Hugo’nun “Kanla sulanan toprak mahsul vermez” sözlerini hatırladıkça Irak, Suriye gözlerimizin önüne geliyor.

Ve yıkık dökük kentleri...

Savaşlarla geçinen büyük bir kalabalığın arasında yaşıyoruz...

Murathan Mungan’ın “Küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara” diyerek özetlediği günlerden geçiyoruz bir kuş gibi...

Sanki yabancı bir kentin sokaklarında dolaşıyoruz...

Ve her sabah yeni şüphelere yelken açıyoruz...

*

Kirli denizlerde akşam olmuyor...

Kentler kalabalıklaştıkça yalnızlaşıyoruz...

Anlamsızlaşıyor, anlamsızlaştırıyoruz...

Karanlık noktaların sayısı çoğalıyor...

*

Ve asırlardan beri dünyadakiler savaşıp duruyor...

Kan akıyor toprağa...

İki metrelik bir çukurda bitecek hayatı adam gibi yaşamaya kimsenin niyeti yok gibi...

Yürekleri zehirli sarmaşıklar sarmış sanki...

Yaşamak yormuş bizleri...

Akıl tutulması çağındayız adeta...

Bir çocuğun anlamsızca çığlığı karışıyor düşünceden uzak geçip giden saatlere...

*

“Güçlerin birlikteliğinden daha büyük güç doğarmış” diyorlar.

Doğan her büyük güç daha büyük savaşlara imza atıyorsa?

Beşiklerdeki bebeklerin sayısı kadar mezarlar kazılıyor yanı başımızda.

Modern çağın zirvesinde savaş bitmiyor ve insanlar topluca gömülüyor!

Birileri hâlâ bunun adına “asgari müşterek” diyor...

Ve kimse karanlık noktalardaki kötü alışkanlıklarına veda edemiyor.