Mehmet Soysal

Mehmet Soysal

mehmet.soysal@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Bu ülkenin savunma sanayisinin kurulmasına kendilerini adayan ve İnsansız Hava Aracı (İHA) diye bilinen projeyi başaran ve bu uğurda iki defa rahatsızlanarak operasyon geçiren Özdemir Bayraktar’ı Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay dostumuzla birlikte ziyaret ettik...
“Hasta ziyareti kısa olur” diyerek Özdemir Ağabeyi fazla yormak istemediğimizi söyledik ama proje lafı geçince kendisini durdurmak mümkün değil...
Bu ülkenin savunma sanayi tarihini ve projelerini de yine kendisinden detaylı bir şekilde öğrendik...
Günümüzde kendini savunma sanayine adayan ve ayakta kalan son adamlardan olan duayen sanayici Özdemir Bayraktar üç adamın hikayesinden bahsetti...
Nuri Demirağ, Nuri Killigil ve Şakir Zümre...
***
Nuri Demirağ...
Havacılık ile ilgili ilk çalışmaları yapan Nuri Demirağ ilk uçak fabrikasını kurar ve ilk yerli paraşüt üretimini yapar...
Özdemir Bayraktar, Boğaz’ın üzerine köprü ve Keban’a büyük bir baraj yapılmasını da ilk kez gündeme Demirağ’ın getirdiğini hatırlattı...
***
“Bu ülke yüz elli yıldan beri piyade tüfeğini dahi millileştirememiştir...Neden?” diyerek soran Özdemir Bayraktar, bir zamanlar bu ülkenin savunma sanayine ilkleri kazandıran diğer iki ismin hikayesini ise şöyle anlattı.
Biri Şakir Zümre... İstiklal Savaşı’nın ilk Türk özel uçak bombasını yapan adam. Ve ilk Türk denizaltı su bombalarını üreten Zümre, II. Dünya Savaşı’nın sonunda, ABD’nin silah yardımları yüzünden silah ve cephane üretimini bırakıp soba üretimine başlar...
Yani, evlerin bir köşesinde duran Şakir Zümre marka sobaları... Şakir Beyin ölümünden sonra fabrika kapanır ve bir ülkenin savunma sanayi büyük yara alır...
***
Ve başka bir isim; Nuri Killigil...
Enver Paşa’nın kardeşi olan Nuri Bey, Sütlüce’de kurduğu fabrikasında havan ve havan mermisi üretimini gerçekleştirir. Dış baskılar yüzünden artık silah üretmeyeceğini ilan eder ama üretimine gizlice devam eder.
1944 yılında Almanya savaşı kaybeder.
İnönü ise Almanya’yı destekleyenlere karşı sert tedbirler alır.
Ve 1949 yılında fabrikada büyük bir patlama meydana gelir. Nuri Killigil ve 27 kişi hayatını kaybeder. Patlamanın kimler tarafından gerçekleştirildiği ise meçhul kalır!
***
Özdemir Ağabey; Haluk, Selçuk ve Ahmet adlı çocuklarıyla birlikte kendilerini ülkenin savunma sanayine adamışlar...
Milyonlarca dolar vererek aldığımız veya almak için çaba sarfettiğimiz İHA araçlarını yapmış...
Ve yetinmemişler... İHA’ya silah ilave etmişler... Üretemeyecekleri bir şeyi kabullenmek ise lügatlerinde yok!
***
Özdemir Ağabey, üç adamın hikayesini anlattıktan sonra Milli stratejinin çok iyi belirlenmesi gerektiğinin altını çizerek diyordu ki;
- Para ve mal gider, yerine tekrar konulur... Ama halklar ve milletler kaybolunca, ölünce Vatan gider ve yerine yenisi konulamaz... Bu yüzden bu ülke Milli Savunma Sanayi’ne dönmeli ve yerli yatırımlara ağırlık vermeli... Bir kaç günden beri gazetelerde MKE yetkilisinin silah çizimlerini satarken suçüstü yakalandığı haberlerini okuyunca çok üzülüyorum... Üç adamın hikayesinden nerelere gelmişiz! İnsanlarımız ve devletimiz yeniden büyük işler yapmak için çaba sarfediyor, güzel şeyler oluyor... Bunun devam etmesi gerekiyor! Lakin, bürokrasi hala olması için değil olmaması üzerine beynini kurgulamış!
***
İTÜ’den Makine Mühendisi olarak mezun olduğu günden beri projeler üzerinde çalışan ve bir çok başarıya imza atan Özdemir Ağabey gibi kendini bu ülkeye adamış insanlar yüz yılda bir gelir, kıymetini bilmek gerek!
Dış ülkelere milyarlarca dolar postalarken çekinmeden imza atanların Milli ve Yerli duruş sergileyenlerin de önünü açmak için seferber olması gerek!
Vatan sevmek öyle lafla olmuyor!
Geride bıraktığımız eserlerin değeri, Vatan’ı ne kadar sevdiğimizin göstergesidir...