Geçen yıl bu zamanlar, barut kokuyordu vakitler...

Vakitler ki bir güle hasret aşkın türküsüydü.

Ve bu sis, bu duman kurda yarıyordu.

***

İşte, o bir kurşun belki bin yıllık uykudan uyandırdı bizi.

İnlerinden çıkmasaydılar, geleceğimiz zifiri bir karanlığa gebeydi.

Ve çocuklarımız bilinmeyen bir tünelden esarete doğru giden belki de bin yıl daha bir yolu yürüyecekti...

***

Bilmiyordu kimse ihanetin de daha beteri olduğunu...

Dost yüzlü kalleşler bu millete kurşun ve bomba yağdırıncaya dek.

İfadesiz yüzler topluluğuyla bir ömür tükettiğini de.

Ve şimdi tanıyarak büyüyeceğiz, büyüyecek çocuklarımız.

***

Bir gece uyumadı bu millet ama bin bir geceyi kurtardı.

“Bu da geçer” diyerek artık sığınmayacak teselliye.

“Bazen dostu tanıyabilmek için üzerine gideceksin” ve “Değişiyorsa bil ki dost değil!” diyen büyüklerin sözleri düşüyor aklımıza...

Sanki göreceğimiz o büyük ihaneti tarif etmişler.

Anlayabilelim diye...

***

Diyordu ki:

“Devlet, tilkiyi kağnı arabasıyla yakalar. Dirisini yakalamazsa ölüsünü yakalar!”

Evet, binlerce dirisi uzaklara kaçıp gitti...

Uzaktan kumandalı bir hainin yuvasına sığındılar ama eninde sonunda bu devlet ve millet bunların dirisini yakalamazsa da ölüsünü elbette yakalayacak.

Hiç kimse yakalamazsa ya da iade etmezse dahi elbet bir gün Azrail (A.S) alıp götürecek Allah’ın huzuruna.

Ve o hesap vaktinin günü geldiğinde bütün şehitlerin ve ihanetlerin hesabını soracak.

***

“Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimiz de.”

Ve diyoruz ki milyonlarca insanımız acı çekiyor ama artık bilinmeli ki özgürüz hepimiz bir dahaki ihaneti görene dek.

Bir daha yaşamamak için yüreğimizle severken aklımızı, zekâmızı da devreye sokarak sevmeyi öğreneceğiz.

“ Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü” diyeceğiz ama kimi sevdiğimizi, seveceğimizi de iyi bileceğiz...

Yoksa çakal, yılan, akrep, tilkiler de yaratılmış...

Lakin sevmek için değil!

EtiketlerDuman