Plak günleri ve Kadıköy

24-25 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek Kadıköy Plak Günleri, yerel yönetimlerin kültür hizmeti anlayışı nasıl olmalı sorusuna güzel bir örnek

Gelecek hafta sonu programınızı şimdiden yapın. Kadıköy Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi bahçesinde Plak Günleri var. Biz buna aslında Kadıköy müzik camiasının İstanbullularla buluşması da diyebiliriz. Lise bahçesinde plakçısıyla, sanatçısıyla, müzikseveriyle buluşma. Plak kutularını karıştırma, muhabbet, yeme içme, Mete Avunduk ve Ozan Maral’ın DJ performansları. Murat Meriç, Cemal Ünlü, Güven Erkin Erkal, Murat Beşer ve benim de olduğum bir ekiple plak kültürünü, müzik dinleme alışkanlıklarını tartışma.

Plak günleri  ve Kadıköy

Konserler de var

Etkinlik elbette sadece laftan ibaret değil. Cenk Taner, Taner Öngür, Özge Fışkın, Cihan Mürtezaoğlu ve Nil İpek konserleri var. Bana kalırsa Kadıköy, tekrarı da muhakkak yapılacak şahane bir yerel festivale kavuşuyor. Sırf Kadıköylüleri değil, bütün şehri ilgilendiren bir hadise bu ve Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle düzenleniyor.

Kadıköy’ün İstanbul’un alternatif kültürü içinde hatırı sayılır bir yeri ve rolü var. Bugün pek çok konser salonu, bar ve kafeyi bünyesinde barındıran, irili ufaklı konserlerin, performansların yapıldığı Bahariye Moda ekseni yanında, iskeleden başlayarak Yeldeğirmeni’ne kadar artık müzik mağazaları, eski ve yeni plak dükkanları, sanat merkezleriyle dolu, çok renkli bir yer Kadıköy.

İstanbul’un başka hiçbir bölgesinde bu kadar çeşitli müzikle karşılaşamazsınız. İşin içine tiyatro, sinema, sahne sanatları, sergiler, 2014’te eski bir kilisenin Kadıköy Belediyesi tarafından kamulaştırılmasıyla sanat merkezi haline gelen Yeldeğirmeni Sanat, CKM Kültür Merkezi ve Süreyya Operası’ndaki rutin programları da katarsanız, Kadıköy cazdan klasik müziğe, rock’tan elektroniğe, tiyatrodan sanat sinemasına İstanbul’un kültür sanat alanındaki en canlı semti.

Kalıcı işler yapılıyor

Bence Kadıköy Belediyesi’nin kültür alanındaki kamu hizmeti yaklaşımı, yerel yönetimler kültüre nasıl bakmalı sorusuna çok güzel ve güncel bir yanıttır. Önemli olan içerikten de ziyade o içeriğe semtin, bölgenin, yerel insanların fikirlerini de alarak karar vermek. Onların ihtiyacını karşılamak, taleplerini göz önünde bulundurmak ve elbette makul fiyatlara kültür hizmeti sunmak. Geçici değil, kalıcı olmak.

Kadıköy Belediyesi bunu yapıyor. İnsanlarla buluşuyor, diyalog kuruyor, dinliyor. Ben buna şahidim. Başkan Aykurt Nuhoğlu’yla da, başkan yardımcılarından Onur Temurlenk’le de görüştüm, çay içtim, onları dinledim ve kendi bakış açımı anlattım. Her kesimden insandan görüş aldıklarını biliyorum.

O yüzden yaptıkları işler hep sonuç veriyor. Zamana yayılıyor ve kalıcı oluyor.

Yerel yönetim adı üzerinde yerel unsurlara danışmadan tepeden nasıl yönetilir ki başka türlü? Onun adı tepeden yönetim olur.

Uzun lafın kısası, Kadıköy müzik dolu bir hafta sonu yaşayacak. Kaçırmayın.

MİNİ TEST

Logitech, UE Ears Boom 2 hoparlör

Sesi sanki odanın dört bir yanında hoparlör varmış gibi yaygın, 360 derece etkili, tok, dolu ve doğal geliyor. Biraz yükseğe, benim gibi kütüphanenin bir rafına koydunuz mu inanılmaz performans alıyorsunuz. Yatay şekilde de kullanılabilir ama dik performansına bayıldım ben. Ergonomik düğmeler kullanışlı. Cihaza bağlanmak kolay. Yedi saniye bas bekle, iki kere kulağına salla, üç saniye amuda kalk tarzı uğraştırmıyor. Açınca şak diye cihazınıza bağlanıyor. Ağırlığı (540 gram) dezavantaj ama bu işlerde ağırlık eşittir ses kalitesidir, normal. 15 saat çalma ömrü gayet yeterli. Tasarımı ve malzemesi kaliteli. UE Boom uygulaması aracılığıyla uzaktan kumanda, iki hoparlörü paralel kullanım, 5 bant equilizer ile ince ayar mümkün. Su geçirmiyor. Sonuç: Sevmediğim bir özelliği olmadı. Tepe tepe kullanmalık.

Pazar albümü

Calico Review - Allah-Las

Kaliforniya usulü “60’s revival” grupları son dönemde hayli çoğaldı. Ama Allah-Las gibi kişilikli olanları sayıca az. 2012’den bu yana iki yılda bir albüm yaptılar. Calico Review, grup her ne kadar “Biz 60’lar nostaljisi yapan bir grup değiliz” dese de fena halde ve çok da başarılı bir 60’lar saykodelik albümü görünümünde. Bu gitar tonları ve davul sound’uyla başka türlü algılanmaları mümkün değil. Kendi adıma seviniyorum, güzel bir albüm ama onlar adına üzgünüm.