Mehmet Tez

Mehmet Tez

mehmet.tez@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Başlığı okuyup hah bir bu eksikti demeyin, şu alıntıyı şuraya koyayım önce: “Plak beraberinde başka cihazlar ve alışverişler gerektiriyor. Pikap, iğne, iyi bir kafa, amplifikatör, ses sistemi... Bunun da ötesinde meraklısına plakları istifleyecek raflar, odalar, yani plak mobilyaları... Bambaşka bir pazardan ve müziksever kitlesinden söz ediyoruz. Bütün bu ekonominin odağında plak var. Ancak plak basan yer sınırlı. Ve bu yüzden de plak fabrikaları bugün değerli.”

Türkiye’ye plak fabrikası lazım

Bu satırları 30 Nisan’da yazmıştım: “Değerli bir yatırım: Plak fabrikası” başlıklı yazı.

Haberin Devamı

Plak basımı 90’larda sektörü CD’ler ele geçirince bitti. Plak fabrikaları kapandı, binalar satıldı, başka işletmelere dönüştü. Büyük müzik firmaları plak basım tesislerini tasfiye etti. Bir ekonomik gereklilikti o dönem için ve insanlar plağın geri döneceğini bilmiyorlardı. Tahmin bile etmiyorlardı. Bugün her dakika bir plak haberi müzik basınının gündeminde.

Basım süreci kısalıyor

Eskiden kalan teknolojiyle plak basan tesisler yeniden canlandırıldı ancak talep karşılanamıyor. 2017 sonuna kadar 1 milyar dolar değerinde 40 milyon yeni basım plak satılması bekleniyor Forbes’da ocak ayında yayımlanan rapora göre. Ve eski makineler yavaş. Bugün plak bastırmak için Avrupalılar Çek Cumhuriyeti’ndeki ya da Almanya’daki fabrikalarda, Kuzey Amerika kıtasındakiler de Kanada’daki küçük çaplı üreticiler de sıra beklemek durumunda.

Geçenlerde Avustralya’nın gelişen kenti Melbourne’da yeni bir plak tesisi hizmete girdi. Bir plağı 30 saniyede basabiliyor. Tamamen yeni teknolojiyle çalışılıyor ve plak basım süreci inanılmaz derecede kısalıyor. Yani teknolojik olarak da firmalar bu alana yatırım yapıyor.

Bugün Third Man Records’ın sahibi The White Stripes ve izleyen yıllardaki muhtelif projeleriyle ve solo işleriyle tanıdığımız Jack White, Third Man Pressing adlı bir plak basım tesisini Detroit’te hizmete soktu. Almanya’dan yepyeni altı makine getirtmiş, hayırlı olsun. Başka firmalar da aynı yoldan gidecektir.

Fakat öyle bir haber var ki gelen, diğerlerine benzemiyor. Plaktaki son durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. Müzik ve eğlence devi Sony 28 yıl sonra ilk defa plak üretme kararı aldı. Japonya’daki tesisinde yeniden plak üretecek.

Haberin Devamı

İhtiyacı görmek lazım

Bugün biraz müzik dinleyen, müzik seven herkes evine bir pikap, bir amfi ve iki hoparlör koydu. Veya bu tutkuyla araştırma yapıyor. Koleksiyoner falan olmak da şart değil, “Köşede çok değil yedi-sekiz sevdiğim plağım olsun, ara ara koyup keyifle dinleyeyim” diyenlerin sayısı da çok fazla. Bu, stream’e dayalı mevcut sistemi tehdit eden ya da bu gelişmeyi tersine döndürecek bir durum da değil. Sadece insanların müzikle arasında gelişen ve belli ki duygusal bir ihtiyaçtan doğan bir ilişki biçimi.

Bu vesileyle tekrar edelim. Türkiye’nin de hem yerli hem de yabancı talebi karşılamaya oynayacak kaliteli bir plak fabrikasına ihtiyacı var. Burası zengin bir ikinci el plak memleketi. Yerli plaklarımız değerli. Bu albümlerin yeniden basılması gündeme gelecek. Hatta bakın Orhan Gencebay’lar, Ajda Pekkan’lar, Barış Manço’lar ve zengin müzik külliyatımızdaki daha nicesi basılmaya başlandı. Ama yurt dışında. Şimdiden bu ihtiyacı görmek lazım.

Haberin Devamı

Masa üstünden notlar

“Hug of Thunder” - Broken SocIal Scene

Broken Social Scene bir gruptan fazlası. Kanada çıkışlı alternatif ekip (şu an 12 kişiler) 2000’lere damga vuran müzikal ruhun yaratıcılarından. Metric’ten Emily Haines ve Jimmy Shaw’u ve Feist’ı da barındıran orijinal kadrosundan isimlerle karşımızdalar bu beşinci stüdyo albümlerinde.

12 şarkılık albümde ağırlıklı olarak Kevin Drew besteleri yer alıyor. Broken Social Scene zinde, ayakları sağlam zeminde art pop şarkılarıyla karşımıza çıkmış.

Dinlemeniz gereken 5 şarkı

“On And On” - Curtis Harding: Sabah şarkısı diye bir şey gerçekten var ve bunu sanırım soul şarkıcıları ve orkestraları 50’lerde keşfettiler, Harding gibi yeni nesillere kadar aktardılar. Enerjik bir davul, şahane bir vokal, dipten derinden nefesliler, makine gibi bir bas. Günaydın!

“Mirage” - Toro Y Moi: 80’lerden retro down-tempo esintiler, iç gıcıklayan synthe tonları, majörlerden minörlere yolculuklar...

“You’re Not in Love” - The Radio Dept.: Soft power diye bir kavram var ya, kültürel gücü anlatan, işte İsveç’in böyle bir soft power listesi varsa “melankoli” ilk sıralarda. Adeta milli marka. Özetle The Radio Dept. döktürüyor.

l“Blue Train Lines” - Mount Kimbie ft. King Krule: İngiliz prodüktör ikili Mount Kimbie kendi muhitlerinden sokakların asi çocuğu King Krule’yi almışlar stüdyoya. Güzel bir sentez.

“Airborne” - Cut Copy: “Esmiyor abi” temalı günlere serinleten şarkı önerisi. Avustralyalı elektronikçilerin yeni gamsız single’ı yazın kalan kısmını denizli, havuzlu ortamlarda geçireceklere gelsin.