Hamburgercisinde bile DJ olan şehir!

Hamburgercisinde bile DJ olan şehir


Dünyanın en büyük elektronik müzik etkinliklerinden Winter Music Conference’ın 25’incisi Miami’de gerçekleşti. Türk DJ Junior (Serhan Kasımpur) iki farklı partide çaldı.
Ve daha neler neler...


Önce Miami’nin tarihi zenginliğine şöyle bir göz atalım: Yahudi soykırım anıtı, Güzel Sanatlar Müzesi, içinde yılanlar ve timsahlar olan bir hayvanat bahçesi (burada evlenmek çok modaymış), Gianni Versace’nin aynı zamanda öldürüldüğü evi (burada da evlenmek moda). Gloria Estefan’ın evi (burada evlenilmiyor, ev), South Beach’e giderken görülen Star Island (üzerinde starlar yaşıyor. Sibel Can da burada mı diye sorduk tanımadı rehberimiz).
Bunun yanında “Scarface”, “Miami Vice”, “CSI Miami”nin çekildiği yerler var. “Dexter”ın önceden parçalayıp torbalara koyduğu cesetleri denize salladığı bölgeyi göremedik (tüh).
Miami elbette kocaman yer, kim bilir neler neler vardır. Ben size South Beach denen turistik sahilde ve şehrin muhtelif yerlerinde bir hafta boyunca devam eden Winter Music Conference’tan bahsedeyim. Ben bu haftanın sponsorları arasında bulunan ve bu çerçevede muhtelif partiler düzenleyen Miller’ın konuğu oldum. Partiden partiye koştum, muhtelif temaslarda bulundum, arada not tuttum:
-Bir DJ için Miami’de yılın bu zamanları bir yerlerde çalmak cidden önemli. Çünkü elektronik müzik aleminin en önemli isimleri, menajerler, organizatörler, sponsorlar ve elbette DJ’ler burada bir araya geliyor. Ve Miami dev bir partiye dönüşüyor.
-Miller Music Factory DJ kategorisinde birinci olan Junior yani Serhan Kasımpur iki ayrı partide çaldı. Panama ve Londra’dan iş teklifleri aldı. Uluslararası sular diye buna derim. Junior aynı zamanda Dinamo 103.8’in DJ’leri arasına katıldı. 11.11’de de pek yakında çalmaya başlayacak.
-Her gün onlarca parti var. Bob Sinclar’den David Guetta’ya, Calvin Harris’e Danny Tenaglia’ya en ünlü DJ’ler burada.
-Uçakta yanıma Karayipler’de tatile giden gay ve lezbiyen Hollandalı kuaförlerden oluşan bir grup oturdu. Elemanlar car car 5.5 saat kafa ütüledi. “Hemşehrim iki dakika sussanız kafa kalmadı” dedik. Sustular. İki dakika sonra Hollandalı kuaför gelip bana “sssssstt lan” dedi şok şok şok. Meğer grupta bir de Türk varmış, adam sorup öğrenmiş ne desem ben bu kıl Türk’e diye. Kıl oldum ama takdir ettim. Olaysız dağıldık.
-Bir insan günde hakkıyla en fazla üç parti kaldırabilir. DJ ve Miami uzmanı dostum DJ Fuchs söyledi. Akşamüstü bir tane aç karına, akşam yemekten sonra bir tane ve gece sabaha karşı. Lazım olur aklınızda olsun.
-Eskiden Amerika’ya gidene para toplayıp MacBook aldırmak modaydı. Şimdi para toplayıp Miami’den daire aldırmak herhalde. 35 bin dolara site içinde kombili daire varmış dediler, (kombisi benden).
-Miami’de hamburgerciden, bakkala kadar her yerde DJ çalıyor. Eğlence bitmesin kafası. Sabah 6’da başlayan parti de var, gündüz 11’de başlayan da. Saat başı halay çekilir misali, saat başı parti.
-Miami’de bastığınız yere dikkat edin. Havuza düşebilirsiniz. Ya da etmeyin düşün serin serin...
-Gündüz yapılan pool partiler bildiğin hamam. Havuzda otobüsteki gibi sıkışıklık sevmem. Tavsiye etmem. Ne varsa gecede var.
-Miller’ın alternatif plak şirketi Get Physical ile birlikte Charcoal Studios’da düzenlediği parti on numaraydı. Junior burada şahane bir set yaptı.
-İki dakika Miami’ye geldik ya illa her yer Türk. Önce yolda hiç tanımadığım bir Çinli “Bak, şu bakkal Türk” dedi. Akşamına Hakan Turkish Grill diye bir yer gördüm. Ardından South Beach’in göbeğinde Sultan Kebap. Bir nevi Miami’nin Kızılkayalar’ı, Bambi’si. Ve tabii içeride 24 saat DJ çalıyor. Paris Hilton, Lindsay Lohan falan takılıyormuş buraya parti sonrası.
-Kim Kardashian’ı görmedim.
-Martıların yerine pelikan koy, karga yerine siyah sığırcıkları, boğaz yerine kanalları hepsine koca bir sahil şeridi ve silikonlu memeler ekle. Al sana Miami. Ama Türkiye’nin en kötü denizi Miami’ye 10 basar.
-“Kadınlar üniforma sever.” İnsanları muhtelif teknik konularda eğiten bir okulun reklamı böyleydi. Miami dünyanın en materyalist yerlerinden.
-Bir yemek sırasında 14 tane convertible Lamborghini gördüm. Beş tane falan da Bentley geçti. Önemli olan dış güzelliği.
-Uncle Sam’s Music Store diye bir yer var. Giderseniz uğrayın, tek geçerim. Standart plak arşivi yanında bir de single’ların ve remix’lerin plak versiyonunun bulunması güzel. Ortam şahane.
-Şaka bir yana Miami’deki (ve genelde yurtdışı festivallerindeki) en çarpıcı gözlemim şu: İnsanlar partilere gerçekten eğlenmeye geliyor. Kimsenin kimsenin “karısında bacısında” gözü yok. “Ne baktın hemşehrim” yok. “Merhaba n’aber” deyince kimse “sen ne işsin” diye suratına bakmıyor. Herkes yeni birileriyle tanışmaya açık, kendi kapalı gruplarında sıkışıp geceyi bu şekilde tamamlamıyorlar. İstanbul’da bu yok işte. Yani Miami falan bahane, insanlık şahane.


Miami erkeği...
Hamburgercisinde bile DJ olan şehir
-Maşallah boy pos yerinde bir erkek türü. Kavruk, tıknaz, göbekli adam görmedim. Herkes “çalışmış”. Çalışmayana ekmek yok. - Dövmeci. Her yer dövme. - Şort giyiyor, bir de şu resimdekini. - Oldukça gay olabiliyor.
-Çiftleşmek istediğinde kalabalık gruplar halinde üstü açık arabalara biniyor, partilere dadanıyor.

Miami kadını...
Hamburgercisinde bile DJ olan şehir
-Silikon seviyor. Silikonu idrak ediyor. - Belli bir yaşa gelince derhal köşedeki estetikçiye gidip silikonlarını taktırıyor ve geleceğe güvenle bakıyor. -Fotoğraf çektirmeyi çok seviyor. Yeter ki siz isteyin. -Dans ve partilemeyi nefes almak, denize girmek kadar doğal buluyor.
-Mini elbise ve yüksek topuklu ayakkabıyı vazgeçilmezleri arasında görüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR