Gözyaşı Çetesi’nin “Garip Dava”sı

Gözyaşı Çetesi’ni ve “Garip Davam” adlı albümlerini gözden kaçırmış olabilirsiniz. Hatta onlar kim diyenlerinizi de duyar gibiyim

Haberler, haberler, şok şok şok. El Bab’da gene şehit var. KHK’lar, davalar, gözaltılar... Timeline’da aşağılara kayıyorum.

Trump mı daha komik, taklidini yapan Alec Baldwin mi? Şu kesin ama, Baldwin’in Trump taklidi, Trump’ın gerçeğinden daha iyi başkan olur.

Son dakika! Adana’da iki IŞİD’li yakalanmış. Biri Lübnan uyruklu Danimarkalı, diğeri Irak uyruklu İsveçli. Terör örgütü değil United Colors Of Benetton mübarek. 90’larda umut dolu, farklılıkların ortadan kalkacağı global kardeş bir dünyanın hayalini kuran kampanyalar yaparken, insanlığın bu renkliliği de böyle yorumlayacağını hayal edemezdi tabii reklamcı Oliviero Toscani.

Bilgisayardan kafamı kaldırıyorum. Karşımda “La Haine” filminin afişi. Buraya kadar her şey güzel, her şey yolunda.

Mükemmel bir uyum

O esnada odamdaki eski tip kocaman hoparlörlerde Gözyaşı Çetesi’nin müziği ortalığı inletiyor. Başlayan şarkının adı “Bu An”.

Gözyaşı Çetesi’nin “Garip Davam” adlı albümü geçen eylülde piyasaya çıktı. Açıkçası ilk çıktığı dakika dinlemediğim için çok pişmanım. Ne yapıyordum, aklım nerdeydi hatırlamıyorum. Ama bir yandan da bu albümü dinleye dinleye eskitmediğim için seviniyorum. Şu anda başka bir şey dinleyemiyorum çünkü. Eskimesin diye mesela “Bu An”ı saatte bire indirdim.

Solist Pınar Balcı’yı sona bırakayım, enstrümanlardan başlayayım. Faruk Kavi gitarıyla grubun genel sound ve estetik anlayışını belirlemiş sanki. Mesela açılış şarkısı “Sana Anlatmam Gerek”teki hayranlık uyandıran gitar sound’u ve şelale gibi akan uzun sololar buna iyi bir örnek. Gitarı bir solo enstrüman değil, tüm yönleriyle bir sound makinesi gibi kullanıyor. Pek çok isimle çalışmış, farklı sound’lara ve tarzlara kulağı (halen Melis Danişmend’le çalışıyor), parmakları açık birisidir. Burada farklı bir yönünü ortaya koymuş.

Davul ve bas uyumu mükemmele yakın Gözyaşı Çetesi’nde. Bu iki enstrüman müziğe, sözlere, vokale ve genel anlamda ortaya çıkan grup atmosferine nasıl doğru katkıyı yaparız sorusunu doğallık içinde yanıtlıyor. Bir noktada artık ortada bas, davul falan da kalmıyor, herkes sanki aynı enstrümanı çalıyor, aynı dili konuşuyor, aynı resmi görüyor. Grup müziğinin güzelliği burada zaten.

Gözyaşı Çetesi’nin “Garip Dava”sı

Halen Athena’nın bas gitarı, bu ekibin Pınar Balcı ile kurucusu Umut Arabacı’yı Ogün Sanlısoy dahil (sanrım Faruk Kavi ile birlikteydiler o ekipte) pek çok sanatçıdan ve albümden tanıyorum, hatırlıyorum. “Sır”, “Sana Anlatmam Gerek”, “Garip Davam”, “Uyut Beni” üst düzey bas davul güzelliği arz eden şarkılar. Böyle kaliteli bas sound’u uzun zamandır duymuyorduk.

Davulda da tanıdık bir isim var. Sinan Tınar’ı Post Dial’dan tanırız. O da Athena’ya destek veriyor davulda. Arabacı ile birlikte hem Athena’da hem burada süper bir uyum yakaladıkları ortada.

Synthe’lerde Barış Çakmakçı ve perküsyonda Anıl Dağ’ın bütün bu tabloyu inceden gören, cilalayan katkılarını müziksever kulaklar hemen algılayacak.

Farklı bir vokal

Pınar Balcı’ya gelirsek. Ben son dönemde bu kadar çekici, farklı bir vokal hiç duymadım. Ne Türkçe kullanımında bir sorun bulabiliyorum ne vokalini kullanırken pesler ve tizler arasında yağ gibi kaydığında beni rahatsız eden bir şeye rastlayabiliyorum. Sözleri yazan, besteleri yapan Balcı, ekibin Umut Arabacı ile merkezinde yer alıyor ve bu müziğin ruhunu vokali ve sözleriyle veriyor.

Albüm Noiseist etiketiyle yayınlandı. Kayıtlar Fade Out stüdyosunda yapıldı. Albümün kapağı Halil Vurucuoğlu’nun “Zihin” adlı eseri.

Her dinleyişte bir detay daha keşfettiğim, yepyeni bir gitar hareketi, bir synthe tonu, bir zil vuruşu, tertemiz çalınmış bir bas notası duyduğum bu albüme dijital olarak sahip olmak mümkün. Umarım yakında plak, kaset, CD, MD, VCD, DVD, taş plak ve aklıma gelmeyen her tür ilkel ve fiziksel formatlarda da yayınlanabilir de alır evimize koyarız.

İtiraf ediyorum

- “Düetçilik” konusunda Metallica’dan kötüsü yok. Rahmetli Lou Reed ile düet yaptılar. Metallica ve Lou Reed gibi iki devden sinerji çıkacağına eksi değer ortaya çıktı, basbayağı kara delik oldu, hepimizi yuttu. Şimdi de Lady Gaga ile sahneye çıktılar. Bir artı bir gene etti eksi bir. Lars bırak bu işleri gözünü seveyim.

Gözyaşı Çetesi’nin “Garip Dava”sı

- Nokia 3310’un yeniden piyasaya sürülecek olması bana kaçınılmaz olarak tarih muhasebesi yaptırdı. 1 Eylül 2000’da lansmanı yapılan bu telefonu (evet, sadece telefon) kullandığımızda biz, 11 Eylül daha olmamıştı. Başbakan Ecevit’ti. 17-25 Aralık, 7 Haziran, 15 Temmuz takvimde sıradan tarihlerdi. Derdimiz tasamız gene çoktu ama huzurumuz yerindeydi, ağzımızın tadı vardı. 3310 bunları hatırlattı.