HALK KULİSİNDEN NOTLAR...

Efendim her gün Ankara’dan kulisleri aktarıyor yazarlarımız, muhabirlerimiz.
Ben de halkın kulislerini aktarmaya çalışayım. İnsanlar dost meclislerinde, aile toplantılarında, yemeklerde, otobüste, vapurda, işyerlerindeki öğle yemeklerinde ne konuşuyor ne düşünüyor, duyduklarım şunlar (fikirler anonim, özet cümleler benimdir):
* Aslında Türkiye’nin en temel sorunu seçim sistemi. Yüzde 10 seçim barajı olan yerde milli irade olmaz, çoğunluk diktası olur bu. Baraj inmeli ama nerde? Ne AKP’nin ne de diğer partilerin barajı indirmeye falan niyeti yok aslında hepsi hallerinden memnunlar. Kim iktidara gelse üzerine oturacak.
* HSYK, internet, MİT derken (öncesindeki alkol yasaklarını falan da unutmayalım) toplumu dört bir yandan baskı altına alan yasalar çıkarıldı. İyi de yarın iktidara CHP geldiğinde bu yasaların getirdiği kısıtlamaları, antidemokratik uygulamaları yeniden düzenleyecek yasalar çıkarılacak mı? Özellikle CHP bu konuda çok somut taahhütler vermeli.
* En tutarlı muhalefeti BDP ve HDP yapıyor ama zamanlama şanssız. Şu anda belki de şehirlerde oylarını artırabileceklerken mevcut durumda insanlar oyları bölmeye cesaret edemez.
* Kandırıldık. Yıllarca kandırıldık, balkon konuşmalarına aldandık ve her adımda daha fazla özgürlük diye diye hayat tarzımızı bile muhafaza edemeyecek hale geldik. Resmen aptal yerine konduk. Bir daha güvenmek mi, asla...
* Siyasal İslam tarihi bir şans kaçırdı. Tarihe geçmektense zengin olmayı seçti. Toplumda birbirine endişeyle ve şüpheyle bakan kesimler birbiriyle barışma ve önyargılardan arınma şansı yakalamıştı, bu şans büyük ölçüde kaybedildi. Bundan sonra Başbakan ne derse desin, AKP kökenli kim konuşursa konuşsun kendi sadık kitlesi haricinde kimse inanmaz. Bu iki kesim bir daha birbirine kolay kolay sevgi ve saygıyla bakmaz.
* Bana ne abi, dört beş seneye emekliyim, güneye gider kurtarılmış bir bölgede hayatımı geçiririm. Bu ülkede böyle gelmiş böyle gider...
* Seçime bir hafta kala öyle kasetler çıkacakmış ki... (Bu kaset ve ses kaydı çılgınlığı dizi çılgınlığını geçti. Herkes elde telefon, bilgisayar başında yeni kaset bekliyor...)
* Rüşvet yolsuzluk her yerde var. Daha önce de bir sürü bakan, bürokrat ve yakını yargılandı ve ceza aldı. Ne var yani adamlar en azından çalışıyor...
Durum bu...

‘Paralel devlet’i ilk kim telaffuz etti?

Herkes 17 Aralık 2013 konusunda hemfikir. Yani ne zaman bakanlar ve oğullarına operasyon düzenlendi, başbakan “paralel devlet” lafını telaffuz etti ve bu tanım lügate girdi deniyor. Bu tanımı Başbakan halka açtı ama “paralel devlet” Şubat 2013’te yani tam bir yıl önce Milliyet’te yayımlanan İmralı tutanaklarında geçiyor. Bu tutanakların tamamını okursanız, Öcalan’ın hükümete komplolar kuran bir “paralel devlet”ten söz ettiğini görürsünüz. Faydası zararı kime ayrı konu, ama “paralel devlet”in “copyright”ı galiba Abdullah Öcalan’ın.

Artık adını söyleyemeyen parti

AKP Kadıköy belediye başkan adayı bir süredir sağa sola seçim vaatlerini tanıttığı afişler asıyor. Ancak bu afiş ve banner’larda sadece isim var, parti yok. Aynı uygulamanın CHP’nin kalesi olan başka ilçelerde de yapıldığı kulağımıza geldi.
Geçenlerde Bağdat Caddesi’nde bir AKP seçim arabası ıslıklar, kornalar ve yuhalamalarla dakikalarca protesto edildi. Görüntüler sosyal medyaya da düştü.
Bir kesimi, başkanı olduğun partinin adına bile tahammül edemeyecek noktaya getirmek de bir başarı. Aday, aday olduğu semtte telaffuz edemiyor partisinin adını, kazanacak da yönetecek. Herkes otursun, bir daha bir daha düşünsün...

Montaj mı, değil mi?

Uluslararası ödüllü besteci ve ses mühendisi Erdem Helvacıoğlu’na sordum:
“Yüzlerce, belki binlerce ayrı konuşma kaydından kelime kelime kopyalama, yapıştırma, crossfade, volume automation vs gibi editleme yöntemleri ile bir kayıt oluşturulabilir. Ancak bura-da iki ana problem var. Birincisi her kelimenin ayrı bir tonlama ve duygu yoğunluğu olması. Kelime-ler tek başına doğru duyulabilir ama yan yana geldiklerinde tonla-manın yanlış olduğu rahatlıkla an-laşılabilir. İkinci bir konuda şu ki her ayrı kaydın ayrı bir ambiyans sesi ve ayrı reverbasyonu vardır. Bir kelimenin arkasında otobüs gürültüsü, diğer bir kelimenin altında ofis ambiyansı, bir kelimenin büyük bir konser salonunda, diğer kelimenin ufak bir odada duyulması gibi. O yüzden her kelimedeki ambiyans sesi ve reverbasyon farklılıkları kendini çok rahatlıkla gösterecektir.
11 dakikalık bu kayıttaki tonlama ve anlam bütünlüğü, ambiyansın ve reverbasyonun sürekliliği kaydın montaj olmadığını göstermektedir.”
Takdir sizin.