Güler sergisi eski İstanbul’u Londra’ya taşımış

Eklenme Tarihi26.04.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi26.04.2019 - 8:15

Fotoğraf sergisine gelerek fotoğrafların fotoğrafını çeken fotoğraf meraklıları arasında Ara Güler’in Saatchi Gallery’deki sergisini gezdim

Londra’nın elit mahallelerinden Chelsea’nin göbeğinde yer alan Saatchi Gallery’nin girişi heyecanlı bir sanatsever kalabalığını ağırlıyor. Bu tatlı kalabalık, bu sabah aynı zamanda ıslak bir kalabalık. Paskalya tatiliyle gelen bir haftalık bahar sıcaklarının ardından yağan yağmur Londralılara (ve turistlere) nerede olduklarını hatırlatmış gibi. Yağmur Londra’da insanları tanımak açısından çok önemli. Yağmurdan kaçan, koşturan, telaşlanan birilerini görüyorsanız işte onlar turistler ya da bu şehre yeni gelen ve henüz uyum sağlayamayanlardır. Gerçek bir Londralı yağmur karşısında hiç telaşlanmaz, yağmuru (ve soğuğu) yok farz eder.

Yağmuru hayli ciddiye alan turistler arasında, yağmuru çok da takmıyormuş gibi yaparak içeri girdim ve ikinci kattaki 12 numaralı galeriye ulaştım. Bu salonda 5 Mayıs’a kadar “Ara Güler Sergisi” yer alıyor. Geçen yıl 90 yaşındayken hayatını kaybeden fotoğrafçı ve gazeteci (kendisi foto muhabiri denmesini tercih ederdi) Ara Güler, ölümünün ardından bu sergiyle hatırlanıyor. Gördüğüm kadarıyla Saatchi’deki galerileri gezmeye gelen sanat turistleri, yanında fotoğraf meraklıları da (ellerindeki kameralara bakarak bunu söyleyebilirim) ufak ufak salona girmeye başlamış. Her fotoğrafın karşısında durup neredeyse bütün sergiyi hard disk’ine atan Asyalı turistler yanında beğendiği kareleri belki de evde daha yakından incelemek için fotoğrafını çekenler de var. Ben de gaza gelip bir iki fotoğraf çektim ve telefonumdaki “Bir daha asla bakılmadan hard diskte yıllarca duracak fotoğraflar” klasörüne özenle kaydetmiş oldum. Bir fotoğraf sergisine gelerek burada sergilenen fotoğrafların fotoğrafını çekmek günümüze has bir olgu olsa gerek. Kendi kendime “Şimdi ben çektiğim bu Eminönü fotoğrafını internete koysam telif doğar mı” diye düşünürken salonu baştan sona kat edip bitirmişim.

Belgeselci gözü

Sergide ağırlıklı olarak İstanbul fotoğrafları var. 50’lerden 80’lere uzanan bir zaman diliminde İstanbul sokaklarını, kıyılarını ve buraların insanlarını görüyoruz. Satıcıları, balıkçıları, çocukları, yaşlıları, ekmek peşindeki fakir fukarayı, çilekeş atları, köpekleri, kedileri, güvercinleri, köhne ahşap evleri, arnavut kaldırımı sokakları, boğaz kıyılarını, bakımsız mezarlıkları, kayıkları, mavnaları, takaları, elbette ki vapurları, galerinin bembeyaz duvarlarına yan yana dizilmiş fotoğrafları takip ederek izlemek mümkün.

Ara Güler’in objektifi sadece fakir fukarayı garibanı mı görüyor, yoksa İstanbul onun objektiften bakınca böyle melankolik, cefakâr, hüzünlü, dertli mi görünüyor? İstanbul böyle bir yer mi? Yoksa Ara Güler böyle görmek mi istemiş? Bu bir oryantalist göz müdür, yoksa çıplak gerçeklik midir? Doğrusu hâlâ tartışmaya açık konular bana kalırsa. Batılı gözler acaba ne düşünecek, ne görecek bu karelerde? Belki bir iki eleştiri yayımlanır ve okuruz.

Ara Güler’in salt güzel fotoğraf peşinde olan biri olmadığı biliniyor. O bir belgeselci gözüyle hikâye anlatmayı seviyordu. Dolayısıyla fotoğraflarını da sadece fotoğraf değil, anlatılmak istenen hikâyenin parçaları olarak görebiliriz.

Sergide Güler’in uzun kariyerinde çekme fırsatı bulduğu önemli kişiliklerin portrelerine de yer verilmiş. Alfred Hitchcock’u ya da John Berger’i karşısına alıp istediği pozu yakalayana kadar uğraşmış belli ki.

Ara Güler’in fotoğrafları, bir haftalığına da olsa Londra’da Batılı gözlere sunuluyor. Ancak hepsi bu değil. Ara Güler Araştırma Merkezi küratörlüğünde Cumhurbaşkanlığı sponsorluğundaki sergi Paris, Kyoto, New York, Roma, Mogadişu’yu da gezecek yıl içinde. Ara Güler, uzun kariyerine, uluslararası başarılarına rağmen fotoğraf sanatını yakından takip eden dar bir kitle dışında tanınmayan bir isim maalesef. Bu sergi onu ve fotoğraflarını dünyaya tanıtmak için güzel bir fırsat.

Etiketler