19B hattında kız öğrencilere “cehennemde yanacaksınız”, küpe takan erkek öğrencilere “Allah belanızı verecek” diyen bu insanlar kim?

Kadıköy- Başıbüyük Mahallesi otobüs hattı. 19B. Bu hat Maltepe Üniversitesi öğrencileri tarafından çokça kullanılıyor. Çünkü bu üniversiteye başka toplu taşıma aracı yok.
Ve bu hatta birtakım garip olaylar meydana geliyor. Bakın ben susayım, kadın okurum anlatsın:
“19B otobüsü Kadıköy’den Maltepe Üniversitesi ’ne giderken, Maltepe Başıbüyük mahallesinden geçiyor. Okula gitmek isteyen her öğrenci, arabası olmadığı sürece bu ulaşım aracını kullanmadan okula gidemez ve bu otobüsü kullanırken orada yaşayan insanların bazı davranışlarına maruz kalır. Otobüse binen öğrencilere “Cehennemde yanacaksınız” , “Allah belanızı verecek” türünden hakaret içeren sözler söylendiğini duyuyordum ama başıma gelmemişti. Küpe takan bazı erkek arkadaşlara sataşmalar, kızlara ise sözle tacize kadar uzanmış bu olaylar. Bugün otobüste müzik dinlerken birden yanımdan birinin geçip kulaklığımı hızlıca çekerek “Allah’tan korkmanızı tavsiye ediyorum” demesi beni çok şaşırttı. Edebimle oturduğum otobüste böyle bir tepki almamdan daha garibi okuldaki herkesin bu duruma alışmış olması...”
Okurum böyle yazmış. “Şaşırttı” demiş. Ben onun yerinde olsam korkudan donardım herhalde.

Öğrenciye şiddet!
Sayın, Kadir Topbaş, konu İETT’ye bağlı olduğundan tüm saygımla sormak isterim; bu konuda bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?
Sayın Maltepe Üniversitesi yetkilileri öğrencilerinizin güvenliğini sağlamayı düşünüyor musunuz?
Sayın Başıbüyük mahallesi sakinleri, içinizden çıkan, mahallenizde yaşayan bazı kişilerin bu tavrına razı mısınız?
Öğrencilere yapılan bu taciz belli bir ilçe, şehir ya da mahalleyle sınırlı değil. Öğrenciler her yerde muhtelif biçimlerde taciz ve rahatsız ediliyor. Ev kiralarken de yolda yürürken de.
Yoksa kadına şiddet, çocuğa şiddet derken “öğrenciye şiddet” adında yeni bir şiddet kategorimiz mi oluşuyor? “Münferit olaylar” düzeyini aşan tehditler söz konusu. Bu konuya eğilmek için bir üçüncü sayfa trajedisi ya da bir felaket mi bekliyoruz?
Bir yazar olarak yetkilileri haberdar etmekte fayda gördüm.

Grammy’den ne öğrendik

* Şartlar ne olursa olsun Jay-Z bir ödül alır.
* En iyi solo pop performansı ödülünün adı Adele ödülü olarak değiştirilmelidir. Zira önümüzdeki yıllarda da bu alanda ödülü kendisinin alması muhtemeldir.
* Amy Winehouse’un yokluğu hissedilmektedir. Her türlü.
* Folk ve Americana yapan irili ufaklı gruplar müzik piyasasını ve popta ana akımı ele geçirme noktasındadır (başbakan lisanı).
* Boyband hadisesi her türlü geri dönmüştür.
* Rihanna ne giyerse giysin kendisine yakışmaktadır.
Rihanna sahneye çıkınca nefesler tutulmaktadır. Kendisi nefes tutma Grammy’lerinin daimi adayıdır.
* Grammy komitesi iki yıldır Skrillex’e en iyi elektronik/dans albümü ödülü vererek diğer sanatçılara haksızlık yapmaktadır. Bu alanda aday olanlar dışında ne albümler çıkmaktadır her yıl oysa ki Four Tet’ten Lindstrom’a...
* En iyi alternatif müzik albümü ödülünü M83’nin “Hurry Up We Are Dreaming” isimli çalışması alsa daha yerinde bir karar olabilirdi.
* Disko dalında Grammy adayı bulunmaması Grammy komitesinin ayıbıdır. Dünyada hiç mi disko albüm yapılmamaktadır?
* Reggae dalında Sean Paul gibi birinin aday olması da Grammy organizasyonunun ayıbıdır.
Sean Paul’e gelene kadar neler var neler beyler...
* Sonuç olarak Grammy “biz popa kılız, artık müzisyenliğe ödül vereceğiz” görüntüsü verse de aslında yaptığı ana akımı yeniden tarif etmektir. Grammy doğası gereği her türlü ana akımcıdır.

CUMARTESİ ALBÜMÜ

“Holy Fire”/Foals

Bendeki yeri ayrı Foals’un. The Police’in bir şarkısını cover yapacaksın. O da “Bed’s Too Big Without You” olacak ve bu şarkıyı olduğundan daha şahane bir hale getirebileceksin. Oxford’dan çıkan Foals’un dans-rock-punk tadındaki müziğini “Antidotes” albümüyle tanıdık, buradaki “Cassius” ve “French Open”la coştuk. “Total Life Forever” albümüyle daha sofistike işlere giriştiklerine tanık olduk. “Miami” gibi, “Spanish Sahara” gibi usta işi şarkılarına hayran kaldık. Şimdi üçüncü albümde sound bakımından bir fark var. Garajdan çıkıp stüdyoya girmek gibi (Avustralya’da kaydetmişler). Ama her şey olması gerektiği gibi olmuş.
İlk single “Inhaler” şahaneydi. Albümün kalan kısmı bu şahane single’ın vaat ettiğini veriyor.
“My Number”, “Bad Habit”, “Out of the Woods”, sondaki “Moon”... Ne diyeyim bilemedim, yılın hatırlanacak albümlerinden biri olur. Foals’un stadyum grubu olma albümüdür. Baş köşeye koyduk kendisini an itibarıyla...