Kendi uzağına düşenler

Eklenme Tarihi03.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi03.03.2019 - 8:15

Batı’nın modernleşme sürecini geriden, modasını ise eş zamanlı takip ediyorlar.

Ve böylelikle çağdaş olduklarını sanıyorlar...

Modernleşmeyi gündelik yaşamın lüks ürünlerinden ibaret zannedenler müsrif bir tüketici olduklarını unutuyorlar.

Çula çaputa giden dövizlerin bilançosu açıklanmıyor.

İstatistikleri de...

İsrafın zirvelerinde geziniliyor.

İnsan kendi uzağına düşüyor, farkında değil.

***

Bir yandan, kentlerin lüks semtlerinde lüks hayatlara akan sınırsız paralar.

Diğer yandan, yerel seçimler nedeniyle yoksul mahallelerde kuru soğan dağıtılıyor.

Dickens’ın İki Şehrin Hikâyesi’ndeki çelişkiye benziyor bizdeki...

Ve bu yaman çelişkiyi hiçbir anne açıklayamıyor.

***

Paranın tarihi yazıldı ama hep kimlerin kazandığı açıklandı.

Kimler nerelerde paraları kaybetti, bilinmiyor.

Bir yandan birileri kazanıyor, birileri de kaybediyor.

Sürekli kazananların kim olduğu ise belli...

Çulu çaputu marka değeri diyerek kutsallaştıran Batılı zihniyetin ticaret anlayışı da bu...

***

Modaya yön veren İtalya, Fransa gibi ülkeler markalarını tanrılaştırmakta ustalaştı, kutsallaştırdı.

Bir Papa’ları eksik...

***

Bir ineğin, koyunun, kuzunun derisinden yapılan çanta ve benzeri ürünlere para yetiştirmeye çalışan lüks hayatın mahcup olmayan oyuncuları dur durak bilmiyor.

Ülkemizin bazı kırsal bölgelerinde ise binlerce insanımız bir çanta fiyatına hayvancılıkla geçinmeye çalışıyor.

Bir deri çantaya verilen parayla binlerce hayvan sürüsü besleniyor.

Bin koyuna sahip olan insan bir çantayı zor satın alıyor.

Demek ki koyun ve kuzuların sahibi olmak bir şey ifade etmiyor.

***

Büyük bir tereddüde doğru gidişin günleri sorgulanmaya muhtaç.

Her geçen gün kendi uzağına düşüyor insan.

Ya da kendi tuzaklarına.

Markaların gölgesinde keyifle sürülen bir hayat...

Ve büyük bir kalabalığın arasına karışan birçoğu da kendi uzağına düşmeden yaşamaya çalışıyor...