“Türkiye’de bu kadar çok hayranım olduğunu bilmiyordum”

İstanbul’da 15 bin kişilik salon üç kez dolacak. İlk konserin biletleri tükenince ikinci derken üçüncü kondu ve Lopez’in dünya turnesinde üç kez üst üste çaldığı başka ülke yok. Bakın bu duruma ne diyor Lopez

“Türkiye’de  bu kadar  çok hayranım olduğunu bilmiyordum”

Jennifer Lopez’i ilk kez sahnede görünce insan şöyle düşünüyor: “Evet Jennifer Lopez gerçekten çok güzel bir kadınmış.”
Bir süre geçtikten sonra şöyle oluyor: “Jennifer Lopez çok güzel, fotoğraf çekmeliyim.”
Daha da sonra şöyle oluyor: “Tutmayın beni, öne gidiyorum belki eline falan dokunurum...”
Açıkçası Jennifer Lopez dinlemem. Hit’lerini bilirim çünkü bir yerlerde çalmıştır
ve duymuşumdur illa ki. Ama şunu söylemeliyim, dinlemesem bile Jennifer Lopez konserine gidermişim (giderli konser). Bunu konsere gidince anladım.
Madonna konseri gibi festival havasında geçmiyor, o kadar çok dansçı, top, tüfek falan da yok. Ama gerek de yok. Bir adet Jennifer Lopez var. Dans ediyor, sürekli kıyafet değiştirip hit şarkılarını söylüyor. Kimi zaman meşhur poposunu sallıyor kimi zaman baklavalarını gösteriyor. Kimi zaman çocuklarıyla göründüğü bir film sahnesinin önünde duygusal şarkılar söylüyor, kimi zaman hip hop’çı kıyafetiyle eller havaya yapıyor. Kendinizi bazen bir rap kulübünde, bazen bir latin dans kulübünde, bazen diskoda bazen de apaçi festivalinde hissediyorsunuz.
Ne gam, eğlence tam gaz.
Ben Almanya’da Düsseldorf yakınlarındaki Oberhausen’de izledim. 14-16
ve 17 Kasım’da İstanbul’da olacak Jennifer Lopez. İlk dünya turnesinde ilk kez bir yerde üç gün üst üste konser veriyor.
Neyse konser bitti, bir grup gazeteci olarak sahne arkasına gittik. Bize hazırlanan koltuklara oturduk. Karşımızda bir adet “beyaz deriden taht” kılıklı koltuk vardı. Boş olduğundan oraya JLo’nun geleceğini anladık. Eşofmanlar içinde, duşunu almış elinde suyla girdi, tahtına oturdu.
Her soruya gevelemeden yanıt verdi. Delikanlı
kadınmış JLo...

İstanbul’da üst üste üç konser vereceksiniz, ne düşünüyorsunuz?

Üç oldu mu? Umarım art arda günler değildir. Heyecanlıyım tabii. Daha önce Türkiye’de hiç bulunmadım. Kime sorsam İstanbul’un dünyanın en güzel yerlerinden biri olduğunu söylüyor. Los Angeles’taki arkadaşlarıma İstanbul’a gidiyorum dediğimde herkes çok heyecanlandı. Merak ediyorum yani...

Siz dünya çapında bir sanatçısınız ama ilk kez dünya turnesi yapıyorsunuz. Neden bu kadar gecikti bu turne?

Ben bunu şöyle görüyorum. Müziğin yanında bir film kariyeri yapacak kadar şanslıydım. Ve bu yüzden hiçbir zaman turne yapacak zaman bulamadım. Turne demek hayatınızdan bir yılı çekip alıyorsunuz demek. Ön hazırlıklarıyla birlikte martta başlıyor, aralık ayına kadar devam ediyor. Ben kendi adıma hiçbir şeye bu kadar uzun zaman ayıramadım. Film çekimleri en fazla üç ya da en fazla dört ay sürüyor. Bir albüm çıkardığınızda stüdyo çalışmaları, promosyon, konserler ve turneyi de eklerseniz çok büyük bir zaman dilimi demek. Galiba bugüne kadar hiç hazır olamadım. Facebook, Twitter gibi sosyal mecralardan artık dinleyicinizin ne istediğini anlayabiliyorsunuz. Edindiğim izlenim benim artık bir turneye çıkmam yönündeydi. Zaten sahneye çıkmayı, dans etmeyi çok seviyorum. Zamanı geldi dedik.

İlk konser biletleri tükenince ikinci, o da tükenince üçüncü konser eklendi. Türkiye’de bu kadar çok hayranınız olduğunu biliyor muydunuz?

Aslına bakarsanız bilmiyordum. Turnede işte bunu fark ediyor insan. Sürekli birileri sana dünyada bir sürü hayranın var diyor ama çok farkında olmuyorsun, sana gerçek değil gibi geliyor. Gidip onları görünce anlıyorsun ve eğlendiklerini görünce çok mutlu oluyorsun. “Tamam biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum” diyorsun. Yaptığın işin bütün yorgunluğunun ve zorluklarının sonunda galiba elde ettiğin en değerli şey bu.

İş dışında bir de özel hayatınız var. Çocuklarınız bütün bu zaman zarfında ne yapıyor?

Hep benimle birlikteler. Sadece şu anda burada değiller, babalarını görmeye gittiler.
Bir hafta orada kalacaklar.

Konser sırasında gösterilen videolarda çocuklarınız da yer alıyor. Özel hayatınızı seyirciyle paylaşmaktan çekinmiyor musunuz?

Hayır. Çünkü konser benim için güvenli bir ortam. Burada neyi, ne kadar paylaşabileceğimi ben kontrol edebiliyorum. İstediğim şeyi, istediğim biçimde doğrudan seyirciyle paylaşabiliyorum.
Bunu birinin aracılığıyla yapmam, birilerinin söylediklerimi yorumlaması gerekmiyor. Nasıl şarkılarımı istediğim gibi söylüyorsam, nasıl istediğim gibi dans ediyorsam, özel hayatımı da istediğim ölçüde paylaşabilirim. Anne olmak kimliğimin önemli bir parçası. Aslına bakarsanız hayatımdaki en önemli şey. Bu özelliğimi sahnede yansıtmamış olsam kendimi dürüst hissetmezdim.

Latin, R&B, pop farklı tarzlarda albümler yaptınız ve hepsinde de bir numara oldunuz.
Nasıl başardınız bunu?


Gerçekten hissetmediğim hiçbir şeyi yapmadım. Zaten öyle olmazsa kimse sana inanmaz. İnsanların bunu gördüğünü ve beni anladıklarını sanıyorum.

Oyunculuğa devam edecek misiniz?

Evet, elbette. Yeni filmim ocakta vizyona girecek. Jason Statham’la birlikte oynadığımız “Parker”. Oyunculuğu seviyorum.

Sahnede çok iyi görünüyorsunuz, formunuzu nasıl koruyorsunuz?

Çok dans ediyorum. Şovda gereken performansı göstermek için çalışman ve kendine iyi bakman lazım. Ben de bunu yapıyorum. Hareket edip yorulmak, doğru beslenmek ve dinlenmek. Bütün bunlar özellikle turnede çok önemli. Temmuzdan beri turnedeyiz ve kendimi harika hissediyorum.

“Obama’yı destekliyorsam kendim için destekliyorum”

Obama’yı destekliyorsunuz, onun propaganda videolarında yer aldınız. Buna rağmen sahnede buna dair bir mesaj vermiyorsunuz. Mesela Madonna mesajını esirgemiyor sahnede, sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

Herkesin kendi tarzı var. Ben şunu anlamıyorum, ben birini destekliyorsam kendim için destekliyorum. İnsanlar üzerinde bir etkim olduğunun farkındayım. Ve bu yüzden de bu konuda dikkatli olmaya çalışıyorum. İnsanlar bu tür konulardaki fikirlerini kendileri, kendi bakış açıları ve değerlendirmeleri sonucunda vermeliler. Sevdikleri ya da filmde görüp beğendikleri biri onlara tavsiye ettiği için değil. Ben birini destekleyebilirim ama başkalarını da bunu yapmaya zorlayamam ya da sahnede bu tür mesajları veremem. Ben “entertainer”ım. İnsanları dans ettirir, şarkı söyletir, iyi zaman geçirmelerini sağlarım. İşim bu.

Peki siz bir adayı desteklerken “Diğer tarafı destekleyenler beni dinlemekten vazgeçer, aman kimseyi kızdırmayayım” falan demiyor musunuz?

Ben seçimimi saklayacak biri değilim. Herkes kendi kararını kendi alır. Kimseyi seçimlerinden ve inançlarından dolayı yargılamam, nefret etmem. Onların da öyle yapmasını beklerim. Söyleyeceğim şeyi söylemezsem ben olmam.