Mehmet Tez

Mehmet Tez

mehmet.tez@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

İkinci uzunçaları MUAF’ı yayınlayan Aga B: “Müziği çok seviyorum ama kendimi işin daha fazla söz tarafında görüyorum. Sözü en iyi şekilde telaffuz etmeye ve aktarmaya çalışıyorum”

Şair diyorlar, gururum okşanıyor

Aga B ile Skype üzerinden görüşüyoruz. Stüdyoda provadalar. “Üç ayda bitirmeyi planladım ama bir sürü aksilikten sonra bir buçuk yıla yayıldı” diye anlatmaya başlıyor yeni albümü MUAF’ı. Sony Music’in yan şirketi Basemode’dan yayınlanan MUAF’ta yer alan şarkılar bir önceki 2016 tarihli “Al, Bum”a göre üslup ve beat’ler açısından çok daha oturmuş, ne yaptığını bilen bir yerde. “Farklı zamanlarda farklı yerlerde kaydedilen şarkılardan oluşuyor. Aslında bir albüm bütünlüğü içinde kaydedilmiş bir prodüksiyon değil” dese de Aga B’yi (Burak Yelman) dinleyen herkes için onun insanı ağır aksak beat’lerle ele geçiren, derdini mırıldanır gibi ama güçlü sözlerle ifade eden tarzını tanır. Albümdeki estetik bu çerçevede ve dinleyen için bütünlük tam.

Haberin Devamı

“Kafi” ve Ezhel ile birlikte kaydettikleri “3500” albümün lo-fi, caz, breakbeat esintili beat’leriyle dikkat çeken iki şarkısı. “Bir gün albüme neyi alalım falan diye konuşurken çıktı ‘3500’. Benim hazır bir verse’üm vardı. Haydi o zaman deneyelim şöyle bir de nakarat yapalım falan derken ani gelişen bir parça oldu” diye anlatıyor. Aga B önceki işlerinde de kullandığı chill out altyapılarını burada farklı bir seviyeye taşımış gibi duruyor: “Gün içinde chill out müzikler dinliyorum. Burada duyup dinlediğim altyapılardan kullandıklarım oluyor. Çok özel örnekler isimler veremem ama kulağımı her zaman değişik müziklerle doldurmaya çalışıyorum. Bazen Bugy’den (albümün prodüktörlerinden) altığım altyapılar üzerine çalışıyorum. Bazen playlist’lerden beğendiğim altyapıları seçiyorum. Beat’lerimin tek bir yöntemi veya kaynağı yok. Bu anlamda albümün biraz dağınık olduğu da söylenebilir. ”

Müzik konusunda temkinli konuşuyor. Albümün müzikal analizini yapmaya girişmek yerine “Bunu başkaları yapsa ben de faydalanırım” gibi alçakgönüllü yorumlarda bulunuyor. “Albüm tamamen kendi dünyamla ilgili. Kapağında da görülebilir. Odamdayım, dış dünya pencereden görülen bir çerçeve içinde temsil ediliyor. Ben odamdaki pencereden dışarı bakıyorum. Siz oradasınız, ben buradayım. Albümün adı MUAF da oradan geliyor: “Soran olursa Aga B bu dünyadan muaf.”

Haberin Devamı

- Nasıl bir evde büyüdün?

Şair diyorlar, gururum okşanıyor

Albay çocuğuyum. Dedelerim, eniştelerimin bir kısmı hep asker. Ama otoriter bir evde büyümedim. Serbest bırakıldım. Ne yapmak istediysem hep saygı duyuldu bana bir şekilde. Abim çok ağır metal dinliyordu. Ben ondan biraz kaçıyordum. Başka bir ritmi seviyordum.

- Rap’le nasıl tanıştın?

Abimin arkadaşlarından biri bir gün bana bir kaset çalıyor. Kendi kaydettiği karışık kasetlerden biri. Arada bir rap şarkısı var. Onu hızlı geçmeye başladı. “Ne yapıyorsun, neden sarıyorsun” deyince “O sana gelmez küfürlü” demişti. Benim de çok ilgimi çekmişti. Daha sonra rap dinlemeye başladım. Sosyal çevre, başka rap dinleyenlerle iletişimler derken içine girdim. Başka müzik türleri dinleyen arkadaşlarımız da vardı. Onlarla bir araya geldiğimizde müzik yapmaya başladık. Biri gitarla bir şey çalıyor sen üzerine sözlerle giriyorsun, karşılıklı bir keşif süreci oluşuyor. Benim için çok heyecan vericiydi. Ezhel’in sahnelerine çıkıyordum. Afra Tafra adında bir reggae grubu vardı. Ben 2000’den beri rap ile uğraşıyorum ama kendimi müzisyen olarak görmeye başlamam Sercan’ın (Ezhel) Afra Tafra’sıyla paylaştığım sahnelerde olmuştur.

Haberin Devamı

- 2000’den bu yana rap yapıyorum dedin. Bu sürede neler değişti?

20 - 30 kişilik gruplardan şimdi binlerle ifade edilen katılımcıların bulunduğu konserlerden söz ettiğimiz bir yere geldik. 20 - 30 kişi toplanır çember olurdu. Ortada altaypılı ya da altyapısız biri rap yapardı. Konser buydu. Biz bu sürede çok farklı şeylerle uğraştık ama en çok burasını kazdık. Çok sıkıntıya girdiğimizde başka şeylere yöneldik ama içimizde kalbimizde bu hep vardı. Benim için dönüm noktası “Uçamayan Süper Kahraman” adındaki parçam olmuştur. O şarkıda şunu fark etmiştim. Ben kendi inandığım bir şeylerden bahsediyorum ve bu ilgi görüyor. Bu hoşuma gitti. Ben ne istiyorum, neye ilgim var. Dünyaya geliş amacım ne, bunun gibi sorular sorarak yolumu bulmaya çalıştım.

- Yanıtları bulabildin mi?

Yol çok uzun. Ama yanıtı bulmak için güzel bir yolda yürüdüğüme inanıyorum en azından.

- Kelimelerle oynayarak işini yapıyorsun. Kendini daha çok şair olarak mı görüyorsun, müzisyen olarak mı?

Müziği çok seviyorum ama kendimi daha fazla söz tarafında görüyorum. Sözü en iyi şekilde telaffuz etmeye ve aktarmaya çalışıyorum. Bizim için şair diyorlar. Yeni nesil ozanlar diyorlar. Ben bu tanımı seviyorum. Gururumu okşuyor açıkçası. Benim kendimi geliştirmeye çalıştığım yer de işin söz kısmı. Kendimi şair olarak görüyor muyum? Evet.

“İstanbul çok iyi ama çok yorucu”

- Şarkılarında, sen de Ezhel gibi güçlü bir şekilde Ankaralı olmakla ilgili hikayeleri çok kullanıyorsun. Ankaralılık nedir?

Burası çok huzurlu bir yer. Burada arkadaşlıklar, insanların birbirleriyle bağlılıkları burayı güzel kılıyor. İstanbul çok iyi ama çok yorucu. Sanatsal açıdan çok zengin ama acaba sanatı yapan birisi oradan beslenebiliyor mu? Sakin, dingin, huzurlu bir ortam bulabiliyor mu? İşine odaklanabiliyor mu? Bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı biz Ankara’ya kaçıyoruz. Burası böyle bir yer. İnsanlar güzelleştiriyor burayı. İstanbul’a gidip üç dört gün gezip takılıp sonra tekrar buraya geliyoruz.

- Söz yazarken bu laf şunu kızdırır, bu laf yanlış anlaşılır, bu Twitter’da olay çıkarır, bu yasaklanır diye düşünüyor musun?

Böyle konularla ilgili çekincemiz olmuyor. Çekincesi olan zaten bu kültüre ait olmuyor. Bizim işimiz, amacımız insanları rahatsız etmekten çok, hikayemizi alışılagelmişin dışında bir üslupla insanların kafasına yerleştirmek. Bunu yaparken insanları incitmek ya da herhangi bir sistemin beni yanlış anlaması eleştirmesi, birilerinin kızması beni korkutmuyor. Ama mesela üç - dört yaşında bir çocuğun beni dinledikten sonra kafasında kalacak şey beni daha çok ürkütüyor. Ona dikkat etmeye çalışıyorum. Vurdulu kırdılı çok fazla rap var. Gündelik dilde var bu zaten. Biz bu gündelik dili kullandığımızdan bu vurdu kırdı bizim sözlerimize de giriyor. Beni tek endişelendiren bunun gibi şeyler.