Tanışmanız gereken iki kız!

Bu hafta sonu yeni bir şeyler keşfetmek istiyorsanız Nikki Lane ve Ramona Lisa’nın yeni albümleriyle tanışın Nikki Lane, Amerika’nın Kuzey Carolina eylatinde annesinin Motown plaklarını dinleyerek büyüdü. Bir yandan evde country dinlendiğini anlatıyor. Müziği bu ikisinin karşımı gibi biraz. Bir umut New York’a atmış zamanında kendisini ama beklediğini pek bulamamış. Tasarımcılık yapayım falan derken şarkı yapmaya başlamış. Dikiş tutturamamış, “Ey New York yendin beni” deyip Nashville’e taşınmış ve bir vintage kıyafet dükkanı açmış. Nashville önemli bir müzik kenti ve pek çok iyi grubun da evi.

Lane’in burada The Black Keys’in beyni Dan Auerbach ile tanışması onun için bir dönüm noktası. Auerbach onun için “Şarkı söylemesini biliyor” diyor. Aslına bakarsanız bir tür country-blues Lana Del Rey’i olabilir kendisi.

“All or Nothing” Dan Auerbach prodüktörlüğünde geçenlerde yayınlandı.

The Black Keys müziğini seviyorsanız, şarkılarında kafasına göre takılmaktan bahseden arıza hatun kadınlardan hoşlanıyorsanız, Nikki Lane’e kulak verin. (Dan Auerbach’ın prodüktörü olduğu diğer albüm için hemen “Masa üstünden notlar” bölümüne ışınlanın, Lana Del Rey’in yeni albümüne göz atın.)

Tanışmanız gereken iki kız

Bazen kederli bazen neşeli melodiler

New York, Brooklyn çıkışlı synthe-pop ikilisi Chairlift’in solisti Caroline Polachek’in (Ramona Lisa) solo albümü “Arcadia” laptop’ta kaydedilmiş. “Pöf bıktık bu hikayelerden” diyeceksiniz biliyorum ama gerçek bu. İnsan yolda o kadar fazla zaman geçirince boş duramıyor tabii ve synthe-pop sularındaysanız bu o kadar da dert değil. Bir kulaklık ve bir bilgisayar yeterli. Mesela otel odalarında, bekleme salonlarında, transferler sırasında minibüslerin içinde tak kulaklığı kaydet. Yetmedi mesela uçak tuvaleti var. Hani iniş kalkışta elektronik cihazlar kapalı olsun deniyor ya. İşte o aralarda falan... Aynen böye yapmış Polachek, itiraf ediyor.

Şahsen ne zaman synthe sesi duysam 80’lere ışınlanıyorum. Bütün o gençlik filmlerinin efsane sahneleri falan gözümün önünden geçiyor. Bu albüm aynı etkiyi yarattı. Zaman zaman “kederli” zaman zaman “neşeli” melodiler. Konserine gidip coşulmaz ama kulaklıkta gittiğiniz yerde size eşlik edebilir. Yolda yapılmış, seyyar dinlenmeli.

İTİRAF EDİYORUM

-Asmalımescit’te işletmeler sokağa masa atınca adının işgal, Galata Meydanı’nına Beltur tarafından masalar konunca çay bahçesi olmasını Yeni Türkiye kriterleri olarak algılıyorum.

- “Fargo”, “The Wire”dan bu yana beni en fazla heyecanlandıran dizi olabilir. Ana hikayeye bu kadar benzeyen ama bu kadar da benzemeyen, ancak bu kadar heyecanlı bir dizi yapılabilir...

- David Lynch’in bir blog’a yaptığı iyi kahve tarifine katılıyorum. Acı olmayacak, bol kafeinli dahi olsa yumuşacık içimli, bol aromalı olacak. Böyle kahve yapan yer o kadar az ki.

MASA ÜSTÜNDEN NOTLAR

“UltravIolence” - Lana Del Rey

Herhalde Lana
Del Rey’in en profesyonel albümü bu. Prodüktörlerden biri Dan Auerbach. Sonuç? “Born To Die”ın yolundan devam ama daha iyi, daha farklı değil. Lana Del Rey yarattığı imajdan memnun. Klasikleşme yolunda...

“Luck” - Tom Vek

İngiliz indie-grunge-rock adamı yoluna devam ediyor. Elektronik efektlerle giderek çığırından çıkan bir parti ortamına çevirdiği indie rock sound’unu yeni şarkılarla zenginleştirmiş. “Sherman (Animals in Jungle)” ve “Pushing Your Luck” ikinci favorim. n