Sahilime dokunma!

Seçilmiş bir belediyenin kendi bölgesi için uygun bulmadığı merkezi bir uygulamaya karşı tek yapabileceği şey imza kampanyası açmaksa, orada durup sistemi sorgulamak lazım

erinden yönetim adı verilen ve iktidar partisinin programında geniş yer ayırdığı bir ilke vardı. Bu ilkenin çöktüğünün en son kanıtı Kadıköy Belediyesi’nin açtığı imza kampanyasıdır. Daha doğrusu işletilmesi keyfe keder bir-iki formalite niteliğinde hukuki süreç dışında, Kadıköy Belediyesi’nin imza kampanyası açmaktan başka çaresi olmamasıdır. “Sahilime Dokunma” isimli kampanya Kalamış-Fenerbahçe sahilindeki yat limanı çerçevesinde yeni inşaatlar yapılmasına karşı başlatıldı. Change.org üzerindeki metinde şöyle deniyor:

“Fenerbahçe-Kalamış sahil hattında yeni bir plan yapıldığını öğrendik. Bu plan, Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nda yapılaşmanın önünü açacak. Sahile yapılacak otel ve ticaret alanı, sahilin Kadıköylüler ve halkın kullanımına kapatılması anlamına geliyor. Biz
bu yanlıştan acilen dönülmesi için tüm yasal yollara başvuruyoruz. Ama biz bunu yaparken binlerce kişinin de bizim yanımızda olduğunu göstermemiz gerekiyor. Kalan sahillerimizi korumak, yapılaşmaya açılarak halkın elinden alınıp işletmelere verilmesini engellemek için Kadıköy Belediyesi’nin yanında olmanız dileğiyle.”

Yerel idare dinlenmiyor

Kadıköy Belediyesi ne yapsa işe yaramaz çünkü mevcut sistemde Büyükşehir Belediyesi her şeye karar veriyor. Ve nasıl karar veriyor biliyoruz. Hatta bazen bu merci bile devreden çıkıyor, doğrudan TOKİ ya da bakanlıklarda atılan bir imza yetiyor. Bu hep böyle gelişiyor. Yerel idare dinlenmiyor. Ayak bağı görülüyor.

Bebek sakinleri de sahillerinde yapılacak tekne parkına direniyor ama seslerini duyan yok. Kadıköy’e dev gibi bir cami yapılacak, Kadıköylülere soran yok. Yeni imar planında Moda sahilinin Mühürdar tarafında bir marina daha görülmekte ama bilgi veren yok. Göztepe Parkı
için de benzer bir süreç yaşandı. Maltepe sahil şeridinde benzeri oluyor. Gezi’de aynı şey oldu. Gezi Parkı’na ne yapılacağı aylarca Başbakanlığın en önemli gündemi oldu. Başbakan her gün bu konuyu gündeme getirdi. Bir park...

Umudu olan var mı?

AKP’nin parti programında Kamu Yönetimi başlığı altında bulunan yerel yönetim maddesinde şöyle deniyor: “Artık demokrasi sadece bir seçme ve seçilme rejimi değil, aynı zamanda katılma ve işbirliği rejimi olarak algılanmaktadır. Bu katılım ve işbirliğini gerçekleştirecek temel birimler ise yerel yönetimlerdir. Partimiz
bu doğrultuda;

1. Mahalli idarelere yerel ihtiyaçlara göre yönetim biçimlerini geliştirme yetkisini verecektir. (...) 3. Yerel yönetimlerin karar alma süreci ve bazı faaliyetlerine sivil toplum kuruluşlarının katılımını sağlayacaktır. 4. Kendi alanlarıyla ilgili düzenlemelere gidilmeden önce yerel yönetimlere danışılması ilkesini getirecektir.”

AKP’nin kendi programına uymasını bekleyenler var. Ama bu saatten sonra umudu olan var mı? İktidar partili olmayan belediyenizin hizmetleri yetersiz geliyorsa, belki de nedeni budur.

(Kampanyada 30 bin imza toplanmış, bilginize.)

Köpek sahiplerine sorular

- Üst katta 7/24 havlayan, sabahları ulumayı seven bir köpek yaşıyorsa biz onu her duyduğumuzda, “Ah ne tatlı şey canııım, ne güzel de uluyor” mu demek durumundayız? Yoksa azıcık da olsa söylenebilir miyiz?

- Bir kafede dalgın dalgın otururken bir anda koşarak gelen bir köpek burnunu tabağınıza soktuğunda sahibine gülümsemeyi ihmal etmeden “Ah canıım ne tatlısın sen” diye onu sevmeli miyiz?” Yoksa azıcık da olsa surat asabilir miyiz?

- Sokakta yürürken bir anda
mayına (dört ayaklı dostlarımızın poposundan çıkan şey) bastığımızda “ah ah ah haylazlar sizi” şeklinde sevimli olmak şart mıdır? Yoksa azıcık huysuzlanabilir miyiz?

PAZAR ALBÜMÜ

“Magic Whip” - Blur

Blur’ün bir araya gelip yeni bir albüm çıkarması çoğu grubun bir araya gelmesinden farklı. Blur eski günleri yad etmek, eski şarkıları çalıp söylemek için değil, yeni şarkılar yapmak için bir araya geldi. Ne kendini tekrar ediyor müzikleri ne de eskisinden bambaşka sulara açılıyor. Blur bir arada olsa bugün ne yapacaksa, onu yapmış. 2013’te Hong Kong’da yapılan kayıtların üzerinde çalışılarak oluşmuş bir albüm bu. Stüdyodaki birlikte çalma seanslarının üzerine Graham Coxon’ın getirdiği, Damon Albarn’ın üzerine söz yazdığı şarkılar. Elbette merak ediyorsunuz nasıl bir albüm? Aslında 12 yıl önceki son albümleri “Think Tank” çizisinde ama o bir ayrılık albümüydü, bu birleşme albümü. Onda Coxon tek şarkıda gitar çalıp (“Battery In Your Leg”) ayrılmış, gerisini grup tamamlamıştı. Şimdi ekip tamam. Blur “Think Tank”in kaldığı yerden devam ediyor. Kendi kişisel tecrübelerini değil, ortak belleklerini çalıştırdıklarını düşündüm dinledikçe. Coxon ve Albarn birlikte çok iyiler.

Sahilime dokunma

Karaköy’den manzaralar

- Tuğla duvarlı mekan sayısı giderek artıyor. Tostçu bile tuğla duvar önüne masa atmış. Çok “parizyen”. Gentrification denen şey bizde dönüp dolaşıp “tuğla duvarlı kafe”ye bağlıyor.

- Ferforje ayaklı mermer masalı mekanlar ve salataları pek cici ama öğle vakti bütün hipster’lar dönercide...

- Berbat nargilecilik hâlâ varlığını sürdürüyor. Bir kısmı kebap da vermeye başlamış. Nargile dumanında kıytırık kebap ye, Kral TV izle. Askerde ortam daha iyiydi.

- Türkçe dışında sadece Arapça ve Rusça konuşuluyor Karaköy’de, belli sokaklar ve mekanlar dışında.

- İstanbul Modern’de Mehmet Güleryüz retrospektifi var. Perşembe ücretsiz gün. Mutlaka gidin, İstanbul Modern’i sevin.