Basın siyasi partilerin yan şubesi gibi çalışmayı gelenekselleştirdi.

Ya iktidardan ya da muhalefetten yana tavır sergilemeyi gazetecilikten sayıyor.

Bilinmeli ki basın da insana benziyor.

Yalan söyler, iftira atar, sözünde durmaz, ikiyüzlü davranır, hırsızlık yapar, dün beyaz dediğine bugün kara der ya da diyebilir...

Yani sayfalarında veya ekranlarında vicdan aramayacaksınız... 

O hiç olmadı, olmayacak da...

***

Basın, firari hayallerin delisi olmayı çok sevdi.

Sevdikçe en büyük sermayesi olan güveni zedeliyor ama o sermayenin yerinde artık yeller esiyor.

Cemil Meriç ise bu durumu şöyle özetlemiş:

“Sınıf kavgalarını körükleyenler kendi sınıflarına karşı savaşırlar... İzm’ler bizlere giydirilmek istenen deli gömlekleridir...”

İzm’ler uğruna ne kavgalar körüklendi ve kim bilir kaç kişi delirtildi?

Bilemiyoruz...

***

30 bin kişi terörden hayatını kaybetti... 

Kandil Dağı’nı su yoluna çeviren yazar, gazeteci, aydın diye geçinenlerden hiçbiri Anadolu’da bir köy mezarlığına sessiz sedasız gömülen şehit bir askerin, polisin, öğretmenin hikâyesini hiç yazmadı!

Dağdaki hainlerin, teröristlerin yaşamını destanlaştıranlar, bir şehit anasının elini dahi öpmedi! 

Basın, meçhulün sevdalısı olmuş! 

Cemil Meriç bu yüzden demiş ki:

“Türk aydını her mevsim bir başka meçhulün sevdalısı...”

***

Altmış yıldan beri Küba’daki Arjantinli doktor Che’yi kahramanlaştıranlar, peşine düşenler, şarkısını türküsünü söyleyenlerden hiçbiri bir gün bu ülkenin şehidine bir damla gözyaşı dökmedi.

Şarkısını, türküsünü söylemedi.

Heykelini dikmedi.

Romanını, şiirini yazmadı...

FETÖ örgütü ise hep bu marazi tiplerle bir araya gelebildi, yaşayabildi ve asgari müşterek noktasını daima yakalayabildi...

Ve “hoşgörü” numaralarıyla da bu halkayı genişletebildi.

Asgari müşterekleri de bu ülkeyi yıkmak ve bölmek imiş!

Meçhule sevdalı olan bir basın, içindeki yazar, gazeteci, sanatçı ve aydın diye geçinen arızalı tiplerin ne kadar aydınlattığını da 15 Temmuz akşamında yaşadığımız darbe teşebbüsü travmasıyla gördük işte.

Demek ki yolda düzmeye bayıldığımız kervandakilerin hepsi darbeye doğru giden bir yolun yolcuları imiş!