Dış kaynaklı yaşadığımız sorunlar, içeride birilerine mırıldanma hakkı veriyor...

Özellikle ekonomik dalgalanma bekleyenlerin sayısı da bir hayli fazla.

Kaptanı değiştirmek uğruna geminin bir yerlere vurmasını bekleyenler okyanusta olduğunu da unutuyor...

*

Siyasette yeniden düşünme zamanı.

Yolumuzun kesiştiği herkes bizden kaynaklı bir yara alıyorsa oturup muhasebe yapmanın zamanı.

Yolumuza çıkanlarla, yolumuzu kesenler ile aynı yolda yürüdüklerimizi ayırma vakti gelmiştir...

Matematiksel muhasebeyi bir günde belki elli defa yapanlar, hayata dair duygusal kırılganlıkların muhasebesini yapmaktan kaçınıyor.

Başkalarıyla yüzleşmek en kolay iş...

Mesele, insanın kendisiyle yüzleşmesidir.

*

Konfüçyüs boşuna mı “Dünyada iki kusursuz insan var; biri ölmüş, biri de daha doğmamıştır” demiş?

Demek ki aynalara bakıp kendi kusurlarımızı görme ve yanlışın bir yerinden de dönme zamanı...

*

Başkalarının hayatlarına dokunmadan kırk defa düşünmek lazımmış!

Dokunduktan sonra savaşınız başlamış demektir.

Ya dokunduğunuz hayatın esiri ya da kölesi veya efendisi olacaksınız...

Kentin ortasındaki çınar ağacı gibi olursanız birilerinin dokunmaya, kesmeye, kırmaya, sökmeye hakkı varmış pozisyonuna düşersiniz.

*

Bu coğrafyada çıkartılan tüm savaşların bize dokunmayan bir tarafı yok.

Bu yüzden bizim kurduğumuz düşlerin alfabesi yok...

Alfabesiz düşlerimizin peşinden dörtnala koşmaktansa mevcudiyetle yetinme zamanıdır bize göre...

Etiketler