Puşt zulaları

Eklenme Tarihi04.02.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi04.02.2018 - 1:01

Ortadoğu’yu kumar masasına çevirenler büyük bir savaşın fitilini ateşlediklerinin farkında dahi değiller...

Oyun içinde oyun oynamayı Amerika, Rusya, İngiltere ve İsrail ile Batılı ülkeler çok seviyor ama evlerinde yaptıkları bu hesabın çarşıya pek uydurulamayacağını da bilmiyorlar...

Çünkü o çarşı bir günde bin defa karışıyor...

---

Rusya, bir yanda Türkiye ile müttefik hesapları yapıyor, diğer yanda terörist Mihraç Ural’ı Soçi’de masaya bir aktör gibi oturtuyor.

Amerika dostluk masallarını anlatıyor, öteki tarafta YPG teröristlerine silah dağıtmaya devam ediyor.

Velhasıl, hepsinin bir hesabı var.

Rus askeri uzman Viktor Baranets, Kürt güçlerin Suriye’nin kuzeyini kontrol altına almasına Türkiye’nin müsaade etmeyeceğini belirterek, diyor ki:

Burada Türk faktörü de rol oynuyor. ABD’liler hangi Kürtlerle anlaşma yapmaları gerektiğine karar veremiyor: Erdoğan’a karşı savaşan Kürtlerle mi, yoksa Esad’a karşı savaşan Kürtlerle mi? Washington, Kürt kartını oynamaya çalışıyor ve sınır güvenlik güçleri, Erdoğan’ın sınırı geçip halen egemen devlet hayali kuran Kürtleri düzene koymasını engelleme amacı taşıyor!”

---

Rusya Siyasi Bilimler Departmanı’ndan Doçent Gevorg Mirzayan da ABD’nin Türkiye’nin tehditlerini dikkate almamasını Washington’un koyduğu hedeflere odaklanmasıyla açıklıyor.

Mirzayan diyor ki:

“ABD, Fırat Nehri’nin doğusunda Kürtlerin kontrol ettiği bölgede kalmaya çalışıyor. Şu anda Demokratik Suriye Güçleri (DSG), ABD’nin güvenebileceği tek güç durumunda.”

---

“Dört yanım puşt zulası, dost yüzlü, dost gülücüklü” diyen Ahmed Arif yaşasaydı bütün bunlar için ne derdi bilmiyoruz ama puştların çoğaldığını görünce mezarına geri döneceğini söyleyebiliriz.

Ateş çemberinin ortasında kurulan ve kumar masasına dönüştürülen Ortadoğu için gazeteci dostumuz Kemal Öztürk bir yazısında belki de en anlamlı soruları sıralamış.

Öztürk şu soruları soruyor:

- Düşünün, 10 bin km öteden gelmiş, Suriye’de sınırımıza yerleşmiş ABD bayrağının altında, onların verdiği silahı bize doğrultan ve Mehmetçik’i şehit eden Türkiyeli bir Kürt genci neden ihanet eder?

- Alnı secdeye değen, ağzından din, iman eksik olmayan bir genç, neden FETÖ’cü olup, halkının üzerine F-16 ile bomba yağdırır, kendi Meclis’ini bombalar?

- Neden bu coğrafyada, ABD’nin, İsrail’in, İngiltere’nin ya da başka yabancı bir ülkenin devşirmesi bu kadar kolay bulunuyor?

Öztürk, devlete de ilginç bir ihmalin sorusunu hatırlatarak diyor ki:

“40 yıldır terörle mücadele eden ülkemizde, üniversitelerimizde hâlâ bir terör araştırma merkezimiz neden bulunmuyor?”

Ve dostumuzun söylediklerine katılarak diyoruz ki:

“Lakin bunların hepsi bir sonuçtur. Bizim bataklığı kurutabilmek için artık nedenlerini bulmamız gerekiyor. Yoksa puştlar da zulalarda hiç bitmeyecek gibi...”