Van kahvaltısı yalanı

Ne Vanlı değerli okurlarıma, ne bugüne kadar ‘Van kahvaltısı’ adı altında bir takım peynirler, zeytinler falan yiyen değerli vatandaşa karşı bir saygısızlık etmek istemem ama ‘Van kahvaltısı’ benim son yıllarda gördüğüm en büyük yalan

Van kahvaltısı yalanı

Hafif Müzik bu hafta kahvaltıda. Dinleyin. Bizim mahallede bir tane Van kahvaltı salonu var. Tanıdığım insanlar gidiyor diye bir sabah ben de gideyim dedim. Kendime bir kahvaltı arkadaşı bulup masaya çöktüm. Mönüyü açtım. Bir adet “fullü” diyebileceğim Van kahvaltısı seçeneği var, bir de tek tek peynir, yumurta falan filan sipariş ediyorsunuz. Madem Van kahvaltı salonu burası o halde Van usulü kahvaltı isteyelim dedik. “Fullü”den istedik.
Bu tek kişilik olmazmış iki kişlik olurmuş. İki tane istedik. Van’da herhalde adet böyle dedik kendi kendimize. Van kahvaltısı ya bu...
Gelenleri söylüyorum. İki adet, kaldırdığınızda arkası görünecek incelikte taze kaşar dilimi. Buna büfe kaşarı da denir. Vapurda tostun arasına koyduklarından hani. Şu isimsiz markasız mal satan ucuzluk marketlerinde 10 kiloluk falan paketlerde istiflenenlerden.
İki adet yağsız, tatsız tuzsuz beyaz peynir dilimi. Bakkala gidip “param yok en ucuz beyaz peynirinizden verir misiniz” dediğinizde bundan daha
iyi bir şey verirler.
Domates! Ne kadar ilginç değil mi? Tam Van’a özel...
Zeytin. O da bakkaldan. Zeytinyağı falan yok, kupkuru. Vanlılar kuru zeytin yiyor olmalı.
Tahin pekmez. Koska marka. Koska marka da Van’a özel olmalı ki Van kahvaltı salonuna koymuşlar. Bizim buralarda bulunmuyor!
Bir adet süzme yoğurt içinde salatalık. Bana ilginç gelmedi. Ne yoğurt Van’dan, ne içindeki salatalık.
Otlu peynir. Masada Van’a ait tek şey. Ben zaten beğenmem.
Bal-kaymak. Nereden diye sormadım bile, çok sıradandı.
Çay. Termostan. Evet. Çay isteyince termoslu biri gelip termostan çay koyuyor.
Bir Van adeti olsa gerek.
Ekmekler de bayat en basit ve ucuz ekmekten. Dikkat edin, bayat. Ne taze çıtır,
ne de bayat ama kızartılmış...
Kesmedi yumurta söyledik sucuklu. Tadı tuzu yok. Ucuz bir sucuk kullanılmış. İncecik dilimlendiğinden pişerken kurumuş.
Yani tam bir fiyasko. Hesap iki kişi için
56 TL. Ben bu kazığı yedim. Siz yemeyin diye yazıyorum. Bakkalda satılan en dandik malzeme acaba Van’ın geleneksel kahvaltısı nasıl oluyor?
Araştırdım. İlk Van kahvaltı salonunu kim kurdu? Van kahvaltısı nedir? Kaç yüzyıldır ediliyor. Antep’in, Adana’nın, Bursa’nın Bolu’nun, Karadeniz’in, Ege’nin yüzyıllardır gelenekselleşmiş mutfak kültürü gibi bir kültür müdür Van kahvaltı kültürü?
Tarihi Van kahvaltısının kökleri 1947’ye dayanıyormuş. Yani o kadar da tarihi değil. Bir girişimci sütevi adı altında bir salon açmış. İlk Van kahvaltısında mönüde süt, çay, bal, otlu peynir, tahin pekmez varmış. Hiç de efsane olacak bir hali yok. Hadi lezzetli en azından doğal olduklarını farz edelim peki diyelim. Büfe kaşarı, zeytin, kalitesiz beyaz peynir yok gördüğünüz gibi. Cacık yok. Domates yok. İnce kıyılmış kalitesiz sucuk ve yumurta da yok.
70’lerde et ürünleri katılmış. Sucuk, pastırma falan. Hepsi zaten sıradan bir Türk ailesinin kahvaltısında bulunabilecek şeyler. Şöyle güzel bir kahvaltı edelim desek biz de alıp bunları yiyoruz zaten Van’a özel değil ki bunlar...
Van kahvaltısı bir ticari yutturmaca. Aynen köy kahvaltısı yutturmacası gibi (sanki köylerde insanlar bu sunulan şekilde kahvaltı ediyormuş gibi) şehirli insanın ‘pastoral’ düşlerini gıdıklayan bir kazıklamaca. Ucuzcu marketten alıp masaya koyuyosun. Nasılsa itiraz eden yok.
Şu an “Biz şu Van salonuna gittik harikaydı” diyenleri duyabiliyorum. İtirazım yok. İyi bir şeyler yemiş olabilirsiniz, ama benim söylediğim şey şu: Bir. O yedikleriniz Van kahvaltısı değil. İki. Zaten Van kahvaltısı diye bir şey de yok. Varsa yazın, bileyim, doğrusunu yazayım.
Hesabı ödedik, bir daha içinde Van geçen bir kahvaltı salonuna adım atmamaya yemin ederek Bağdat Caddesi’ndeki Le Pain Quotidien’e gittik. ‘Fullü’ kahvaltı yaptık. “Bakkaldan alınmamış” kaliteli peynirler, kaliteli kahve, reçeller, bal, nutella, oraya özel çok leziz ekmekler, üzerine güzel bir de omlet yedik. Kaliteli ve güleryüzlü bir servis aldık, hesap
36 TL geldi. Mutlu memnun ayrıldık. Tavsiyem, Türk kahvaltısı, köy kahvaltısı, Van kahvaltısı gibi uyduruk, tamamen kazıklamaya yönelik aldatmacaları yutmayın. Kaliteli ürüne ve hizmete para ödeyin. Adı ne olursa olsun.

Cevaplanması gereken sorular
- Sefil olduğum için mi müzik dinliyorum, yoksa müzik dinlediğim için mi sefilim? (Nick Hornby sormuştu, bende hala yanıtı yok.)
- İnsan aşık olduğunda neden bütün şarkıların, filmlerin, kitapların her notasının, satırının, sahnesinin altında binbir türlü yan anlam, alt metin, üst bilmemne aramak suretiyle hayatı kendine zehir eder? (Anonim.)
- Canlı yayında sesin karşıya geç gitmesi ve tepkinin geç gelmesi aslında gerçek hayatta da yaşanan bir insan ilişkileri problemi olabilir mi? (TV’den sordular.)
- Bir gün bir Türk restoranında
rakı, buz ve su aynı anda gelebilecek mi? (Mahalleden soru.)
- ”İnsan sürekli Drive filminin soundtrack’ini dinlemekten nasıl kurtulur? (Kişisel.)

İTİRAF EDİYORUM
- Madonna konserinde alkol yoktu yazınca, “hayır vardı biz gayet güzel içtik bütün gece” diyenleri hayret ve muhabbetle andım. Eğer dışarıdan içki sokmadıysanız içmeden sarhoş olmak deyimini gerçeğe dönüştürdünüz. Statta satılan biralar alkolsüz Efes’ti çünkü.
- Acayip bir şey buldum, dinledikçe daha çok dinlemek istiyorum. Ama kimseye söylemeyi, yazmayı, paylaşmayı falan düşünmüyorum. Bunu kendime sakladım.
- “Yazın İstanbul’daki vapurlara binerek rüzgarda durmak ve serinlemek” şeklinde tanımlanacak eylemi tarif edecek uluslararası bir fiil önerim var: Vapuring.
- “Profesyonel yardım” lafını çok seviyorum. Nereye çekersen oraya...