Türk futbolunun marka değeri yükselmeli

13 Ağustos 2019

Yeni sezonun başlamasına kısa bir süre kaldı, ancak kulüpler işler mali anlamda iyi gitmediği için her yılki şaşaalı transferleri yapamadı. Her transfer dönemi geldiğinde, takımların onlarca futbolcuyu almak istediği haberleri spor sayfalarını süsler. Bu durumun gerçeği yansıtmadığını, olan biteni biraz takip eden herkes iyi bilir, ama yine de desteklediği takımın bir dünya starı getirme umudunu içeren haberleri görmek ister. Bir anlamda, herkesin gerçeği bildiği ama hiç kimsenin var olan durumu itiraf etmediği bir tür ‘suskunluk yasası’ devreye girer.

Yayıncı kuruluşla yapılan naklen yayın anlaşmasının arkasında, ligimizin çok izlenir ve kâr getiren bir lig olduğu gerçeğinin yatmadığını başta Futbol Federasyonu, kulüpler ve medya olmak üzere, tüm futbol camiası biliyor. Türkiye’deki futbol kulüpleri, yıllardır alışageldikleri gibi kötü yönetim anlayışlarının sürmesi ve herhangi bir şekilde hesap verme gibi bir durumun olmaması arzusunda. Buna karşın UEFA’nın Finansal Fair Play ilkeleri, ellerini kollarını bağlıyor ve ülkedeki ekonomik sıkıntı, futbolcuların ve teknik heyetin ücretlerinin ödenmesinde sorun teşkil ediyor. Zaten bu yüzden de ülkedeki yabancı teknik direktör sayısı son dönemde azaldı ve yerli isimlerle yola devam etmeye başlandı. Şu an Süper Lig, kulüplerin gelirlerinin giderleri karşılayamadığı, asli faaliyetlerden kâr elde edilemediği için borçların ödenemediği, kulüplerin çoğu özkaynaklarını yitirdiği için özkaynak açığı veren, mali yetersizlikler nedeniyle sportif rekabet gücünün yitirildiği bir lig konumunda.

En büyük sorunlardan biri de, futbola katkı verecek isimlerin yerine maalesef kendi ceplerini doldurma niyetinde olanların görevde olması. Paralı başkan tanımıyla gelen kapital sahipleri, kulüplere görünürde ya da gerçekte sıcak paralar veriyor, ancak borçlar kat kat artıyor! Bu tip başkan ve yöneticileri göreve getirirken altta yatan mantık, işadamlarının futbol dünyasında dönen büyük paraları yönetmekte daha yetkin olacağı iddiası... Ama her defasında, her kulüpte hüsran yaşandı. Türkiye’den UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılıp mali durumunu düzelten bir kulüp bile yok!

Bugün Türk futbolunun hiçbir marka değeri yoktur. Kulüplerde ve federasyonda büyük paraların dönmesi marka yaratmaz.

Yazının devamı...

Sezon öncesi en önemli kupa

6 Ağustos 2019

Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) İzmir Şubesi’nin geleneksel olarak düzenlediği, bölgenin en köklü spor organizasyonu olan TSYD Ege Kupası, bu yıl yine Folkart’ın sponsorluğunda yapılıyor. İzmir’de futbol sezonu yine TSYD Kupası’yla açılıyor.

Bu yıl 47. kez yapılacak olan organizasyonun tanıtım toplantısı geçen hafta İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaydı.

Toplantıya, TSYD İzmir Şubesi Başkanı Bahri Okumuş, Saya Grup Kurumsal İletişim Direktörü Ünal Ersözlü, İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı (İZVAK) Başkanı Ali Erten, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkan Vekili İrfan Erol, Altınordu İcra Kurulu Başkanı Barış Orhunbilge, Karşıyaka Kulübü Genel Müdürü Cem Değirmencioğlu ve Menemenspor İdari Menajeri Ali Kaşarcı katıldı.

Altay, Altınordu, Karşıyaka ve Menemenspor’un mücadele edeceği turnuvada maçlar bugün başlıyor. Karşılaşmalar, bugün, yarın ve                      9 Ağustos Cuma günü Atatürk Stadı’nda oynanacak.

Bugün Altay ile Altınordu, yarın ise Menemenspor ile Karşıyaka kozlarını paylaşacak. İlk maçları kazanan ekipler, 9 Ağustos Cuma günü finalde karşı karşıya gelecek. Yeni sezon öncesi hazırlık maçları niteliğinde olacak turnuvada tüm takımlarımıza başarılar diliyorum. 47. turnuvaya öncülük edenlere de teşekkür ediyorum.

***

Biraz da özeleştiri zamanı... Meşin yuvarlağın topraklarımızda ilk boy gösterdiği yer olan, futbolumuza birçok kendine özgü isim kazandıran, bir zamanlar 1. Lig’de 4-5 takımla temsil edilen ve ilk kez Göztepe’yle Avrupa’da yarı final sevinci yaşayan, üçüncü büyük kentimiz İzmir...

Kentimiz gerek Türk, gerekse dünya futbolu için önemli anlamlar taşıyor.

Yazının devamı...

Denizli’de işlem tamam, İzmir sen ne yapacaksın?

2 Temmuz 2019

Denizlispor, 9 yıl aradan sonra tekrar Süper Lig’e çıktı. Bütün şehir kenetlendi ve Süper Lig’deki ilk sezonu öncesi ilk iş olarak Denizli Atatürk Stadı’nda yenileme ve kapasite artırma çalışmaları başladı. Herkes elini taşın altına koymuş durumda. Bu bağlamda çalışmalara büyük destek veren ve iş makinelerini gönderen Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan büyük takdiri hak ediyor. Yapılamaz denileni yapıyorlar. 2 ay gibi kısa sürede stat yenileme işlemlerini sonlandırarak yeni sezonda yenilenmiş stadıyla Denizlispor’a başarılar diliyorum.

***

Neler mi yapılacak?

Tarihi statta saha zemini 3 metre aşağı çekilecek, tribünlere yeni düzenleme yapılacak. İlk olarak sahayı çevreleyen led ekranlar kaldırıldı. Daha sonra kale arkasındaki bayrak direkleri ve beton kaideleri iş makinaları ile parçalandı. Bunun ardından kale arkası tribününe odaklanıldı.

Denizli Atatürk Stadı’ndaki en önemli gelişme ise zeminin tamamen yenilenmesi olacak. Drenaj sistemi kapandığı için her yıl yenilenen deliklerle yaşatılabilen çimler, zemin nedeniyle yıl içinde liglere verilen milli maç arası sırasında yeni ekimlerle destekleniyordu. Sahanın doğal yapısı gereği içinde eğreti otları barındırması, yaz mevsimlerinde zeminin sarı yeşil görünmesine neden oluyordu. Bu çalışma ile 3 metre aşağı çekilecek saha zeminine yeni bir drenaj sistemi yapılacak.

Diğer yandan stattaki çalışmalar kapsamında tribünlerin sahaya en yakın bölümlerine ilaveler yapılarak 15 bin olan seyirci kapasitesi 20 bine çıkarılacak.

***

Darısı İzmir’in başına. Doğru ya İzmir demişken, peki İzmir’deki statlar ne durumda gelin bir bakalım. Alsancak ve Göztepe statlarının yeni sezona yetişmesi imkansız gibi görünüyor. Ancak Göztepe Stadı büyük ihtimalle yeni sezonun ikinci yarısına yetişecek gibi duruyor. Alsancak’ta işler biraz daha ağır işliyor. Karşıyaka’da ise tam bir belirsizlik hakim. 20 yıldır yolu gözlenen, 10 yıldır da yer ve ruhsat tartışmaları süren 15 bin kapasiteli yeni stadın temel aşamasında kalan inşaatına halen başlanamadı.

Yazının devamı...

Vefa semt adı değil Bucalılar!

25 Haziran 2019

Cihan Aktaş sıradışı bir başkan. “Benden öncesi beni ilgilendirmez!” demiyor. Kendisinden önce Bucaspor yönetiminin verdiği ancak yerine getirmediği sözlerin gereğini yapıyor. Borç batağında aldığı kulübü yeniden ayağa kaldırmak için gecesini gündüzüne katıyor. Genç başkan öncelikle Bucaspor üzerinden nemalananların musluklarını kapattı. Yıllarca kulübün içini boşaltanlar şimdilerde nasıl bir kayaya çarptıklarının şokunu yaşıyor...

***

Bucaspor, geçtiğimiz yıl sezona transfer yasağı ile girmişti. Lig arefesinde sahaya çıkacak 11 futbolcu bulmak zordu. Tek çare, gençleri profesyonel yaparak lige başlamaktı. Çaresizlikten yaşları 16 ile 20 arasında olan gençleri profesyonel yaptılar. Gençler formanın hakkını vermeye çalıştı. Ancak kulübün başarısını istemeyenler Bucaspor’un kuyusunu kazmaya devam etti. Geçen sezon adını bile duymadığımız oyuncular sahaya çıktı. Taraftar bağrına bastı bu gençleri. Ancak bu kulübün amatöre düşmesine engel olamadı. Dile kolay, yılların Bucaspor’u artık amatörde...

***

Cihan Başkan’ın pes etmeyen, hırslı ve kafasına koyduğunu yapacak bir karakteri var. Kulübün başına geçtiği günden itibaren her türlü açığı, bilgiyi şeffaf yönetim anlayışıyla kamuoyuyla paylaştı. Geçmişte yapılan tüm hukuksuzlukları tek tek gün yüzüne çıkardı. Yapılan yanlışları, kendisinden önceki basiretsiz yöneticilerin yaptıklarına ‘dur’ dedi.

***

Böyle devam etmesi de mümkün değildi zaten. Kasada olmayan parayı harcamanın bir gün sonu gelecekti. Birbirinin gazına gelen ve birbirlerine gaz verenlerin oyunu da son bulacaktı. Plan program yapmadan, ihtiyaçlar belirlenmeden, getireceği yükü hesap edemeden, gelecek yıllara ipotek koyarak, üretmeden, yetiştirmeden, emek sarf etmeden, müflis tüccar gibi almaya devam ederek, ‘Maç kazanalım da, cebimizi dolduralım gerisi önemli değil’ diyerek, canı sıkıldığında ceketini alıp giderek, geride koskoca bir enkaz ve küstürülmüş taraftar, posta kutusunda ise icra kağıtları ve bloke edilmiş hesaplar bırakarak…

Yazının devamı...

Başarı gençlerle gelecek

11 Haziran 2019

Millilerimiz Konya’da, Fransa karşısında tarih yazdı. Beklentilerin de ötesinde, muhteşem bir sonuç. Tüm dünya bu takıma selam durmalı. Son Dünya Şampiyonu Fransa’yı yenmek çok büyük bir başarı. Bunun ilk olması da ayrı bir önem taşımakta. 2002 Dünya Şampiyonası’nda 3. olan Milli Takımı çağrıştırdı bana. Teknik adamıyla, futbolcularıyla ve de bu başarıya tribünleri doldurarak katkı sağlayan taraftarları yürekten kutluyorum. Özlemiştik...

***

Bir kez daha gördü ki Türk futbolunda gençlere daha fazla güvenmeliyiz ve onlara şans vermeliyiz. Türk futbolu son yıllarda devamlı olarak yabancı sınırı ile uğraşadursun, altyapılardan oyuncu yetişmiyor veya yetişen oyuncular kendisine şans bulamıyor. Özellikle kendi altyapısından oyuncu yetiştirmek gibi bir misyona sahip takım bulunmayan Süper Lig’de, kulüplerin sürekli yaşlı oyunculara yatırım yaparak, mali olarak zor duruma düşmesi de cabası.

Süper Lig’e en güzel örnek ise bir alt ligde çıkardığı futbolcuları Avrupa’ya gönderebilen Altınordu. Yetiştirdiği gençler, Türk futbolcunun yeteneksiz veya yetersiz olmadığını kanıtlarken, Süper Lig’de Altınordu’nun gençlere duyduğu güveni duyabilen bir takım bulunmaması çok acı.

Bu topraklarda ki binlerce cevher her alanda keşfedilmeyi bekliyor. Gerçek yeteneklerin kazanacağı günleri biran önce görmek dileğiyle. Ayrıca A Milli Futbol Takımı’mızın İzlanda’da Keflavik Havalimanı’nda maruz kaldığı muamele nezakete ve sportmenliğe hiç uygun değildi. Sorumlu tüm yetkilileri ve görevlileride şiddetle kınıyorum.

***

Türkiye Futbol Federasyonu’nun genel kurul toplantısı yapıldı. Başkanlığa seçilen Nihat Özdemir hakkında denecek bir şey yok. Tek başına aday oldu ve seçime girerek Başkan seçildi. Umut ediyorum ki Türk futboluna yararlı hizmetler yaparlar. Beklentimiz de bu yönde. Asıl üzüldüğüm tarafı 4.5 milyona yakın nüfusuyla İzmir’imizden bir temsilcinin bizleri Türkiye Futbol Federasyonu’nda temsil edemiyor olması.

Ne yazık ki bu seferde olmadı. İzmir yine sahipsiz kaldı. Bu noktada İzmir kulüpleri ve yöneticileri şapkasını önüne koyup oturup düşünmeli. Bencilliği, küskünlükleri birbirlerinin başarıları ve başarısızlıklarından nemalanmayı bir kenara bırakıp sadece fotoğraf karelerinde değil, yürekten kenetlenmeli. Türk futbolunun geniş bir revizyona gereksinimi var. Bu nedenle Yeni federasyona ve yönetimine kolaylıklar diliyorum.

Yazının devamı...

Odaklandık, düşmedik!

28 Mayıs 2019

Spor Toto Süper Lig’de ikinci sezonu geride bırakan Göztepe, maalesef bu sezon geçen yılki Göztepe’yi bizlere mumla arattı. 34 haftada sadece 11 galibiyet alabilen sarı kırmızılılar ligi düşme hattının 1 puan üzerinde tamamladı ve bizleri kabustan uyandırdı.

***

Geçen hafta ‘Şehri Müdafaa’ başlıklı yazımda “Bu sezon İzmir takımları için kötü tablo devam ediyor. Göztepe 14 yıl sonra çıktığı Spor Toto Süper Lig’in 2. yılında düşmemeye oynuyor. Altınordu 3 yıldır üst üste Play Off kapısından döndü. Altay 1. Lig’i orta sıralarda tamamladı. 91 yıllık koca çınar Bucaspor amatöre düştü. Karşıyaka, altyapısından yetiştirdiği gençlerle 3. Lig’de Play Off’a veda etti. Kısaca beyler İzmir futbolu sahipsiz kalarak gerilemeye devam ediyor” diye yazmış, İzmirlileri kentin takımlarına sahip çıkmaya davet etmiştim.

***

Bu çağrımıza İzmirliler duyarsız kalmadı. Ankaragücü ile evinde oynayacağı karşılaşmayı kazanıp kümede kalışını ilan etmek isteyen Göztepe, tüm hafta adeta tek yürek oldu.

Tarihi maç öncesi sarı kırmızılılar Urla Adnan Süvari Tesisleri’nde tüm kapıları dış dünyaya kapattı. Başkan Mehmet Sepil ve Yönetim Kurulu üyeleri seferberlik ilan etti. “Odaklan” etiketiyle oyuncularına destek olan taraftarlar Bornova Stadı’nı tıklım tıklım doldurdu.

Bornova’da sadece taraftarın değil basın tribününde oturan bizlerin de heyecanı doruktaydı.

Özellikle maçın son 15 dakikalık bölümünü bütün İzmir basını ayakta izledi. İzmir siyaset ve spor dünyasının da maça ilgisi büyüktü. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve eşi Neptün Soyer başta olmak üzere, ilçe belediye başkanları, İzmir milletvekilleri, İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın gibi isimler de Göztepe’yi yalnız bırakmadı. Ortak dileğimiz Göztepe’nin lige tutunmasıydı. Çünkü Göztepe düşerse İzmir düşecekti.

Yazının devamı...