Sonbaharda gitmeniz gereken 10 konser

Yaz konserleri sezonu kapandı, sonbahar kulüp mevsimi açıldı. Kulüplerin eylül ve ekim programlarını inceledim, gidilecek konserler listemi hazırladım. Ve bunu yaparken bayağı zorlandım doğrusu

Nils Petter Molvaer 28 Eylül / Babylon
Büyülü bir müziği var. Bazen evde kulaklığı takıp köşeme çekilir, gözlerimi kapar dinlerim. Terapi gibi. Daha önce izlemediyseniz bu fırsatı değerlendirin. Bu adam elektronik müzikle cazı o kadar
özel bir formülle karıştırıyor ki.
Dinleyin: “Khmer” albümü klasiktir. İleri seviyedeyim, korkmadan öner diyorsanız “Hamada” en son çalışması.

Hercules & Love Affair 23 Ekim / BabylonSonbaharda gitmeniz gereken 10 konser
Antony and the Johnsons’ın vokali Antony ile Hercules & Love Affair’in birlikte yaptığı “Blind” bir-iki sene önce en baba dans hit’iydi. Şimdi bu hit’i yaratan Hercules & Love Affair yani DJ Andy Butler, Tim Goldsworthy ve Kim Ann Foxman ekip olarak geliyorlar. Tipik 80’ler disco kafası. Erasure falan seviyorsanız bunu da seversiniz. Geçen yıl Butler Otto’ya gelmişti ve gidememiştim. Bunu kaçırmam.
Dinleyin: “Hercules & Love Affair” isimli ilk albümleri her derde deva.

Lali Puna 8 Ekim / Salon
En sevdiğim gruplardan biridir. Bir yerde duyup bu ne diye DJ kabinine koşarsınız hani. Benim için öyle bir keşif Lali Puna. “Contratempo” hâlâ en sevdiklerim listesinde üst sıralardadır. The Notwist’in kardeş grubu Alman ekip bu yıl yeni albümleri “Our Inventions”ı yayımladı.
Dinleyin: “Scary World Theory” hâlâ en iyi albümleri bence.

Mulatu Astatke 22-23 Aralık / Babylon
Birkaç defa bahsetmiş olabilirim. Etiyopyalı caz üstadı Mulatu Astatke’nin çok belirgin bir tarzı var. Onu Jim Jarmusch’un “Broken Flowers” isimli filminin soundtrack’inde yer alan parçalarından tanıyor olabilirsiniz. Ama inanın tüm albümleri dikkati hak ediyor. Muhakkak gitmek lazım.
Dinleyin: “Ethiopiques, Vol. 4”. Derleme bir albümdür ama baştan sona boş yoktur. Bulunmalı.

Lee “Scratch” Perry 17 Aralık / Babylon
Dub deyince dünyada akla ilk gelen bir-iki isim arasında. Bob Marley’nin çağdaşıdır, toprağıdır ve kendi türünde ekoldür. Hafif de delidir ayıptır söylemesi. Bir ara “İçine şeytan girdi” diyerek stüdyosunu yaktığı kayıtlara geçmiştir. Benim tahminim Jamaikalıların geleneksel bitkisel formülü bazen paranoya yapabiliyor, ondandır.
Dinleyin: “Super Ape” albümü.

Ed Harcourt 25 Kasım / Babylon
Ben bu adamı ilk albümünden beri (“Here Be Monsters”, 2001) severim. “Apple of My Eye”, “Something in My Eye”, hele hele “Wind Through the Trees” diye bir şarkı vardır o albümde. Sabaha kadar oturan, yazan çizen falan biriyseniz dinleyin mutlaka. Ve bu albüm çıktığında bu adam 24 yaşındaydı. Benim ülkemde rock’çılar gözyaşları, sensizlik, yağmur gibi klişeleri patlatırken “God Protect Your Soul” diye bir şarkı yazmış biri bu. Merakla bekliyorum performansını piyanonun başında.
Dinleyin: “Here Be Monsters”

Tiefschwarz 15 Ekim / Babylon
Ben DJ’ler kadar detayına giremem ama ikiliyi Miami’de izlemiştim. Coşku tavan yapıyor. Şimdi kardeşlerden Basti geliyormuş. Kulüp müziği çok tarzım değil ama iyisini takdir etmeyi bilirim. O gece Red Bull’ları döşenip giderim.
Dinleyin: “Chocolate”.

Midlake 22-23 Kasım / Salon
Texaslı Midlake son bir-iki senedir alternatif rock dinleyen insanları heyecanlandıran gruplar arasına girdi. Uzun zamandır var olan bir grup aslında ama herkesçe tanınması son iki albümlerine denk geliyor. Bir daha nerede görürüz bilmiyorum. İyi bir folk rock konseri olacak. 70’lerden bu yana dinlediğim bütün folk gruplarının bir özeti gibi. Kesinlikle kaçırmam.
Dinleyin: “The Courage of Others” albümü şubatta çıkmıştı.

Brazzaville 21 Ekim / Salon
Amerikalı Brazzaville’in Türkiye’de acayip bir kitlesi var. Geçen kış Ghetto’ya geldiklerinde kapılar kırılmıştı. Solist David Brown bile şaşırıyor bu duruma. Brazzaville’in solisti David’in ayırt edici sakin vokalleri ve şarkılarındaki güçlü melodiler. Onlar sahnedeyken arkadaşlarınız gelmiş, evinizin salonunda konser veriyor rahatlığı hissediliyor.
Dinleyin: “Rouge On Pockmarked Cheeks” isimli 2002 albümleri.

We Have Band 16 Ekim / Bronx
Bant dergisi doğum gününü kutluyor. Altı yıl olmuş dergi çıkalı. We Have Band ile kutlayacaklar ve ben bunu kaçırmak istemiyorum. Biz We Have Band’i Rolling Stone’u yaparken arada gaza gelmek için dinlerdik. O zaman single’ları nette dolaşıyordu. Elektro rock kafaları ve dansın iyi bir birleşimi.
Dinleyin: “WHB” isimli ilk albümleri yeni çıktı.

Bu gece
Kadıköy Arka Oda’da çalıyorum.
Ne çalacaksın derseniz, tamamen “kafama göre stayla”. Arkadaşlarım bana gelince onlara evde nasıl çalıyorsam öyle. Saat dokuzda play’e basıyorum. Bakalım neler olacak...

İTİRAF EDİYORUM
* Sean Penn’in gözden düşmüş Cheyenne isimli bir rock yıldızını canlandırdığı ve halen çekilmekte olan “This Must Be the Place” filmini çok merak ediyorum.
* Roger Waters’ın The Wall turnesi kadar beni heyecanlandıran bir şey yok bu aralar. Albümü yeniden dinlemeye başladım. Bisiklete binmek gibi, insan bir kere öğrendi mi bir daha unutmuyor.
* Radiohead davulcusu Phil Selway’in solo albümü “Familial”ı dinlemek için sabırsızlanıyorum.
* Bant’ın 2 Ekim’de Tamirane’de düzenleyeceği Demonation festivalindeki bazı grupları çok merak ediyorum. Ayrıntılara sonra...
* Ayakkabı dolabında bir çift Harley-Davidson bot buldum. Kendimi 90’larda Gümbet’te sarhoş olup dövme yaptırdıktan sonra sabah hiçbir şey hatırlamayan İngiliz turistler gibi hissettim. Ne zaman, nasıl almışım ben bunları hatırlamıyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR