Şu ara dinlemeniz gereken 10 şarkı

Yeni çıkan albümler arasında dolanırken bir kenara not edilen muhtelif şarkılar... Bu aralar dinlemeniz iyi olur

1- “Big Cat” - Wild Beasts: İngiliz ekibin “Boy King” adlı yeni albümünün açılış şarkısı. Wild Beasts adına çok da alışık olmadığımız orta tempolu bir dans şarkısı formunda. Grup metaforlarla zamanın eleştirisini yapmaya, bu arada günümüzün indie/art rock manifestosunu yazmaya devam ediyor.

2- “Safe and Sound” JustIce: 2011’deki “Audio Video Disco”dan bu yana beş yıl geçti. Bu sürede dünya (memleketleri Fransa da) daha güzel bir yer olmadı ama Justice güzelleşmiş. Bu power funk disco parça yeni malzemelerin de habercisi.

3- “The Snowfalls” - Whyte Horses: Aceleye gelmiş gibi duran bol flanger’lı gitar arpejleri, riff’ler ve titrek bir kadın vokali, garaj kaydı izlenimi veren davullar. Bütün bu “çalakalem” estetiğine aldanmamak lazım. Söz konusu olan bilinçli bir 60’lar surf rock güzellemesi.

4- “TIny” - DInosaur Jr.: Babalar yeniden bir araya gelip müzik yapmaya başlayalı 10 yıl oldu. 2016 tarihli yeni albümün adı “Give a Glimpse of What Yer Not”. Bu distortion gitarları nerede duysam tanırım, severim. Dinosaur Jr. hâlâ yüksek enerjili müzik yapmaya devam ediyor.

5- “Furnaces” - Ed Harcourt: Harcourt’un “en cesur işi” olarak nitelenen, 19 Ağustos’ta yayınlanacak bu “eyvallahsız” albümün adı “Furnaces” ve aynı adlı şarkı single olarak yayınlandı. Harcourt günlük hayatın içinden hikayeleri şiirsel bir dille anlatmayı seviyor.

6- “Bad DecIsIons” - Two Door CInema Club: “Gameshow” adlı yeni albüm ekimde gelecek. “Are We Ready (Wreck)” ilk single’dı. Hafta başında ikinci şarkı “Bad Decisions” geldi. Grubun önceki iki albümünü çağrıştıran coşku seli şeklinde bir dans / rock şarkısı olan ilkinden farklı olarak bu defa disco esintiler ön planda. Bee Gees dinlemiş gençler belli ki.

7- “WIlder Than Me” - Fletcher C Johnson: Bu şarkıyı son derece hipster bir arkadaşım önerdi. Gerçekten o kadar hipster bir şarkı ki insan büyülenmiş gibi oluyor. Brooklyn çıkışlı ekip MGMT’nin erken dönem demo kayıtları tadında bu şarkıda. Albümün adı “Lesson in Tederness”. Dursun kenarda.

8- “Humbug MountaIn Song” - FruIt Bats: Chicago çıkışlı folk rock ekibi 2000’ler başındaki folk revival döneminde yıldızı parlayanlardan. 2013 sonrası kısa bir ayrılık ve ardından yeni bir albüm geldi. Banço ile işlenmiş şarkı o kadar meoldik ki kayıtsız kalmak imkansız.

9- “Jungle BIrds” - FlamIngods: Yağmur ormanı içinde dolanmak gibi bir şey, bu şarkıyı iyi bir kulaklıkla dinlemek. Etnik müzik anlayışını yepyeni boyutlara taşıyan, tabiri cazise sınırlarını esneten, önyargıları kıran ekiplerden İngiliz ve Bahreyn çıkışlı Flamingods. 2.5 dakikalık bu kısa şarkıyı tekrar almakta sakınca görmüyorum kendi adıma yürüyüşlerde.

10- “I Am ChemIstry” - Yeasayer: Yeasayer her zaman avangart, eklektik ve insanı çoğu zaman kulağını eğitmeye zorlayan bir müzik yapmıştır. Kolay kolay tarza türe gelmeyen şarkılarına yeni albümleri “Amen & Goodbye”da yenilerini eklemişler. “I Am Chemistry”nin garip, ürkütücü, yabancılaştırıcı efektleri hoşuma gitti galiba.

Marianne ölmüş dediler

Marianne Ihlen öldü yazıyor haberde. Gözlerimi kapatıp 1960’a ışınlandım. Yer Hydra Adası, Ege, Yunanistan. Sabah ve akşam birer saat elektrik verilen, bol güneşi, pırıl pırıl deniziyle el değmemiş bir toprak parçası ve bir küçücük balıkçı köyü. Bu köyde yaşayan bir grup şair, ozan, yazar...

Marianne şair kocası Axel ile ülkesi Norveç’ten kalkıp buraya gelmiş. Küçük çocuklarıyla. Bir süre sonra Axel eve dönüyor. Başka bir ilişkisi var. Marianne öğrenince adada kalmayı tercih ediyor. Bu sarışın genç kadınla kah bakkaldan ekmek alırken, kah postanede mektuplarını yollarken karşılaşan genç müzisyen ve şair, bir süre sonra ona âşık oluyor. Birlikte yaşıyorlar.

Adadan ayrıldıklarında ise hiçbir şey eskisi gibi olmuyor ama aralarındaki sevgi ve saygı her zaman devam ediyor.

Genç ozan, onu yazdığı bir şarkıyla ölümsüzleştirdi: “So Long, Marianne”. Evet, Leonard Cohen ve Marianne Jensen (sonradan Ihlen) bu iki isim.

Marianne bir daha ortalıkta görünmedi. Cohen onu 2009’da Norveç’te verdiği konserde arka sıradaki seyirciler arasında fark etti. Konuştular. Marianne sonradan evlenmiş, çocukları olmuştu. Birbirlerini sevgi ve saygıyla andılar.

Bu hikayeyi 2009’da Milliyet’te yazmıştım. Geçen hafta, 81 yaşında lösemi teşhisi konmasından bir hafta sonra hayatını kaybetti Marianne. Geride kendi deyimiyle mutlu bir hayat ve şahane bir şarkı bıraktı. Bize de o güzel şarkıyı dinlemek düşer şimdi. n