Bünyamin’i okurken resmen korktum

Korkudan ve endişeden karnım ağrıdı, midem bulandı. Resmen korktum. Hiç bu kadar korkmamıştım. Siz de korkun

Bünyamin Aygün’ün El Kaide’ye bağlı bir grup tarafından tutsak edilmesinin hikayesi bir haftadır Milliyet’te yayımlanıyor. Dehşetle okuyorum. Kendimi Bünyamin’in yerine koyuyorum. Çoktan ölüp gitmiştim, kafam kesilmişti.
“Abdest al, namaz kıl, duaları oku, bakalım yeteri kadar Müslüman mısın?” dendiği noktada haydi bana eyvallah, buraya kadarmış... Hayatta yaptığın hiçbir şeyin, hiçbir
fikrin, hiçbir idealin, hiçbir temel hakkın anlamı yok. Ne sevginin, ne saygının, ne şefkatin, ne anlayışın, ne adaletin, ne hoşgörünün ne de insanlığın...
Elinde kılıç, tüfek, belindeki kuşakta dinamitle dolaşan insanlara ne kadar Müslüman olduğunu kanıtlayamazsan infaz. Ben iki dakikada ölürdüm muhtemelen. Okudum, okurken düşündüm. Evet, orada savaş var. Savaşta olağanüstü durumlar olur. Doğru. Ama bu adamların esasen ne Esad’la bir meseleleri var ne Suriye’yle. Bünyamin’in yazdıklarından anladığım,
bu adamlar kendileri gibi Müslüman olmadığını düşündükleri herkesin kafasını kesme konusunda kararlılar.

Herkes kendi derdinde
Esad falan küçük birer ayrıntı. Kıyamete kadar düşman bitmez, bitmeyecek.
TIR’larla kimlere silah gönderiliyor siz biliyor musunuz? Sadece son iki haftada fark edilenlerden bahsetmiyorum, daha önce de yüzlerce, binlerce roket başlığı yakalandı muhtelif TIR’larda.
Kimler silahlanıyor ve hangi amaçlar için savaşıyorlar Suriye’de haberiniz var mı? Kesin bilgi yok. Olamıyor... Ben bilmiyorum. Televizyondaki konuşan kafalar ve ahkamları, bir de Youtube’daki videolar dışında bir kaynak yok elimizde.
Ama Bünyamin’in anlattıkları gerçek. Başından geçenleri okudum ve bu tip örgütlere silah yardımı yaptığımız fikri bile beni korkutuyor. Uykularımı kaçırıyor.
Öte yandan Suriye’deki zulümden kaçıp Türkiye’ye sığınan 700 bin kişiye iyi ki kapılarımızı açmışız diyorum. Daha çok açalım, daha çok gelsinler, bu zulümden herkesi korumak bırakın Türkiye’yi, insanlığın görevidir. Ciddiyim.
O insanları o kadar iyi anladım ki Bünyamin’i okuyunca. Bir tarafta diktatör, diğer tarafta memleketine tepeden konmuş, iliştirilmiş eli silahlı, habire tekbir getiren, kafa kesen adamlar. Kimse oranın gerçek sahibi olan halkı düşünmüyor. Herkes kendi derdinde.

Bu nasıl özgürlük?
Belinde bombayla dolaşan, sürekli “Namazını kıldın mı, abdest al, hakkını helal et” diyen adamlar. Etmiyorum diyebilir misin? Bu insanlar “özgürlük” için savaşıyorlar. İyi de o nasıl bir özgürlük ki Müslüman olmayanın kellesi gidiyor. Bırakın Müslümanlığı, yeteri kadar dindar olmayanın da gidiyor. Ben, siz, hepimiz yaşamayı hak etmeyen insanlarız bu insanların gözünde.
Özgürlük diyorlar. Allah korusun
ya bir de kazanırlarsa diye düşünmek lazım. Türkiye’deki Müslümanlar, inananlar Suriye’deki drama üzülenler, evinden barkından olan, eziyet gören halka yardım etmek isteyenler bu tabloya razı mıdır? Bence değiller. Olmamalılar.
Bünyamin’in yazdıklarını kaçırdıysanız arşive girip okuyun. Bundan daha önemli gibi görünen bazı gündem meseleleri yüzünden kaçırmış olabilirsiniz. Kaçırmayın.
Benim korkudan ve endişeden midem bulandı, karnım ağrıdı okurken. Ve kafam açıldı. Sağol Bünyamin.
Uğraştım, uğraşmadım değil ama başka bir şey yazamadım bu pazar. Kahvaltınızı boğazınıza dizdiysem kusura bakmayın.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

* Danimarkalı electro rock ikilisi Reptile Youth’un 7 Şubat’ta Roxy’ye geldiğini...
* Arcade Fire’ın, INXS’in “Devil Inside”ını cover’ladığını...
* Calvin Harris’in Jay-Z ile birlikte HBO için bir elektronik dans müziği parodisi hazırladığını...
* Metallica’nın yeni albüm çalışmalarına iki hafta içinde başlayacağını...
* M83 üyesi Morgan Kibby’nin White Sea (Akdeniz değil) adı altında müzik yaptığını ve geçenlerde Soundcloud’da “Prague” adında şahane bir şarkı paylaştığını biliyor muydunuz?