Christina iyi, çevresi kötü

Spotifty’ın Christina Aguilera sayfasına girdim. En fazla dinlenen şarkılarına bakıyorum. “Say Something”: 2014 yılında “A Great Big World” ile yaptığı ortak iş. Şarkı ABD’nin meşhur televizyon şovu “So You Can Think You Can Dance”de gündeme gelmişti. “Beautiful”: 2002’deki “Stripped” albümünde yar alan bir şarkı. Ve aynı albümden “Dirty”. Oysa Aguilera’yı dünya starı yapan ilk albümü 1999 tarihli “Christina Aguilera” adlı albüm. 2000 yılında Grammy alan bu albümün üzerinde bir düzine kadar prodüktörün ince mühendislik yaptığını biliyoruz. Billboard 200’e bir numaradan girdiğini biliyoruz.

Christina iyi, çevresi kötü

Aguilera “Liberation“ albümünü 6 yıllık bir aradan sonra yayınladı.

Sekiz platin plak kazandığını, 9 milyondan fazla sattığını (elbette fiziksel olarak) biliyoruz. Bu albümün hit’lerinden “Genie in a Bottle”ın 21 ülkede bir numara olduğunu biliyoruz. “What a Girl Want”, “I Turn To You”, “Come On Over“ (All I Want is You)’nun dünyanın pop dinlenen her ülkesinde ilk 10’a girdiğini biliyoruz. Aynı yıl ilk albümünü yayınlayan (“…Oops I Did It Again”, 14 platin plak kazandı, 25 milyondan fazla fiziksel albüm sattı) Britney Spears’e rakip olduğunu ve bütün bu başarıyı ortalıkta bir adet Britney fenomeni varken yakaladığını biliyoruz. Bugün Spotify’a bakınca, ki günümüz dinleyicisinin müzik dinlediği yerdir ve bu anlamda bir ölçü olarak kabul edilebilir, bu şarkıların hiçbiri çok dinlenenler arasında yok. Yeni kuşaklar bu albümleri dinlememiş. Bilmiyor. Çünkü Aguilera zirvedeyken müzik CD’den dinleniyordu. Şimdi dijital katalogda varsan varsın. Eski CD dinlemeleri havaya, uzaya karıştı, dijital dinleyen yeni nesille birlikte kariyerler de sıfırlanmış oldu.

Christina iyi, çevresi kötü

Christina Aguilera’nın sekizinci solo stüdyo albümü “Liberation”da güçlü vokaller, baladlar ve ünlü isimlerle düetler var. Özgürleşme arzusundan bahsediyor ama bunu Kanye West ile gerçekleştirmeye girişmesi düşündürücü tabii

İsabetsiz tercihler

Aguilera bugün ABD’li müzik dinleyicisinin gözünde televizyondaki bir ses ve yetenek yarışmasının koçlarından biri. Daha iyi, çok daha iyi bir kariyeri hak ediyordu. 2006’da ani bir hamleyle imaj değiştirip “Back To Basics” albümünü yayınladı. Bu 1950’lerin Amerikan şarkıcılarına ve o döneme gönderme yapan bir konsept albümdü. Klasik dinleyici kitlesini aşmaya çalıştı ama bu albümün ardından işler bir daha eskisi gibi olmadı. “Bionic” ve 2012’de gelen son albümü “Lotus”da yeni imajlar denedi, seksi ve olgun kadın olmaya girişti, mesajlarını değiştirdi ama bunların hiçbiri kariyerinde yeni bir rüzgara ya da itici güce dönüşmedi. Yanına döneme göre popüler isimler aldı. Mesela “Bionic”te Nicki Minaj’la hatta alternatif electro pop starı Peaches ile Le Tigre ve M.I.A ile çalıştı. Bu isimlerin Aguilera ile ne ilgisi var? Açıkça belli, kariyerini planlayanlar tarafından isabetsiz tercihler yapılmış. Yeni albümünde ortak çalışmaları devam ettiriyor, kendisine faydası olacağını düşündüğü düetlerden çekinmiyor. Kanye West, Anderson.Paak, Demi Lavato katkı sağlayanlardan bazıları. Aguilera gibi vokali çok güçlü sanatçıların bu özelliklerini bütün müziğin üstüne çıkarma gibi bir tavırları oluyor. Bu bazen faydalı bazen de bunaltıcı. Tatlı, yemeğin sonunda güzel ama üç öğün baklava yerseniz artık sıkılırsınız çünkü baklava etkisini gücünü, tadını yitirir. Aguilera mesela Demi Lavato’yla birlikte “Fall In Line”da hayli haykırıyor, ses şov yapıyor. Ama “Pipe”ta daha verimli kullanılmış bir potansiyel var. Kanye West imzalı “Accelarate” albümün ilk single’ıydı. Ticari bir çıkış için Kanye West adına yaslanıldığı ortada ama şarkı gerçekten üzücü bir dikkat çekme çabasından öteye geçemiyor. Kanye West’in kendisi gibi.

“Liberation” özgürlük demek. Bugün 38 yaşındaki Aguilera 2006’da yaptığı “Back to Basics” albümüne konsept olarak daha yakın bir döneminde. Ama o, niteliğini tam olarak kestiremediğimiz bir özgürleşme isteğini haykırıyor. Ve bunu Kanye West ile deniyor. Nasıl bitirsem bilemiyorum. “Xtina” iyi çevresi kötü.

Christina iyi, çevresi kötü

“Waiting for The Sun” - The Doors

Bir kere yetmez: “Reissue”lar

Reissue denen, birtakım yeni özellikler ve içeriklerle yeniden basılan eski ve klasikleşmiş albümler, Batı müzik dünyasında hayli yaygındır ve albüm satışları içinde de geniş bir yer kaplar. En çok satan albümler sıralamasında bu albümlerden hatırı sayılır sayıda görürsünüz. Ama bir farkla, dijital olarak değil, fiziksel olarak satar bu albümler. Çünkü her ne kadar çoğu zaman “remastered” dediğimiz işlemden geçirilip temizlenmiş de olsalar, her ne kadar yeni şarkılar ve demo versiyonlar gibi özel içeriklere de sahip olsalar, bu albümleri değerli kılan paketleridir. O albüme dair özel bir nesneye sahip olmanın hazzını yaşatır. Bu tip box set’lerin altında yatan mantığı buralarda aramak lazım.

Açık büfe Guns N’ Roses

Geçen hafta iki reissue haberi geldi. İlki The Doors’un “Waiting for The Sun” adını taşıyan 50’nci yıl paketi. Bu albümün 50’nci yıldönümü çerçevesinde hazırlanan paket 14 yeni kayıt içeriyor. Klişe tabirle söyleyeyim gün yüzü görmemiş kayıtlar bunlar. Albümün ses mühendisi olan ve mix’lerini yapan Bruce Botnik kendi arşivini karıştırırken bulmuş. 14 kayıttan 5’i ise grubun 17 Eylül 1968’de Kopenhag’da verdiği konserin kayıtları arasından seçilmiş. “Waiting for the Sun”, “Hello, I Love You,” “Five to One”, “The Unknown Soldier” ve “Back Door Man”. İki CD ve bir plaktan oluşan bu box set, 14 Eylül’de Rhino etiketiyle piyasaya çıkacak. İkinci bir yeniden basım haberi Guns N’ Roses’dan. Grubun belki de en kıyak albümü “Appetite For Destruction” 49 yeni kayıt içeren bir versiyonla karşımıza gelecek. Guns N’ Roses yaparsa tam yapar denmek istenmiş sanırım. 4 CD, 7 180 gr plak, toplamda 73 şarkı. “Appetite for Destruction” 1987’de yayınlandı gerçi ama Axl Rose’un her işi geçten geliyor. O bakımdan bu yeniden basım albüm de 20’nci yıldan bir yıl sonra gecikmeli olarak piyasaya çıkacak. Bütün bu açık büfe Guns N’ Roses içeriği arasında iki de yeni şarkı var. Birisi yayınlandı, adı “Shadow Of Your Love”. Bu yeniden basımın en geniş paketini satın alıp altı kişilik yemek masasının üzerine yaydığınızda bardak koyacak yer kalmıyor masada. Albüm an itibarıyla siz bu yazıyı okurken yayınlanmış olacak.