Metallica konseri için birkaç not

Yarın Dünya Kupası finali var ama kupa finali gibi bir de konser olacak İstanbul’da. Birkaç notum var, aklınızın bir köşesinde bulunsun...

* Kulaklık takmaya inanın. Volüm çok yüksek olacak. Sound harika ama ses düzeyi kulaklarınızda kalıcı hasara neden olabilir. Sanılanın aksine arkalarda da tehlike altındasınız. Hatta önlerde ve orta alanda ses çok daha iyi ve ses düzeyi makul oluyor. Yapmanız gereken şey muhakkak bir kulaklık almak. Hem bu şekilde grubun performansını daha net duyabilmek de mümkün.
* Yeni şarkıya ilgi gösterin. Metallica, Request By Metallica turnesinde yeni bir şarkı çalıyor: “Lord of Summer”. Bunu hayranları zaten biliyor. Belki bilmedikleri şu, bu yeni şarkı konusunda çok hassaslar. Kirk Hammett ile konuştuğumda bu şarkıyı çok beğendiğini söylemişti. Açıkçası oldukça sert ve uzun süren bir metal macerası şeklinde özetleyebilirim bu şarkıyı konserde izlediğim haliyle. 1991’de, bugün en fazla istenen şarkılarından “Sad But True”, “Enter Sandman”, “Nothing Else Matters”, “Unforgiven”ı içeren “Metallica” albümü çıktığında verdikleri röportajda (Rolling Stone, 14 Kasım 1991) Ulrich, “Hep eski şarkıları istiyorlar, yeni şarkıları çalınca tepki gelmiyor” diye konuşuyor. Düşünsenize yeni şarkı denenler bugünün en büyük Metallica hitleri. O yüzden yeni şarkıya tepki verin bence, memnun olacakları kesin.
* Anonslarda sabırlı olun. James Hetfield 1991’deki “Metallica” albümü için “Bu albüm Metallica’yı hiç dinlememiş birine de grubu sevdirebilecek şarkılarla dolu” demişti. Daha kısa ve anlaşılabilir şarkılar yaparak grubu ana akıma taşıyan bu albümün ağırlığı bugün de hissediliyor. Özellikle Türk hayranların seçtiği şarkılara bakarsak; bu şarkıların bazılarını sahneye çıkan Türk Metallica hayranları anons edecek. Anonslar heyecandan komik, acemice falan olabiliyor. Bunun benzerini Hamburg’da gördüm. Hayranlar sahnedeki hayranları yuhaladı. Bence bunları boşverip var gücünüzle alkışlayın. Ben bu uygulamaya bayılmasam da en azından birilerine hayatının tecrübesini yaşatacağı kesin.

Hetfield seyircinin arasında tebdili kıyafet dolaşabilir
* SMS oylamasına katılın. Konser sırasında da bir seçim yapılacak SMS atarak. Hetfield ilan edeceği iki şarkı arasında konser sonunda çalınmak üzere bir seçim yaptıracak. Konser boyunca ara ara bu şarkılar ve onlara dair SMS numaraları anons edilecek. Oylama ekrandan canlı izlenecek.
* Alana erken gidin ve Pentagram’ı izlemeyi de ihmal etmeyin. Muhtemelen James Hetfield de o sırada seyircinin arasında tebdili kıyafet dolaşıyor olacak, çoğu zaman yaptığı gibi. Özellikle ön grubu sahadan izlemeyi ve incelemeyi eğer vakit bulursa hiç ihmal etmiyor. Hamburg’da bunu yapmıştı, burada da yapacaktır. Pentagram’ı izlerken sağınıza solunuza iyi bakın.

İTİRAF EDİYORUM

* Modern tabularımızı derlemek istiyorum. Üst sırada dizi sonuna dair spoiler vermek var. Tam lafa giriyorsun “Abi yalnız ben o diziyi daha seyretmedim.” Haydaa, arkadaş beş yıl olmuş dizi biteli, seyret o zaman. Yok böyle bir baskı...
* Aynı listenin birkaç sıra aşağısında şu olabilir:
“Kendi kendini like ya da fav.” Aman ha, yanlışlıkla eliniz falan değer. Çarpılmaktan beter ediyorlar adamı.
* “Saatler sola dönecek” haberini hayretle ve ibretle okudum. Bolivya’da saatler sola dönecekmiş. Bu Batı’nın sömürge sistemine bir isyanmış. Başkan Evo Morales öyle buyurmuş. Daha önce de Chavez Venezüella’da kendi saat dilimini ilan etmişti. Liderlik sistemi böyle. Darısı bizim başımıza.
* Sultanahmet’te tarihi yarımadanın göbeğinde İBB tarafından görkemli bir adet tuvalet yapılmış olması ve bu tuvalete yürüyen bantla girilmesi fikri kime ait merak içindeyim. Kenarda köşede daha az göze batan
bir yerde yürüyen bantsız normal bir tuvalete giremiyor mu halkımız? Tuvalet fetişizmi neden?

Sicilya’daki mermere kazınmış şiir

Sicilya’da, güneşin gün boyu pişirdiği uçsuz bucaksız düzlüğün ortasında yükselen kayalığın en tepesinde bir kasaba Butera. Dar sokaklar, kapısında yaşlı amcaların hareket etmeden oturup size baktığı evler, birkaç dükkan, kafe, bir kilise, bir kale. Buranın küçük, şirin bir belediye binası var. İçine girince sol taraftaki duvarda, en tepede mermere kazılı bir şiir göze çarpıyor. Özenle kazınmış, oraya konmuş. “Topraktan, ateşten ve denizden doğanların en mükemmeli doğacak bizden. Ve insanlar ellerini korkmadan, düşünmeden, birbirlerinin ellerine bırakarak, yıldızlara bakarak ‘yaşamak ne güzel şey’ diyecekler.”
Tanıdık geldi değil mi? Nazım Hikmet Sicilya’da bir kasabanın duvarında. Belediye başkanına sordum. 2000 yılında milenyum şerefine bir özlü söz bulup duvara yazdırmak istemişler. Köyde görevli kadın öğretmen bu şiiri önermiş, herkes kabul etmiş. Hangi seçimde kazanılıyor böyle bir sevgi saygı, söyleyebilecek var mı?

CD

MASA ÜSTÜNDEN NOTLAR

“DEVELERLE YAŞIYORUM” GAYE SU AKYOL

Daha önce Mai, ardından Toz ve Toz ve Seni Görmem İmkansız isimleri altında farklı ekiplerle müzik yapan Akyol ilk solo albümünde indie-alaturka çizgisini bir adım öteye götürüyor. Sıradanlıktan kavrulan ana akım çöllerine bir güzel sağanak olmuş kendisi. Bol bol dinlenecek gibi bu yaz.

“DISCOPUNK” - ARTI 90

Punk’tan ziyade disco, R&B, popüler, electropop sularında gezinen ikili Tuncay Kalelioğlu ve
Murat Çapraz parti ortamlarında çalınacak şarkılar yapmayı hedeflemiş. Aykut Gürel prodüktör. Son yıllarda ağlayan rock’çılara o kadar çok maruz kaldık ki denemeye değer.