engelledi.
Dün becerilerini kullanabilen zekalar ve onların soğukkanlılıkları bizi yarışta tuttu.

Yazının devamı...