Sonbahar heyecanı

Sonbahar yaklaşırken açıklanan konser ve festival haberleriyle İstanbul hareketleniyor, bir süredir kaybettiği kültürel canlılığını arıyor.

St. Petersburg’daki Dostoyevski turlarını duymuşsunuzdur. Romanlarının geçtiği sokaklar, caddeler geziliyor. Varşova’da Chopin müzesinden parktaki konserlere, şehrin hemen bir saat dışındaki Chopin’in evine kadar pek çok turistik faaliyet kente gelenlerin ilgisini çeker. Stockholm’e gidenler ABBA Müzesi’ni de muhakkak programlarına alırlar. Geçenlerde, Beatles’ın meşhur şarkısına ilham veren Liverpool’daki “Strawberry Fields”in (Çilek Tarlaları) yeniden açılacağını okudum. Beatles turistleri için önemli bir ziyaret noktası olacağı tahmin ediliyor.

Paris’te sırf Pere Lachaise mezarlığında yatan şairleri, romancıları, müzisyenleri, filozofları görmeye her yıl o kadar fazla insan gidiyor ki. Çukurcuma’daki “Masumiyet Müzesi”ne gittiğimde kitabın sayfaları arasında yürüyor hissine kapılmış, bu harika müzenin yeterli ilgiyi görmemesinden üzüntü duymuştum.

Kültür turizmi önemli. Türkiye’nin 2000’lerin ilk yarısındaki cazibesini yeniden kazanması için yapılması gerekenlerden biri kültür turizmini destekleyip bu alanda gelen ziyaretçiyi artırmak. Bunun için de sosyal yaşamı, kültür sanat etkinliklerini desteklemeniz, yaratıcı ve özgür düşünen insanların önünü açmanız lazım.

Kültür sanat organizasyonu açısından hayli zor bir dönemden geçtik. Her türlü olumsuzluğa rağmen programlar, festivaller açıklanıyor ve benim gibi düşünenlere umut veriyor. Türkiye’de kültür sanat alanında kamu görevi özel sektöre düşüyor. İşte o yüzden bu alanda yapılan her etkinlik çok değerli ve anlamlı. Sonbaharda şehirde yer alacak konser, festival ve etkinlikler açıklanmaya başlandı. Aralarından ilgimi çeken bazılarını şöyle alt alta yazarak kısaca incelemek istedim.

Red Bull Music Festival’da neler var?

26-30 Eylül tarihleri arasında yer alacak Red Bull Music Festival, Red Bull’un dünyanın belli başlı şehirlerinde şehir kültürüne odaklı gerçekleştirdiği pek çok çalışmanın son halkası gibi görülebilir. Bu festival Sao Paulo, Los Angeles, New York, Paris, Berlin gibi şehirlerde hayata geçirildi. Şimdi sıra İstanbul’da. Şehrin kültürel kimliğine odaklı bir festival bu. Mesela Kadıköy Sineması’nda Türk yapımı B Movie’ler konuşulacak. Yılmaz Atadeniz’in 1972 yapımı “Yılmayan Şeytan” isimli süperkahramanlı fantastik filmi izlenirken Gaye Su Akyol ve Bubituzak filme sahnede canlı olarak müzikle eşlik edecekler. Filmin başrolündeki Kunt Tulgar’ın da katılacağı söyleşi çok eğlenceli olabilir. Kadıköy Sineması festival süresince gece yarısı gösterimleri yapacak ve fantastik Türk sinemasından örnekler sunacak.

Sonbahar heyecanı

İstanbul’un hip hop kültürüne odaklı bölümde Boğaz’ın iki yakasından rap ekolleri bir araya gelecek. Bir MC ve beatmaker bu çerçevede buluşacak ve doğaçlama yapacaklar. Olay Boğaz’ın iki yakasına uğrayarak giden bir vapurda geçecek. Bu etkinliğin partisinde Little Simz, Zebra Kant gibi isimler yanında ev sahipleri olarak Kamufle ve Ezhel yer alıyor. Festival programında, Red Bull Music Academy 20’nci yıl partisi var ki dikkate değer. Yerli yabancı pek çok isim arasında İpek Görgün Fennesz, The Bug vs Miss Red ortak performansları ve Dopplerefekt dikkat çekiyor. Beykoz Kundura Fabrikası’nda gerçekleşecek bu parti toplam 12 saatlik kesintisiz müzik ve dans vadediyor.

Sonbahar heyecanı

Zorlu PSM’de sonbahar

Zorlu PSM geçenlerde yeni sezonunda yer vereceği isimlerden bazılarını açıkladı. Artık İstanbul’un kültür merkezi haline gelen Zorlu PSM’de hemen tanıdık isimler dikkat çekti. Mesela Sicilya’ya yerleştikten sonra müziğine burada İtalyanca sözler ve yeni insanlarla devam eden Erlend Oye, ekibi La Comitiva (19 Eylül)ile ne güzel bir buluşma hazırladı kim bilir. Kruder & Dorfmeister (21-22 Eylül) gerçekten büyük sürpriz oldu. ‘90’ların sonu ve 2000’lerin ilk yarısı onların remikslerini ve sound’unu dinleyerek geçti neredeyse. 25’nci yıl konserlerinde bunca zaman elde avuçta ne varsa en güzelini sergilerler diye düşünüyorum.

Jazzanova Live feat. Paul Rendolph (2 Kasım) electronica, hip hop, soul ve caz sound’larına odaklı bir proje. Jazzanova ekibini ‘90’lardan bu yana hatırlayıp bilenlere konsere gitmeden 2018 tarihli “The Pool”u dinlemelerini öneririm.

Dünyanın en iyi basçılarından Victor Wooten (24-25 Ekim), müthiş Deniz Chambers ve saksofonda Bob Franceschini ile geliyor. Bu konser hem caz dinleyicisi için hem de biraz olsun bu enstrümanlara ilgi duyan herkes için çok özel bir deneyim olur.

İsveç’in progresif metal ekibi Pain of Salvation’ın (18 Ekim) Studio’yu nasıl “dağıtacağını” şu an düşünemiyorum. Gerçekten kaçırılmaması gerekir.

Rodrigo Amarante’yi (13 Kasım) “televizyondan öğrendiğimiz müzikler” konulu radyo programım için araştırma yaparken tanımıştım. “Narcos” dizisinin tema müziğinin sahibi, Brezilyalı şarkıcı ve besteci Amarante’yi mutlaka görün. Bir yanıyla ‘60’ların Tropicalia üstadlarının izinden devam ediyor yola.

Sonbahar heyecanı

Salon’da karakteristik isimler

Sonbahar heyecanı

Salon’un yeni sezon göz gezdirirken hemen Sons of Kemet’e (21 Kasım) odaklandım. Köşemi takip edenler İngiliz progresif caz sahnesinin yetenekli ekiplerinden Yussef Kamaal ve müziklerinden bahsettiğimi hatırlayacaklar. Brownswood çatısı altında müzik yapan ekipte saksofonda Shabaka Hutchings vardı. Bu yetenekli sanatçının solo işlerine de bakmanızı öneririm. Hutchings iki yıl kadar önce Shabaka Hutchings and the Ancestors projesiyle Akbank Caz’ın konuğu olmuştu. Bu defa yeni ekibi Sons of Kemet ile Salon’un programında. Salon’da dikkat çeken bir diğer isimler Amerikan rock ekibi Okkervil River (19 Eylül), Rhye (8-9 Eylül) ve Garanti Caz kapsamında gelen Warhaus (15 Eylül).