TIR'CI MEHMET AMCA

Antalyalı Mehmet Amca TIR’ıyla Türkiye içinde oradan oraya geziyor. Bazen makine taşıyor, bazen dev gibi bir balıkçı teknesi çekiyor, bazen demir, bazen bir su parkının dev kaydıraklarını.
Bulunduğu camiada sevilen, iş yaptığı zevatın tekrar tekrar arayıp sorduğu, elini öptüğü makbul biri. Yarım saat sohbet ettim, neden sevildiğini anladım. İçtenlikle konuşuyor. Açık sözlü, gerçekçi, mert, dümdüz biri. İçini okuyamam elbette ama iyi kalpli biri Mehmet Amca.
İki oğlunu okutmuş, büyütmüş işe güce sokmuş. Küçük olanın geçenlerde yeni araba aldığını keyifle anlatıyor. Kendi de çalışmaya devam ediyor. 60’larına yakın ama kolumu tutsa koparır o cinsten kuvvetli, canlı, zinde. Dertsiz demiyorum. Ama mutlu ve kendiyle ve hayatla barışık görünüyor. Çoğu zaman TIR’ında yatıp kalkıyor,
nerede iş çıkarsa oraya gidiyor. Yeter ki boş kalmasın, gittiği yerden boş dönmesin.
Öyle keyifli çalışıyor, işini öyle güzel yapıyor ki insanın canı TIR olmak istiyor. Türkiye’de işini seven, iyi yapmaya çalışan, o işi ‘şimdilik para kazandıran geçici bir baş belası ya da angarya’ olarak görmeyen insan o kadar az ki, böyle birini bulunca
sohbet etmeden üç beş soru sormadan geçilemiyor.
*
Komşularla sıfır sorun hamlemiz öncesinde İran, Irak, Suriye, Ürdün, ta Kırgızistan’a kadar kısmetine ne çıktıysa çekmiş götürmüş. Şimdi artık komşularımızla sıfır sorunumuz olduğundan hiçbir yere gidemiyor Mehmet Amca.
*
TIR’cı Mehmet Amca siyasetle iç içe biri değil. Gene de oyunu iktidar partisine verecek.
“Artık TIR girmeyen yer yok, hep yol yaptılar” diyor. “Çalıştılar” diyor. Antalya’da da şimdiki başkanı beğeniyor. Çok çalışıyor, önceden de çok çalışmıştı diyor, “Bundan önceki hiçbir şey yapmadı ki Mehmet Bey” diyor. Bunu söylerken parti falan gözetmediğini görüyorum.
Mehmet Amca’yla yarım saatlik sohbet, seçim öncesinde siyasilere ders niteliğinde. Kendisi sıradan bir seçmen olarak, ki çoğunluktadır, gayet net bakmaktadır seçimlere. Önemli olan hamasi nutuk değil icraat. Din, muhafazakârlık falan da değil. Somut, icraata odaklanmayan, ne yapacağını, neyi başaracağını halkın anlayacağı somut kelimelerle ifade edemeyen ilelebet kaybeder.
*
Ben bu satıları yazarken CHP’nin ekonomik paketini açıklaması belki bu yüzden daha anlamlı. Yaşanabilir bir Türkiye adındaki bu somut vaatler bütünü tam da Mehmet Amca’nın anlayacağı dilde asgari ücret diyor, emeklilere ikramiye diyor, kredi kartı borçlarına düzenleme diyor... Güzel noktalara temas ediyor. Ama yetmez. Devamı lazım. Seçimlere doğru ezberler bozulacak mı, 10 küsur
yıldır ilk kez şaşıracak mıyız? Bekleyelim görelim.

Biz gideriz tersine...

Memleketi yönetenler Batı’ya ha bire saydırıp istikbalimizi Doğu’da görmekte. Ortadoğu’nun bir şeyi olacağız (neyi olacağız bilemiyoruz ama bir şeyi olacağız kesin), Kuzey Afrika’ya açılacağız, Orta Asya’ya kültür ihraç edeceğiz, Arapların hepsine saç ekecek, Etiyopya ve Malezya’yla kanka olup dünyayı ele geçireceğiz. Ya da bunun gibi şeyler...
Doğu’nun ezilen, yaşam boyu diktatörlerden savaşlardan, baskılardan kaçan fakir fukara gariban halkı ise bizim ülke üzerinden Batı’ya ulaşma peşinde. Canlarını feda etmeye hazırlar Batı’ya ulaşmak için, ediyorlar da.
Bakın İtalya masrafları karşılayamadığı gerekçesiyle göçmen arama ve kurtarma programını durdurma kararı aldı. Uzmanlar yüzlerce, binlerce göçmenin Akdeniz’de hayatını kaybedebileceğini söylüyor.
Geçen hafta üç günlüğüne Bozburun’a gittim. Civardaki koylardan Symi (Sömbeki) adasına o kadar çok kaçak gidiyor ki iş sıradanlaşmış. Sahil Güvenlik devamlı devriyede. Ben oradayken dahi 20 küsur Irak ve Suriye asıllı göçmen denize açılmadan yakalandı da boğulmaktan kurtuldu. Bozburun’dan İtalya’ya bu akıl durduran insan ticareti size neyi anlatıyor bilmiyorum ama benim gördüğüm şu: Devletleri
yönetenler ve Ortadoğu halkları istikballerini farklı yönlerde görüyor.