Bir kişi kaybetti, Türkiye kazandı

Pek çok alanda şaibelerin yaşandığı 30 Mart seçimlerinin ardından şöyle yazmıştım: “Bir kişi kazandı, herkes kaybetti.” Neden böyle yazmıştım? Çünkü bir kişinin kişisel siyaset hırsı Türkiye’nin yıllar boyunca büyük bedeller ödenerek adım adım elde ettiği demokratik kazanımları ve toplumsal barışı tehlikeye sokuyordu.

Bugün göğsümü gere gere şöyle yazabiliyorum: Bir kişi kaybetti, Türkiye kazandı.

AKP kazandı, çünkü tek adam vesayetinden kurtulma fırsatını yakaladı. Halka, icraata, hizmete, demokrasiye, özgürlüklere odaklanan “fabrika ayarlarına” dönme fırsatını yakaladı. Seçmeni bu fırsatı ve mesajı partisine verdi. Bu partinin liderleri bu mesajı doğru okursa hem kendileri hem Türkiye kazanır. Bu mesajı anlamamakta ısrar ederlerse bir sonraki seçimde 258 değil 158’e inerler. Üç yıl içinde ise siyasi tarihimizin ikinci ANAP’ı olur, hayatlarına mizah alanında bir sosyal medya hesabı olarak devam ederler.

CHP hiç tartışmasız kazandı. Ağzı iyi laf yapmıyor, rakiplerine iyi cevap veremiyor bundan lider olmaz denen Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’nin ihtiyacı olan siyasetçi ve devlet adamı nasıl olmalı herkese gösterdi. Ön seçimle aday belirledi. Seçim süresince yapıcı kampanya yürüttü. Kılıçdaroğlu ve ekibi kavga değil huzur ve refah vaat etti. HDP ile kavga etmek şöyle dursun, çözüm süreci şeffaf bir şekilde Meclis’te devam etmeli diyerek kendi seçmenine HDP’nin mutlaka Meclis’e girmesi gerektiği mesajını veren tek siyasi parti oldu. Seçmeni de bu mesajı aldı, Türkiye tarihinde görülmemiş bir zekâ, cesaret ve fedakârlıkla HDP’nin Meclis’e girmesinde önemli rol oynayan oylarını emanet etti. Kılıçdaroğlu seçimin ardından “Demokratik yolla baskıcı bir rejime son verdik. Demokrasi kazandı. Türkiye kazandı. Yaşasın demokrasi” diye konuştu. Bu mesaj siyasetimizin geleceği için çok önemli bir mesajdır. Bundan sonra kimse kimseye darbeci marbeci diyemeyecektir. Bir devir kapanmıştır. CHP yerinde saydı diyenlere soruyorum, bir kısım oyunu adaletsiz bir barajı aşması için, güçlü Meclis ve temsiliyet için HDP’ye ödünç veren, buna rağmen son seçime oranla 400 bin fazla oy alabilen CHP mi yerinde saydı? CHP demokrasimize sadece grafiklerle açıklanamayacak büyük bir katkı yapmıştır. Halk bunu görecek ve kendisine sorumluluk verecektir.

MHP kazandı. AKP’ye yıllar içinde kaybettiği oylarını geri aldı. Meclis’teki varlığını neredeyse ikiye katladı,

30 yeni milletvekili elde etti. Bugün hükümetin kurulması için çok önemli bir pozisyondadır. Bahçeli eğer seçmeninin kendisine verdiği sorumlulukla hareket ederse demokrasi ve Meclis kazanır. Bu fırsatı hoyratça teperse partisi eriyerek yok olacaktır. Seçmeni elbette perişan olmayacak, başka partilere teveccüh göstererek gereğini yapacaktır.

HDP kazandı. Siyasetin dışına itilmek istenen bir hareket alnının akı, bileğinin hakkıyla adaletsiz barajı aştı ve Meclis’e girdi. Türkiye’nin önünde çok önemli bir dönem açıldı. “Üç beş çapulcu”dan buraya çok zahmetli, acılarla dolu bir bedel ödendi, hepimiz ödedik. Ama şimdi barış, demokrasi ve özgürlük kazandı ve HDP için seçmenine hizmet dönemi başlamıştır. Seçmeni bu partiden aynı sorumlulukla hizmet beklemektedir. HDP de eminim kendini kanıtlayacak, partizanlığı değil vaat ettiği gibi Türkiye’ye, demokrasi ve barışa hizmeti ön planda tutacaktır.

Ve elbette seçmen kazandı, halk kazandı, barış kazandı, özgürlük kazandı, demokrasi kazandı, kardeşlik kazandı. Düşmanlık, kutuplaştırma, hedef gösterme, gerginlik, bağırıp çağırma, azarlama... Bunlar bitti.

Bilgili ve ehil kişilerce yönetilen demokratik, bir hukuk devletinde yaşamayı, dünya standartlarında bir hayat sürmeyi hepimiz hak ediyoruz. Bunu bekliyoruz. Ülkenin büyük bölümünün mutsuz ve umutsuz olduğu bir tablodan artık umut dolu bir başka tabloya geçiyoruz.

Yürünecek çok yollar var. Çok çalışmak lazım, ödenecek daha çok bedeller var. Ama bugün güzel bir gün. Bugün çok güzel bir gün. Şimdi bunun tadını çıkaralım.

Çünkü bugün Türkiye

kazandı.