Bacağını topla!

Toplu taşıma araçlarında ya da kalabalık herhangi bir ortamda kadınların yaşadığı sıkıntı sadece “magandalık”tan değil. Birlikte yaşamayı, oturup kalkmayı bilmeyen bir millet olduğumuzdan...

Bacağını topla

Yanlış anlamayın “birlikte yaşamak” derken inançlara, yaşam tarzına saygı falan gibi ulvi yerlere gitmiyorum. Bırakın birbirinin inancına, fikrine falan saygı duymayı, biz otobüste yanımızda oturanın kişisel alanına bile saygı duymuyoruz ki. Öyle olsa metrobüse binişte, vapurdan inişte insanlar birbirini
çiğner mi?
Geçenlerde toplu taşımada kadınları taciz eden, oturup kalkmasını bilmeyen ilkellere “Kapa şu dizini, yeter artık bu ne saygısızlık” dediler bir kampanyayla. Yancı basın ses verdi: “Pembe otobüs yapalım.” Dizimizi kapayalım, insan gibi oturup kalkalım demek yerine “pembe otobüs”. Başka türlüsünü beklemezdik zaten.
Sadece kadınlar değil ki, efendi gibi seyahat eden erkek de mağdur, çocuk da mağdur.
Dizini açan zat benim yanımda da aynısını yapıyor, umurunda değil ki. Aynı cinstensek eğer diz dize takılmak normal mi? Vapura binmek için beklersin, önündekiyle arana medeniyet mesafesi koyarsın, gelir araya girer, umurunda değil.

Elitizmle ilgisi yok
İlla ayağına basar. Omuz atar. Dolmuşa binersin, dizini dayar. Kulağının dibinde öfler püfler. Sigarayı suratına üfürür. Saatlerce bağıra çağıra telefonda konuşur. Uçağa oturursun dirseği açar, koltuğu cart diye kucağına yatırır. Arabada açar sesi, pencerenin altına park eder.
Ben erkek olarak, insan olarak şikayetçiyim, kadının işi ne zor
siz anlayın. Uyarınca da sonuna kadar inkar politikası, sen kabahatli çıkarsın. Anormal muamelesi görmek de bonus...
Kabul edelim, rahatlayalım. Para pul, eğitim, kültür, sınıf farkı gözetmeden söylüyorum; oturup kalkmasını bilmeyen görgüsüz bir milletiz. Ne beraber yaşamanın kurallarına hâkimiz ne asgari şehir kültürünü benimseyebilmişiz ne de toplu halde bir şey yapmayı becerebiliyoruz (bir Gezi vardı herhalde “altın çağ” olarak ).
Görgü ve nezaket kurallarından bahsedeni de anında “elitist, halkına yabancı” falan ilan ediyoruz. Kardeşim otururken bacağını kapat, kimseyi rahatsız ve taciz etme. İstediğin kadar kendini kandır, bunun elitizmle alakası yok; insanlıkla, medeniyet ve görgüyle alakası var.
Şehirli olmadan şehirlere yığılmanın sonuçlarını yaşıyoruz. Zamanla öğreneceğiz. Öğrenince de zaten diğer alanlarda da düzgün bir toplum olacağız, pek çok sorun kendiliğinden çözülecek. Demokrasi, özgürlük, saygı, hoşgörü siyasilerin ağzında laf olmaktan kurtulup ete kemiğe bürünecek.

Mp3 müziğin fotokopisidir!

“Sizce insanlar Mona Lisa’yı değil sadece fotokopisini görebilseydi, Leonardo Da Vinci ne hissederdi?” 15 Temmuz’da Küçükçiftlik Park’ta izleyeceğimiz Neil Young bu soruyu hali hazırda hayata geçirmek üzere olduğu müzik servisi PonoMusic’in ne işe yaradığını anlatmak için soruyor. Elbette kötü hissederdi. Çünkü tablonun ne kadar şahane olduğunu kimse asla bilemezdi fotokopisine bakarak.
PonoMusic’in iddiası dinleyiciye stüdyo kalitesinde müzik ulaştırabilmek. “Biz ne duyuyorsak siz de aynısını duyun istiyoruz,
mp3 fotokopidir” diyor Young.
PonoMusic’e destek verenler arasında Eddie Vedder’dan Dave Grohl’a, Mumford&Sons’dan Arcade Fire’a, Flea’den Elvis Costello’ya birçok müzisyen, Brandon O’Brien, Rick Rubin gibi önemli prodüktörler var. Bence ponomusic.com adresine girin ve tanıtım videosunu izleyin. Servis henüz aktif değil ancak açıldığında bir albümün 17-30 dolar arasında satılması bekleniyor. Flac formatında yüksek kaliteli müzik bakalım ne kadar ilgi çekecek?

CD

MASA ÜSTÜNDEN NOTLAR

“Beta Love” - Ra Ra RIot

Synthe-pop, indie rock sularında dolanan duygusal, çoğunlukla öforik 11 şarkı. Bence bu bahar aylarında sakıncası yok. Albüm sonbaharda çıkmıştı, benim açımdan kışı uykuda atlattı, geçenlerde BBC Radio 6 “Beta Love”ı çalmasa aklıma da gelmeyecekti bu New York’lu art rock’çılar. Ve işte buradayız neticede, tesadüf, şans...

“TV En FrançaIs” - We Are ScIentIsts

New York’lu başka bir grup. Gene indie rock suları. Biraz “yukardakini sevdiyseniz bunu da seversiniz” kafası. Martta yayımlanan yeni albümde “Overreacting”, “Sprinkles”, “Slow Down” hoşuma gidenler. Karanlık yanı olan ama insanı yüksek tutan bir albüm. Şu aralar tam böyleyiz.