Batı, ikiyüzlü değil, belki de bin bir surata sahip.

Çocuk kandırdıklarını düşünüyorlar.

Osmanlı’nın son üç yüz yılı Batılıların entrikalarıyla uğraşmakla geçmiş.

Her farklılıklardan bir isyan filmi çıkarmayı ve bin bir türlü fitne oyunlarıyla da içimizi terörize etmeyi başaran Batı, gerçeklerle yüzleşmekten de daima kaçmayı bilmiş...

Ve hiçbir zaman gerçeği kabul etmedikleri gibi, fitilini ateşlediği bütün isyanlar sonuç verene kadar suçlarını hep inkâr etmiş...

***

Tavırsızca bütün isyan provalarına kapılarını açan Batı’nın Haçlı ittifaklarını da kimse daha unutmuş değil.

Lakin içimizde unutturmaya çalışanların sayısı da bir hayli kalabalık...

Kiliseleri gezmeyi kültürden, camileri gezmeyi hâlâ irticadan sayanların, papazlara ve papaya saygının adını “dinler arası diyalog” koyarken, İslam bilginlerinden söz edilmesine tahammülleri bile yoktu...

***

Dünyaca ünlü filozofların tezlerine karşı yaptığı uyarılarla ve yazdığı reddiye mahiyetindeki eserleriyle İslâm âlemini Bâtıni tehlikeden koruyan İmam Gazali’den bir dost meclisinde bahsederken akademisyenin birinin “Hangi camide  imamlık yapıyor?” sorusuna karşılık gülümsemekle yetindiğimizi de dün gibi hatırlıyoruz.

***

Ve Başbakan Ecevit ile Hindistan seyahatindeydik. 

Yeni Delhi’de bir otelin lobisinde siyasilerle bir araya geldiğimiz sohbet toplantısında merhum Cemil Meriç’ten bahsetme gereği duymuştuk... 

Çünkü “Bir Dünyanın Eşiğinde” adlı eseri o zamana kadar “coğrafyasında tek kıta, kafasında tek yarım küre” olan Meriç’in Asya’yı, özellikle “Hint”i keşfidir.  

Olemp’i ararken Himalaya çıkmıştır karşısına. 48 yılını gömdüğünü söylediği bu eserinde, Meriç, düşüncesi ve şiiriyle, dini, felsefesi, masalıyla Hint edebiyatını ve uygarlığını incelemişti...  

Ve Meriç, “Çağdaş Avrupa, en aydınlık taraflarıyla Hint’in bir devamıdır” diye bahsetmiş ve yazmıştı...

Ecevit’in bakanlarından biri heyecanla “Kendisiyle tanışmayı çok isterim” deyince de gülmüş ve Karacaahmet Mezarlığı’nda demiştik.

Lakin ağlanacak halimize gülmüştük... 

***

Ve tavırsızca yaşamayı benimsemiş gibiyiz.

Dünya yıkılsa içimizdekilerin umurunda bile değil...

İki satır yazmaya bile gerek duymuyorlar.

Batı’da bir terör saldırısı olduğunda ortalığı yıkanlar, Myanmar’daki Müslüman katliamı karşısında kör ve sağır rolü oynuyor...

Bakalım nereye kadar sürecek bu tavırsızca yaşamak!