Emre’nin sağı Nihat’ın solu Serhat’ın sonu

Emre’nin sağı Nihat’ın solu Serhat’ın sonu


     Hakan Şükür’ün, Inter’in en sarsıntılı günlerinde Mavi - Siyahlı formayı giyerken her konuşmasında ağzından duyduğumuz cümle: "Çok huzurluyum!ödu, hatırlarsınız... Pazar akşamı aynı Inter’de senenin en iyi çıkış yapan oyuncusu Emre’yi seyretme imkanı bulduk. Maç boyunca sergilediği oyun bir yana, attığı gole iyi bakmak gerekiyor. İki arkadaşından seken bir ortaya, gelişine, ceza sahası dışından çok az kullandığı "sağ" ayağıyla "düşünmeksizin" vurduğu şuta. Bu kuşkusuz beceri dolu bir vuruştur. Ama her şeyden önce bir "huzur" vuruşudur.
     Aynı akşam La Coruna’da sahneye çıkan Nihat’a bakmalı bir de... Bir uzun aşırtma pası kontrol edip, kaleciyi geçip, savunma kademeye girmişken, "düşünmeksizin" çok az kullandığı "sol"uyla vurduğu şutta da aynı şeyler var. Bu da bir müthiş teknik golü... Ama her şeyden önce bir "huzur" golü...
     Aynı gece, aynı jenerasyonun bir diğer starı Serhat, Star’da, Telegol’de haykırıyor: "Ayrılmamın parayla pulla ilgisi yok. Sebep şimdi açıklayamacağım huzursuzluklardır." Stüdyodaki yorumcular önce 3 dakika veriyorlar Serhat’ın stüdyoya bağlanıp bu sebepleri anlatması için, bağlanmayınca da gerçekleri açıklıyorlar: "Kulübe önceden protesto çekilmiştir. Serhat doğru söylemiyor." Kimse Serhat’ın yaşadığı huzursuzluklardan kurtulmak için tek çıkış olan FIFA yolunu kullanmayı seçtiğini, parasını alamamış olmayı bir araç olarak kullanabileceğini düşünemiyor nedense. "Sebep para olsa bonservisim elimdeyken giderdim" açıklaması da bir şeye yaramıyor. "Huzursuzluk" iddiası kabul edilmiyor. Hem de önümüzde aynı sebepten ayrılan Revivo, Rapaiç, Ortega varken, sezon sonunu bekleyenler ortadayken... Sonra gol yendiğinde gülmekle suçlanan Mustafa Doğan canlı yayında bir yorumcu tarafından azarlanıyor. şöyle laflarla: "Bir de canlı yayına bağlanıp kendini savunuyorsun!.." Bu rüzgardan payını Rüştü de alıyor. Fenerbahçe’yi ayakta tutan, Türk futbol tarihinin tartışmasız en başarılı kalecisi Rüştü bir kariyer kararı yüzünden bir yorumcu, bir gazeteci tarafından azarlanıyor... işte size Serhat’ın bahsettiği huzursuzluğun görünen tarafı.
     Medya, kelime anlamıyla aracı demektir. Görevi, olayları gazetecinin gözünden, bilgi/görgü süzgecinden geçirerek ve yorumlayarak halka iletmektir. Görünen huzursuzlukları da bilinmeyen yönleriyle aktarmak... Türkiye’de durum biraz farklı. Aracı aktarmakla kalmayıp, huzursuzlukların parçalarından biri de oluyor. Sadece aktarmıyor, müdahale de ediyor. Serhat’ın, Fenerbahçe’deki sonuna yol açtığını söylediği, kendisinin de çizgiyi aşarak bir parçası olduğu bu huzursuzluğu bile göremiyor. Göremiyor, çünkü artık bir parçası oluyor. Ve eğer aracıda durum buysa kaynakta, kapalı kapılar ardından neler oluyor siz tahayyül edin! Ve cevabı siz bulun, Serhat’ın ayrılışının nedeni gerçekten para olabilir mi? Yorumcular, oyuncuları böyle azarlıyorsa, başkaları neler yapmıyordur? Ve anlayın, Serhat top yerine, "hiç düşünmeksizin" büyük bir "huzursuzlukla" kendi kariyerine, "gelişine" neden vuruyor?
     
     
     


SPOR


BEYAZ MENDİL
At yarışları
Avrupa Ligleri
EN ZAYIF HALKALAR
2. LİG puan durumu
Hidayet galip Okur mağlup
ŞAMPİYON ARÇELİK: 0-3
NEREYE BÖYLE!
LUCESCU’NUN İSYANI
Rüzgâr gibi geçti
ÜÇ SİLAHŞÖRLER
Aman dikkat!
Türkiye’de hakemlik zor
Hakan Şükür şov
Emre çıkar mıydı?
Haber turu...
Emre’nin sağı Nihat’ın solu Serhat’ın sonu