5 tatil albümü

Bu yaz tatile çıkarken telefonun bir köşesine, masaüstündeki bir klasöre, mp3 player’da yeni oluşturacağınız bir listeye, favori müzik platformunuzun “offline albümler” köşesine ekleyebileceğiniz beş albüm

“L’Aventura” Sebastien Tellier
l Sebastien Tellier kafayı Güney Amerika’ya, Karayipler’e daha doğrusu o bölgenin müziklerine takmış. Bir bossa nova kafası, bir samba esintileri... Tabii hepsini kendi süzgecinden geçirip kendi gibi uçuk şarkılarla aktarıyor bu okyanus ötesi deneyimleri. Şahane.

“Futurology” Manic Street Preachers
l Hayli çalışkan ve sık albüm yapan bir ekip Manic Street Preachers. Ama bu albümün diğerlerinden farklı bir sound’u ve atmosferi var. Bunu sağlayan synthe’ler mi acaba? “Sex, Power, Love and Money”, “Futurology”, “Mayakovsky” gibi şarkıları dinleyince “galiba” diyor insan. Ben bu albümü yolda dinlerim.

“Supernova” Ray LaMontagne
l Amerikalı saykodelik folk insanı Ray LaMontagne’in basit bir gitar sound’u, yer yer Cat Stevens’ı anımsatan bir şarkı söyleme
tarzı var. Bestelerini dinlerken
70’lere ışınlanıyor gibi oluyor insan. Tatilde beni hiç bozmaz.

“The World Peace Is None Of Your Business” Morrissey
l İstanbul’da yazdığı “İstanbul” isimli şarkı bu albümün ikinci single’ıydı ve buradaki hayranların albüme ilgisini bir kat daha
artırdı. Morrissey kendinden beklenenin bile ötesinde bir albüm yaptı. Her zamanki gibi en sert cümleleri kadife sesi, kalbimizi okşayan melodileriyle en “klas” şekilde ifade etmeye devam ediyor.

“Big Black Delta” Big Black Delta
l Los Angeles’lı müziyen Jonathan Bates’in (bkz. Mellowdrone) solo projesi.
2013 tarihli albümle şu aralar takıldığım dizi “Halt and Catch Fire”ın fonunda bir yerlerde
duyunca tanıştım. Synthepop, electronica, rock sevdiğimiz
şeyler. Alırım, yanıma bulunsun.

Beyaz Türklere 10 Ağustos bahaneleri

l Canım nasılsa kazanacak adam, ne gerek var şimdi tatili bölmeye?
l Bana İslamcı adaya oy verdi dedirtemezsiniz.
l Kürtlerle anlaştılar, biz ne yaparsak yapalım en kötü ikinci turda kazanır.
l Demirtaş ismine sıcak bakıyorum ama onun da alacağı oy belli. Benim yapacağım bir şey yok.
l Acele etmeyelim, ilk turda sonuç çıkmaz, ikinciye gideriz.
l Hiçbir aday bana hitap etmiyor. Protesto ediyorum, oy kullanmayacağım.
Oh, ne güzel, en konforlu ve rahat protesto şekli. Etliye sütlüye bulaşmayayım, şu güneş yağını uzatır mısın şekerim. Bu gidişle
ilk tura bile gerek yok.

Hayatta popçu, siyasette de popçu

Efendim sanatçılar diledikleri adayı destekleyemezler miymiş? Neden eleştiriliyorlarmış. Güzide gündem buna kilitlendi. Desteklesinler, buyursunlar siyasi görüşlerini özgürce açıklasınlar; güçlünün, muktedirin yanında olduklarını cümle âleme ilan etsinler. Biz de bu özgür ülkenin özgür gökyüzünün altında onları dilediğimiz gibi eleştirelim, ne var yani bunda?
Mesele popçunun ortaya koyduğu siyasi duruş değil, bu duruşun kimseyi ikna edemiyor olması. En konforlu siyasi görüş, güçlünün eteğinin altında durmak. Manzara bu, kusura bakmayın.
Yıllarca ses verin, suya sabuna dokunun, görüşünüz ne olursa olsun sessiz kalmayın diye yazdık, bula bula bu fotoyu bulduk ona yanıyorum. Neticede müzikte popçu, siyasette de popçu.
Ama sevindiğim bir şey de var.
O gün oraya çağırılan onlarca belki yüzlerce isim arasında “başkanın bütün popçuları” karesine girenlerin sayısının azlığı. Ve bu karede yer alanların büyük kısmının müzik piyasasında akçeli işler yapan, pek çok konuda hükümetle işi olan bir-iki firmanın sanatçıları olması. Belli ki kurumsal bir destek söz konusu.
Büyük kesim sağduyulu, vicdanlı davranmış. Ucuz propagandaya kendini ve kariyerini kurban etmemiş.

CD

“15” - YONCA EVCİMİK
Albümün açılışına “Burası İstanbul” diye şarkı koymak iyi ama bari kendi kendimize “Simitçüü” diye bağıracağımıza sokaktan orijinal bir simitçi sesi sample’lasaydık... Yonca Evcimik bir pop-dans albüm yapmış, ben düzenlemeleri fazla alengirli ve sıradan buldum. Ne diyelim, türü
seven dikenine katlansın...

“HATUN ARIZA ÇIKARDI” UYKUSUZLAR
Yani saç baş beyazlamış, hâlâ “Hatun arıza çıkardı” cümlesini kurabiliyoruz ya, bravo bize. “Hatun derdi”... “Hatun...” Valla bu kafalar düşük bütçeli bisküvi reklamlarında falan kaldı sanıyorduk biz arkadaşlar. Yanılmışız demek ki...