Korsan tezgâhı

Geçenlerde Bağdat Caddesi’nde yürürken korsan film tezgâhı görünce tabiri caizse “nostaljik” oldum. En tepeye de “Çernobil”i koymuşlar. Eskiden millet ne izliyor, neyi merak ediyor korsan tezgâhından net anlardınız. Bu durum değişmemiş belli ki.

Korsan film, en son 2001’de Teşvikiye’de satın almış olabilirim. Kalitesiz VCD izleye izleye görsel standardı iyice düşen, HD görüntüye uzun süre “aşırı net” diye alışamamış insanlarız neticede hepimiz.

Evet, hepimiz alırdık korsan, çünkü başka türlü izleme şansımız yoktu. Ve yanlış anlaşılmasın, korsana para ödeniyordu o zamanlar. Hafifletici neden sayılabilir. Cebimizden bir bütçe çıkıyordu neticede.

Hatırladığım kadarıyla Beşiktaş’ta, Ihlamur yolunda bir pasajın içinde, Teşvikiye Hüsrev Gerede’nin girişinde bir dükkânda, Teşvikiye Camii önündeki tezgâhta korsancılar vardı. Elbette bunlar gizli saklı falan değildi. Bakkala sorsan korsancı nerede diye, sana şak diye gösterebilirdi.

Karşıda Suadiye’de Boyner civarında bir tezgâh hatırlıyorum. Ama tabii herkesin bildiği en büyük korsancılardan biri, Kadıköy’de bulunan The End adlı bir dükkândı. Bunun Bahariye’de şubesi bile vardı. Festival filmlerinden blockbuster’lara her şeyin korsanı bulunurdu burada. Bütün alternatif gençlik buradan korsan film alırdı. Kimse bunu gizlemezdi. Etik tartışma falan da yapılmıyordu. Onar onar toparlar, onda bir fiyatına çantaya atılırdı bu filmler. Öyle hemen şarlamayın, filmleri başka türlü bulma edinme şansı olmayan zamanlardı. Gurur duymuyorum ama başka çaremiz yoktu. Ne vizyona girerlerdi, ne yasal platformlar vardı, ne de televizyonlar bu filmleri ya da dizileri gösterirdi. Sadece film de değil. Konser videoları, müzik belgeselleri, müzik videolarının bulunduğu setler...

Nasıl oluyor diye merak edenleriniz olacaktır. Herkes bilirdi korsancıları ama kimse umursamazdı. Ben bu konuyu Radikal’de yazmıştım. Kadıköy Emniyet’ten bir müdür arayıp durumu açıklama ihtiyacı duymuştu. “Biz kapatıyoruz, iki gün sonra mahkeme kararıyla gene açılıyor. Böyle defalarca açılıp kapanan dükkânlar var” demişti bu müdür. Bir büyük endüstriydi demek ki bu işler.

Korsan film işi sonra elbette bireysel torrent’çiliğe döndü. Torrent korsan esnafını fena vurdu. The End kapanmak zorunda kaldı. Diğerleri de öyle. Geleneksel bir mesleğimizi daha böylece ufaktan kaybetmiş olduk. Torrent siteleri yasaklanıp taşındıkça, her defasında katalogları zayıfladı. “Kisckass de çok bozdu” falan diye diye insanlar artık yıldı, uğraşmamaya başladı. Bugün anneannelerimiz bile Google’a “dizi izle” yazarak çıkan sonuçlar arasından yolunu bulabiliyor.
Ya da Youtube’da bulunan yasal yüklemelerden izleyebildiklerini izliyorlar. Elbette büyük kısmı Türkiye’den ulaşılamasa da dünyada bugün onlarca şahane stream platformu her türlü yapımı anında gayet de makul bir fiyata ayağınıza getiriyor.

Durum buyken, bir korsan tezgâhı görmek bende arkeolojik bulgu heyecanı yarattı. Acaba kim hâlâ aylık stream platformu üyeliği fiyatına korsan DVD alıyordu? (Yanıt bence yaşı 60’ın üzerinde, teknolojiye bulaşmamış olanlar.)

Bu arada eğlence sektöründe teknoloji ilerledi, ama sanmayın ki hinlik bitti. Onu da gelecek yazıda anlatayım. Nerede bir yenilik var, orada mutlaka yeni bir yolsuzluk da var.