En büyük trol

Utanç verici hareketleriyle ödül törenlerini terörize eden Kanye West, trollük yeteneklerini şimdi de İngiltere’nin en büyük festivali Glastonbury’ye taşımaya hazırlanıyor

En büyük trol

Kanye West 2009’da MTV’nin en iyi kadın sanatçı videosu ödülünü alan Taylor Swift’e trollük yaptı. Elinden mikrofonu kaptı.

P opüler müzik endüstrisinde neyi nasıl yaptığın değil, nasıl pazarladığın önemli olmuştur her zaman. Ama 10 yıllık periyotlara baktığımızda
her zaman pazarlama ve pazarladığın müzik arasında bir denge olmuştur. Yani pazarlama vardır ama iyi müzik de vardır. Michael Jackson’ı ya da Amy Winehouse’u da paket yapıp pazarladılar ama iyi müzik vardı. Bugün ise pazarlama her şey. İyi müzik, nesli tükenmeye başlayan bir deniz memelisi gibi yok oldu, eriyip gitti. Hunharca tüketildi. Geriye bazı melodiler ve trollük kaldı.

Kanye West’e bakıyorum. Artık müzik satmak için pazarlamak falan yetmiyor. Trolleşmek lazım. Kanye West’in münasebetsizlikleri say say bitmiyor. İnternet bu konuyla ilgili listelerle dolu.

“Ben İsa’yım”dan “Ben Tanrıyım”a geçti

2009’da MTV’nin en iyi kadın sanatçı videosu ödülünü alan Taylor Swift’e trollük yaptı. Elinden mikrofonu kaptı, “Beyonce’nin videosu daha iyiydi, ödül onun olmalıydı” dedi. Öncesinde zaten Justice’a verilen en iyi video ödülünde de aynı trollüğü yapmış, sahneye çıkıp “Justice da kim, ben klibime kaç para harcadım biliyor musunuz” gibi gayet anlamlı laflar etmişti.

Tennessee’de bir müzik festivalinde programını iki saat uzattı. Ondan sonra çalacak isimler çıldırdı. Seyirci delirdi. Ama trollük böyle bir şey. O hâlâ “Ben en büyüğüm” falan diyordu sahnede.

Önce “Ben İsa’yım” diyordu. Son albümle birlikte “Ben Tanrı’yım” demeye başladı. 2011’de Big Chill festivalinde “Sokakta yürüdüğüm zaman insanlar bana Hitler’mişim gibi bakıyor” dedi.
Ne demek istediğini kimse anlayamadı. Megaloman olduğunu herkes anladı.

2009 yılında Louis Vuitton için spor ayakkabı tasarladı. Louis adındaki bu ayakkabının promosyon döneminde “Bana artık Martin Louis The King Jr.” deyin açıklamasını yaptı. Trol bu defa insan hakları savunucularına trollüğünü yaptı. “Martin Luther’in 1.500 dolarlık bir ayakkabıyla ne alakası var?” diye soranlar söylenip kızdıklarıyla kaldı.

Kendine Tanrı diyen, insan hakları savunucusu olduğunu iddia eden ve deri jogging pantolonunu icat ettiğini düşünen (evet bu da var) birisi Kanye West.

Rolling Stone dergisinin albümlerine beş yıldız vermesi de beni ilgilendirmiyor. Zira buradan bakınca kendisi asistanlarının bazı kitap ya da filmlerden not ettiği isimleri, anlamını bilmeden kullanarak içi boş cümleler kuruyormuş gibi duruyor. Hitler, Martin Luther King, İsa, Tanrı... Bunları saçma sapan da olsa cümle içinde geçirince kendini çok önemli şeyler söylüyormuş gibi hisseden, sağa sola ilgi için saldıran bir tür trol olduğunu artık herkes kabul ediyor Kanye West’in.

Bu yıl olacakları hayal bile edemiyorum

Bu yıl rock âleminin en büyük festivali olan Glastonbury’ye davet edildi. Bu festivale, kendisine göre gayet efendi bir çocuk olan Jay-Z çağrıldığında bile olay olmuş, İngiliz festival fan’ları ayağa kalkmıştı. Ben bu yıl olacakları hayal bile edemiyorum. Ne trollükler, ne Nihat Doğan’lıklar bekliyor kim bilir İngilizleri.

Change.org üzerinde açılan Kanye West Glastonbury’ye gelmesin kapmanyasında imza sayısı 100 bine dayandı. Oradan anlayın işin ciddiyetini.

Bir zamanlar büyük sanatçılar aldıkları değil, reddettikleri ödüllerle tarihe geçerlerdi. Az konuşur, gizemli kalmayı tercih ederlerdi.

Kanye West gibi troller “Ödülü ben hak ettim, neden bana vermiyorsunuz?” diyerek kariyer yapıyor. “Süt Kardeşler” filmindeki Şener Şen gibi bitirmek isterim: “Seni hiç sevmiyorum Kanye West.”

CD

MASA ÜSTÜNDEN NOTLAR

TO PIMP A BUTTERFLY / KENDRICK LAMAR

Şu anda müzik piyasasında indie’sinden rock’çısına, hiphop’çısından house erbabına herkesin beğendiği tek albüm var. İşte bu. Adını boşverip içeriğe bakalım. Lamar hayatına Batı yakası rap ekolünün yeraltı dünyasında başladı. Gangsta âlemlerinde yeteri kadar takıldıktan sonra kendini (hatırı sayılır arkadaşları sayesinde) büyük şirketler düzeyinde de göstermeye başladı.

Bu üçüncü albümü funk ve caz temelli bir Amerika eleştiri albümü olarak nitelendiriliyor. Rap’çilerin “gangsta” geçmişleriyle yüzleşmeleri, bunu yaparken de işin içine sosyal perspektif katmaları basında pek sevilir. Lamar’ın yüzleşmesi gerçekten şık, stil sahibi ve hayli elit bir eleştirel yaklaşıma sahip. Kimileri bu albümün Lamar’ın kariyerindeki yerini, Curtis Mayfield’ın “There’s No Place Like America Today” albümüyle karşılaştırıyor. Bu örnek tam anlamıyla olmasa da durumu anlatıyor gerçekten de. n