Hayatında hiç konsere gitmemiş yüzde 73’e...

Hayatımda hiç konsere gitmedim diyenlerin nüfusa oranı yüzde 73. Açıklayan İpsos araştırma şirketi. 77 milyonuz. 56 milyonumuz hayatında hiç konsere gitmemiş.
Yüzde 24 hiç müzik dinlemiyormuş. 18.5 milyon kişi eder. Duymamak için kulaklarını da tıkıyorlar mı araştırmada o yok.
Yüzde 96’mız baleye gitmemiş. Yüzde 80’imiz tiyatroya gitmemiş. Yüzde 56’mız sinemaya bile gitmemiş. Kelle sayısı hesaplamak bile anlamsız. Durumumuz bu.
Şimdi diyeceksiniz ki millet geçim derdinde, bunlar lükstür, fakir fukara nasıl para bulacak? İtirazım var.
***
Bakın 2012 yılında memlekette kayıtlı araç sayısı 19 milyon. TÜİK’in en güncel verilerine göre (2011) memleketteki hane sayısı da budur. Hane başı nüfus ortalaması 3.8 kişidir.
Araçların yüzde 56’sı otomobil. Kalanlar kamyonet, kamyon, minibüs, otobüs, motosiklet. Bir aileye dört kişi deseniz, her ailede bir araç var kapının önünde duran. Her iki aileden birinde otomobil var. Otobüs, minibüs, kamyonet gibi araçları dışında bırakıyorum.
***
Türkiye’de konut sahipliği oranına bakalım. İstatistikler yüzde 67’leri işaret ediyor. Pek çok Avrupa ülkesinden yüksek bu oran. Yani hayatında hiç sinemaya gitmeyen insanımızdan (yüzde 56) fazlası ev sahibi. Hayatımda konsere gitmedim diyen insan sayısı kadar (yüzde 73) insanımız kendi evinin sahibi olacak kadar varlıklıdır. Kapının önüne de iyi kötü bir araba koymuştur.
Bizim kültüre olan mesafemiz, ilgisizliğimiz illa yoksulluktan ya da yıllardır memleketi yönetmiş muhafazakâr kafaların kültür ve “entelektüel” düşmanlığından değildir sadece...
Biz hayatımızı ofislerde masa başında, fabrikalarda, madenlerde gece gündüz çalışarak ne için feda ediyoruz? Ev ve araba için.
Biz çocuklarımızı hayattan keyif de alsın, insanoğlunun yarattığı güzelliklerden de faydalansın, onları ayırt ve takdir etmeyi öğrensin, zihnini fikrini geliştirsin diye değil, ne pahasına olursa olsun ev ve araba alsın diye yetiştiriyoruz.
Biz milletçe insana değil, taşa, betona, demire, saca yatırım yapıyoruz.
***
Yüzde 73 ekonomik değil daha ziyade sosyolojik bir sonuçtur. Parayla pulla, fakirlikle sanıldığı kadar ilgisi yoktur.
Bugün Anadolu’da her sene onlarca, yüzlerce konser oluyor; belediyeler, her türlü yerel festivaller sanatçı ağırlıyor. Çoğu sponsorlu halk konseridir. Markaların sanatçıları turneye çıkardığı etkinliklerdir.
Sen bir kez bile konsere gitmediysen istemedin, ilgilenmedin, gönderilmedin. Hayatında sinemaya gitmediysen eve gidip son model bilmem ne ekran televizyonunda önüne ne çıkarsa onu seyretmeyi (yüzde 40’tır bunu söyleyen) tercih ettiysen bunun parayla ilgisi yoktur.
***
Bu istatistiklerin sadece kültür ve sanatla ilgili bölümünü kendimce değerlendiriyorum. Gerektiğinde kadına tokat atılabilir diye yüzde 18’lik kadın kitlemizi, medyaya sansür uygulanabilir diyen yüzde 60’ımızı, yürüyüş dahil hiçbir sportif faaliyette bulunmuyorum diyen yüzde 46’yı, kadının çalışması için eşinin izni gerekir diyen yüzde 57 oranındaki kadınımız ve yüzde 69 oranındaki erkeğimizi değerlendirmeyi siz okurların takdirine bırakıyorum.
Hayatında hiç konsere gitmemiş yüzde 73’e de en saf duygularımla diyorum ki, sevgili arkadaşlar, ağabeyler, amcalar, kardeşler, bacılar... Her kimseniz bir kerecik olsun bir konsere gidin. Üç kuruş denkleştiremiyorsanız en azından bir halk konserine gidin. Bir kere olsun gidin. Belki hoşunuza gider, güzel bir şarkıyı, sanatçıyı dinler, eve gülümseyerek dönersiniz. Eşe dosta anlatacak güzel bir hatıranız olur belki. Daha kaliteli yaşamayı hepimiz hak ediyoruz.

Yılbaşında alkol aldılar!

Bu yıl malum kanallarda yılbaşı kutlaması karşıtı dayatmaya uygun, yaratıcı habercilik gördük. “Halkımız eğlendi, bir araya gelerek eş dost mutlu oldu” tarafından görmek yerine yılbaşını, her yıl belli yerlerde olay çıkaran sarhoş meczupları “yılbaşı kutlayan halk” diye göstermeyi tercih ettiler.
Hayır yanlış anlamayın da bunun adı basbayağı kendi vatandaşından nefrettir. Belki fark edip utanırsınız...